Amerikalı Gen. Thomas: “Hükümet kendini toparlasın.. Yoksa..”

2
Gen. Raymond "Tony" Thomas

Yaroslav Trofimov bir ara AP ajansında çalışır, Roma bürosundan Ortadoğu’yu da izlerdi.

Şimdilerde Wall Street Journal gazetesinde Ortadoğu üzerine yazı ve değerlendirmeleri yayımlanıyor. ‘Siege of Mecca’ (Mekke’de Kuşatma) başlığıyla yayımladığı Harem-i Şerif’teki başkaldırıyı (1979) anlatan bir de kitabı var.

Biraz önce şu mesajını okuyunca irkildik:

“Ortadoğu’da kaç kişinin Trump’ın başkanlığını Mursi ile mukayese ettiğini ve gelecek yıl generallerin yönetimi ele almalarını beklediğini saymaktan vazgeçtim.”

Bizim coğrafyadan insanlar, kendisine, “Yahu sizin başkan ne kadar da Mısır’da kısa süre başkanlık yapmış, sonra da Gen. Sisi darbesiyle devrilmiş Mursi’ye benzemeye başladı” diyesilermiş…
Trofimov mesajı bizleri CNN International’de yayınlanmış bir habere yönlendirdi.
Haberde, 11 Eylül (2001) sonrasında kendilerine çok iş düşmüş, son yıllarda pek çok filme ilham kaynağı ‘Special Operations’ (Özel Operasyonlar) askerlerinin en yüksek komutanı olan Gen. Raymond ‘Tony’ Thomas’ın bir sempozyumdaki konuşması var.
Gen. Flynn’in istifasından hemen sonra başkente yakın Maryland’ta yapmış konuşmasını…
Şöyle demiş: “Hükümetimiz inanılmaz biçimde karmaşa içinde. Umarım çok geçmeden bunu çözerler, çünkü savaş içerisinde bir ülkeyiz…”
Kendisine bununla ne demek istediği sorulduğunda da, Thomas, “Hükümetimizin mümkün olduğunca dengeli olması komutan olarak beni ilgilendirir.”
Alın burada yakın.
Trofimov’un Ortadoğu’da konuştukları sonunda haklı çıkabilir mi?
Kaynak: CNNI

2 YORUMLAR

  1. Enteresan olan zamaninda Turkiye’de Mursi’nin “Guc bizde, biz ne dersek o olur” politikalarinin gundeme tasinmamasi. Daha yeni yeni haberimiz oluyor.

  2. Batıdan bu tür haberler gelmesi biz doğuluları oldukça şaşırtıyor, öyle ye batı demokrasisi demek bürokratik tüm kadroların, seçilmişlerin devlet aygıtının idare edilmesinde kullandıkları birer enstrümandan ibaret oldukları kanısıydı ve aksi de düşünülemezdi. Seçilmiş hükümetler batının büyük bedeller ödeyerek kurdukları müesses nizamın dümen suyunda gittikleri müddetçe de bu hep böyle oldu. Ne zaman ki farklı nedenlerle de olsa paradigmalarda “sapmalar” başgösterdiğinde ve dişlilerin arasına birileri çomak sokmaya çalışıp yön değiştirmeye yeltendiğinde, o ağır ve büyük dişlilerden gıcırtılar yükseldi. İleri gidilirse çomağı sokanı koluyla birlikte altına alacağına dair de emareler gösterdiler. Modern devletin eti, kemiği, sinirleri olan bürokratik ve hukuki yapı neredeyse yarı otonom bir hal aldığından, “seçilmiş beyinden” gelen aykırı istekleri birer gürültü olarak niteleyerek işlememe eğilimi gösterebiliyorlar. Askeri, idari ve hukuki elitler atanmış olduklarına bakmadan seçilmişlerin kararlarına takoz koymaya bile kalkabiliyorlar. Türkiye bağlamından bakacak olursak yıllardır demokratikleşmenin önünde bir engel olarak görülen “vesayet” öcüsünün ters bir okumayla, kurulmaya çalışılan batı tipi demokrasiye geldiği düşünülen tehditlerin bertaraf edilmesi için kullanıldığı gibi bir ihtimali de akla getirmiyor mu? Amerika ve Fransa’dan başlayan bu aykırı dilin sonuçlarının nerelere kadar uzanacağını izleyeceğimiz tarihi bir döneme girmiş bulunuyoruz.

CEVAP VER