Asaf Ayaz’den İkinci Yazı: Küresel Sermaye

1

Küresel Sermaye olgusu çok dillendirilmiştir ancak siyasi amacı nedir ve neden Küresel Sermaye başlığı altında bir oluşuma gidilmeye ihtiyaç duyulmuştur sorusuna cevap verilmesi gerekir.

Avrupa I. ve II. Dünya savaşlarında yorgun düşmüş ve Dünya’nın Güç Merkezi olma iddiasını kaybetmiştir. Dünya’nın yeni Güç Merkezi ABD olmuştur. ABD’nin yardımcısı ise SSCB olmuştur.

ABD Dünya’yı yönetme konusunda kendi yönetim modelini oluşturmuş ve sistemi ekonomik güç ve silahlı güç olmak üzere iki gücün üzerine inşa etmiş , kendisi dışındaki hiçbir ülkenin yada ülke grubunun (AB gibi) hem ekonomik güce hem de askeri güce sahip olmaması için gerekli tedbirleri almıştır.

ABD savaşın kaybedenlerinden Almanya ve Japonya’yı yıkık ve harap bir şekilde bırakmak yerine silahlı güç bulundurmamaları kaydıyla ekonomik kalkınmalarını sağlamış. Bunlar üretmiş ABD ise tüketmiştir , aralarında kurulan üretim-tüketim ilişkisi devam etsin diye tasarruflarını ABD’ye borç vererek üretim-tüketim ilişkisinin yanında bir de borç-alacak ilişkisi tesis edilmiştir.

ABD’ye gelen artı paraları kullanan Finans çevreleri bir süre sonra parayı aldıkları ülkelerin menfaatleri üzere hareket eder olmuşlar. Bu amaçla II. Dünya savaşının galiplerinden SSCB’nin dağılması hususunda kurulan ittifaka destek olmuşlardır.

Küresel Sermaye II. Dünya savaşının mağlup ülkelerinin (buna İngiltere de dahil) oluşturduğu koalisyonun adı olmuştur ve siyasi amacı II. Dünya savaşı sonrası ABD ile SSCB arasında kurulan düzene itiraz etmek olmuştur.

Afganistan işgali ile meşgul olan SSCB’nin 1980’li yılların başında uygulanan düşük petrol fiyatı politikası ile baş edemeyince Doğu Avrupa ve Orta Asya’da kontrol ettiği ülkeleri bırakıp geriye çekilmiştir. Bu durum Küresel Sermaye çatısı altında toplanan ülkelerin en büyük başarısı olmuştur.

Sırada ABD vardı. ABD’yi de ekonomik olarak zayıflatıp kontrol altına almak adına ABD’nin üretim gücü hedef alınmıştır. ABD üretim gücünü kaybettikten sonra Amerikan sisteminin dayandığı iki büyük gücün biri ortadan kalktığı için topal bir sistem ile yola devam etmek durumunda kalacaktı veya II. Dünya savaşında yendiği ülkelerin kontrolü altına girecekti.
ABD buna 11 Eylül 2001’de küresel sermayenin simgesi konumundaki ikiz kuleleri hedef alarak cevap vermiştir. Sonra güvenlik kaygıları ile yükseltilen petrol fiyatları sayesinde eski müttefiki Rusya’yı ekonomik olarak canlandırdı. ABD ve Rusya ittifakına daha sonra Türkiye de katıldı.

Küresel Sermayenin en büyük ortağı Avrupa kendi içinde çatışarak kaybettiği Dünya Güç Merkezi olma pozisyonunu birleşerek tekrar kazanma yoluna gitmiştir ve bu amaçla Avrupa Birliği doğmuştur. Avrupa Birliği’nin sınırları Türkiye ve Rusya’ya kadar genişlemiş ve eğer Rusya ile Türkiye de Birliğin kontrolüne girmiş olsaydı ABD için sonun başlangıcı olurdu. Çünkü Türkiye ve Rusya’nın da dahil olduğu bir Avrupa Birliği ile ABD’nin başa çıkması imkansız olurdu. Bu amaçla ABD yükselttiği petrol fiyatları ile Rusya’ya , körfez sermayesine Türkiye’yi adres göstererek Türkiye’ye yardımcı olmuş ve her iki ülkeyi de Avrupa Birliği’nin etki alanı dışında tutmayı başarmıştır.

Önümüzdeki dönemde ABD üretim gücünü tekrar canlandırmak isteyecektir ve II. Dünya Savaşı’nın mağlup ülkelerinin (Küreselcilerin) kurdukları büyük koalisyondan ise kopmalar olması beklenir.

Not: Asaf Ayaz’ın önceki yazısı

Asaf Ayaz yazdı: Trump’ın neden kazandığını anlamak için.. Ekonomik tercihlere bakmalı..

1 YORUM

  1. Allah biraz daha yakin bakmayi ve dengeli dusunmeyide nasip etsin ne desem bilemedim bu yaziya ..

    sonuna kadar okuttunuz ama kahve muhabbeti gibi olmus.

    Dunyada donen o kadar savas catisma ortami belirsizlikler bunlari bi kenara iterseniz amerika avrupa rusya vs yide tek kisi ler olarak dusunurseniz ustelik birde bunlarin bir kismini tanrisallastirisaniz cok dogru yasmizziniz )))

CEVAP VER