Delirmiş mi bu adam: CIA’de çalışmış.. Cumhuriyetçi.. Trump’ı ‘despot’ diye eleştiriyor; hem de nasıl eleştiriyor..

0

Geçmişte CIA’de çalışmış ve pek çok ülkeyi yakından gözleme fırsatı bulmuş biri Evan McMullin. Siyasetle de ilgisi var, son başkanlık seçiminde muhafazakâr çevrenin adayıydı. Kongre’de Cumhuriyetçi Parti’nin (CH) oluşturduğu bir birimin başında.

Ancak CP’nin adayı olarak başkan seçilen Donald Trump’ın kampanyası sırasında ve seçildikten sonra yaptığı konuşmalara bakarak, Amerikan toplumunu, Trump’ın kişiliğinden kaynaklanan bir tehlikeye karşı uyarma ihtiyacı duymuş…

New York Times (NYT) gazetesinde bugün çıkan makalesinde bunu yapıyor.

“Trump’ın söylemi” diyor, “Benim uzun yıllar gözlemlediğim otoriter rejimler liderlerinin zihniyet dünyasını yansıtıyor…”

“Yargı bağımsızlığını sorguluyor.. Basın özgürlüğünü tehdit ediyor.. Müslümanların kanun açısından eşit haklara sahip olmalarına karşı çıkıyor.. İşkenceyi onaylıyor.. Amerikan vatandaşlarına, cinsiyetlerine, ırklarına ve dinlerine bakarak saldırabiliyor.. Barışçıl tartışma ortamı, iktidarın el değiştirmesi, gerçeğe bağlılık, yabancı müdahalelerden uzak durmak, siyasi amaçlı intikam için konumunu kullanmamak gibi demokratik ölçüleri küçümsüyor.. Anayasayı ve Yüksek Mahkeme’nin verdiği kararları önemsemiyor..”

 

Yukarıdaki eleştirilerin tümü Evan McMullin’in NYT makalesinden..

“Bunlar yeni şeyler değil” diyor ve ekliyor: “Otoriter liderler meşruiyetlerine algıyı artırmak için halkın kendilerine desteğini abartırlar; ama bunda esas maksatları, kendi güçlerini sınırlayan demokratik kurumları zayıflatmaktır. Oy kullanmaya, seçime ve temsili organlara güveni de kendi güçlerini daha artırmak için azaltmaya çalışırlar…”

“CIA’de çalıştığım dönemlerde despotların bu tür taktiklerini çok gördüm; kendilerini sınırlayacak hiçbir şeye müsamahaları yoktur; gücü kısıtlayan her şeyin görmezden gelinmesini, önemsizleştirilmesini, hatta yok edilmesini arzu ederler; bir tek kendileri önemli olarak kalsınlar diye…”

Şunları da okuyun da CP’nin maaşlı adamının ülkesinin seçilen başkanını nasıl kıyasıya eleştirdiğini iyice görün:

“Bizim ülkemizde güç (iktidar) paylaşılır, dengelenir ki, despotlar çıkmasın.. Kendimizi Trump’ın en üst otorite olduğunu kabul etmeye şartlandırdığımızda, yönetim sistemimizi ayakta tutan yasalara, ölçülere, ilkelere daha az önem vermeye başlarız. Daha da tehlikeli olan, kendi değerimizi ve diğer Amerikalıların değerini de bu yolla azaltmaktır.

“Şunları unutmamalıyız: Bizler eşit insanlarız; yaşam, özgürlük ve mutluluk peşinde koşmak gibi doğuştan kazanılmış haklara sahip olarak doğarız. Bunlar bizim beşer olmamız hasebiyle sahibi olduğumuz haklardır; yoksa hükümet tarafından bize tanınmış birer lütuf değildirler. Hükümet öncelikle doğuştan kazanılmış haklarımızı korumak için vardır; biz de ona bizi yönetme hakkını bu sebeple tanırız işte.”

Şimdiye kadar Trump hakkında yazılmış en ağır eleştirileri, vaktiyle CIA’de, şimdi de Trump’ı aday gösteren partinin bir kurumunda çalışan birinin kaleminden okumak şaşırtıcı doğrusu.

Fırsat bulursanız okuyun derim.

Kaynak: NYT

CEVAP VER