“Ben Matematik İnsanı Değilim” Diyenler Yanılgı İçindeler, Halbuki “Elimizden Her İş Gelir”: Taksici Deneyi…

2
1987'de Ankara'da doğdu. Bilkent Üniversitesi Elektrik - Elektronik Mühendisliği Bölümü'nde lisans ve yüksek lisansını, Yıldız Teknik Üniversitesi Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği Bölümü'nde doktorasını tamamladı. Halen, Yıldız Teknik Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü'nde öğretim elemanı olarak görevini sürdürmektedir.

Günlük hayatımızdaki sohbetlerde sık sık işittiğimiz “kafam matematiğe çalışmaz”, “bende matematik zekâsı yok” tarzı cümleler ne kadar doğru?

İnsanlar doğuştan tarih zekâsı, matematik zekâsı, dil zekâsı veya türevleri ile dünyaya gelirler görüşü, hemen hemen bütün toplumlarda benimsenmiş bir görüş. Ama bu görüş, gerçekçi temellere oturmuyor.

Stanford Üniversitesi (dünyanın en iyi 3 üniversitesinden biri) Matematik Eğitimi Bölümü profesörlerinden Jo Boaler’a göre toplumlara yerleşmiş olan bu inanış (kendisi şehir efsanesi diyor), çocukların eğitimini kötü yönde etkiliyor ve öğrencilerin potansiyelini düşürüyor [1]. Profesörün görüşlerini anlatmadan önce, taksici deneyinden bahsetmem gerekiyor.

Taksici Deneyi

Londra’da taksici olmak isteyenlerin, İngilizlerin deyimiyle İlim (The Knowledge) sahibi olduğunu ispatlaması gerekiyor. Taksici adayları, 25.000 sokak ve binlerce önemli mekanın yerini ezberlemekten sorumlu oldukları, büyük bir sınava giriyorlar!

Londra’nın University College Üniversitesi Nörogörüntüleme Merkezi’nden Eleanoar Maguire ve Katherine Woollet 79 taksici adayı ve 31 kontrol grubu (sınava girmeyen), toplam 110 deneğin beyinlerini düzenli olarak gözlemledikleri çalışmalarında, taksici adaylarının, sınava hazırlanma safhasında beyinlerindeki değişimi ortaya koydular [2]. Taksici adaylarının beyinlerindeki hipokampüs ciddi anlamda hacim kazandı. (Hipokampüs, beynimizin ezber ve yön bulma işlemlerinden sorumlu bölümüdür.)

Bu gözlem, beynimizin de vücut kasları gibi çalıştırdıkça geliştiğinin ispatıydı. Ezberi zayıf olan birisi, ezberini geliştirebilir, matematiği zayıf birisi, beynin o bölgesini zorlarsa matematiğini geliştirebilir!

Madem Beynimiz Gelişiyor, Problem Nedir? Neden Bazıları Israrla Matematik Öğrenemiyor?

Bu sorunun cevabını, yine Stanford Üniversitesi Psikoloji Bölümü profesörlerinden Carol Dweck’ten alıyoruz. [3] Dweck, beynimizin büyüme yeteneğini belirleyen en büyük etmenin psikolojik etmen olduğunu söylüyor. İnsanlar yetenekleri konusunda iki farklı tip psikolojiye sahip olabilirler:

  1. Sabit Zihniyet (Fixed Mindset): Yazının başında belirttiğimiz inanıştaki insanlar bu sınıfta diyebiliriz. Beyninin bazı bölgelerinin doğuştan güçlü, bazı bölgelerinin doğuştan güçsüz olduğuna inanan insanlar.
  2. Gelişmeci Zihniyet (Growth Mindset): Beyin kapasitesinin sınırsız olduğuna, istediği bölümünü güçlendirebileceğine inanan insanlar. Bizim toplumda, “elimden her iş gelir” diyenleri ben bu sınıfa koyuyorum. Hakikaten o insanlar, kendini her dalda geliştirmeye açık oluyorlar.
fix-vs-growth_mindset_visual
Söylemlerimiz, psikolojimizi yansıtır.

Profesör Dweck’in, bu iki farklı psikolojiye sahip denekler üzerinde yaptığı deneyler sonucunda vardığı gözlem, gelişmeci zihniyete sahip insanlar hata yaptıklarında, beyinlerinin ciddi anlamda çalışmasıdır. Dweck 10 yaşındaki çocukların önce hangi zihniyete sahip olduğunu tespit ediyor. Sonra bu çocuklara, onların muhtemelen hata yapacağı, onların seviyesinin bir tık üstünde sorular soruyor. Hata yaptıklarındaki beyinlerinde oluşan sinyalleri gözlemliyor. Elde ettiği sinyallerin bir canlandırması aşağıdaki şekildedir:

fix-vs-growth-mindset
Gelişmeci ve sabit zihniyete sahip bireylerin, hata yaptıklarında gösterdikleri beyin faaliyeti

Bu canlandırmada, gelişmeci zihniyete sahip insanların, daha fazla beyin büyütme yeteneğine sahip olduğunu görüyoruz. Bu tip insanlar, özellikle hata yaptıkları zaman, beyin faaliyetlerinde ciddi anlamda bir yükselme oluyor. Sabit zihniyete sahip insanlar ise zorlanacakları bir soru karşısında, hata yaptıklarında, beyin faaliyetleri nispeten düşük oluyor.

Hata yapmaktan korkmamalıyız sanırım, ne dersiniz? Ama önce gelişmeci zihniyete sahip olmalıyız.

Eğitim Sisteminin Değiştirilmesi

Şimdi yazının başına dönelim, Jo Boaler taksici deneyi ve Dweck’in gelişen zihniyet teorisinden yola çıkarak, bütün problemin eğitim sisteminde olduğunu düşünüyor. Öncelikle öğrencilerin, öğretmenlerin, ebeveynlerin “sabit zihniyet” psikolojisinden uzaklaşması gerekiyor.

Dweck’in evdeki çocuk eğitimi ve okuldaki eğitimle ilgili pilot çalışmaları var. Basit bir örnek olarak, sınavda düşük not almış birisine not vermek veya başarısız demek yerine “henüz değil” (not yet) sınıflandırması yapmanın, çocuğun gelişen zihniyete sahip olmasında büyük bir etkisi olduğunu düşünüyor. Bu sayede çocuk, öğrenme eğrisinin başında olduğunu, henüz değil daha çalışırsa başaracağına şartlanıyor. Bir gelecek perspektifi sunuyor. Başarısız diye sınıflandırmada ise, öğrencilerin “benim matematiğe yeteneğim yok” gibi sabit zihniyetli bir psikolojiye girmesine neden olabiliyor. Başka bir örnek ise, ebeveynin çocuğuna yaptığı aşırı taktirin, çocuğu sabit zihniyete sokabileceğine, hata yapmaktan çekinir hale gelebileceğini söylüyor. Dweck, eğitim sisteminin, A’dan Z’ye gelişmeci zihniyetli psikolojiye sahip çocuklar yetiştiren bir formata bürünmesinin çalışmalarını sürdürüyor.

Özellikle eğitim sistemiyle ilgili kısımda, fazla detaylara girmek istemiyorum. Bunlar hassas ve pedagojik konular. Uzmanların yorumlaması gereken konular. Bu yazıda ben sadece genel bir tabloyu ortaya koymak ve bu konuya dikkat çekmek istedim.

Kaynaklar

[1] Jo Boaler TEDx Talks konuşması: “Matematikte nasıl başarılı olabilirim?”

[2] Maguire, Eleanor A., Katherine Woollett, and Hugo J. Spiers. “London taxi drivers and bus drivers: a structural MRI and neuropsychological analysis.” Hippocampus 16.12 (2006): 1091-1101.

[3] Carol Dweck – “Gelişmeci Zihniyet İnşa Etmek” adlı konuşması

2 YORUMLAR

CEVAP VER