İşte Aziz Sancar’ın “Nobel Ödülü Almalarını Bekliyorum” Dediği Bilim İnsanlarımız

0

ABD’de bulunan North Carolina Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülmesinin ardından gözler yurt dışındaki ve yurt içindeki diğer başarılı bilim insanlarımıza çevrildi.

Aziz Sancar bir röportajında: “Yurtdışında genetik ve biyoloji alanında araştırma yapan, çok iyi araştırmacılarımız var. Onların da gelecek yıllarda Nobel ödülü almalarını bekliyorum. Ben laboratuvarımda hep Türk öğrencilerle çalışıyorum. Mesela Nuri Öztürk, Halil Kavaklı çok önemli çalışmalar yaptılar, çok başarılılar. Nuri geçen hafta Cumhurbaşkanlığı’ndan bir teşvik ödülünü almış. Çok mütevazılar, görüştüğümüzde söylemediler bile” diyerek iki bilim insanımıza işaret etmişti.

Bir zamanlar Aziz Sancar’ın laboratuvarında çalışan Doç. Dr. Halil Kavaklı ve Doç. Dr. Nuri Öztürk şuan ülkemize dönmüş ve üniversitelerimizde araştırmalarını sürdürmekteler.

Koç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı olan Doç. Dr. Halil Kavaklı, altı çocuklu bir ailenin çocuğu. Hücrelere ilgisi olduğundan ilk tercihi olan ODTÜ Biyoloji’den mezun olmuş. Doktorasını Washington Devlet Üniversitesi’nde hücre biyolojisi üzerinde yapan Kavaklı, beş yıl Aziz Sancar’ın laboratuvarında çalışmış.

halil-kavakli

Kavaklı, şimdilerde yaptığı çalışmayı şöyle anlatıyor:

“İnsanla birlikte diğer memelilerde biyolojik saati anlamaya yönelik çalışmalar yapıyorum. Biliyorsunuz doğada her şey bir ritim içinde çalışıyor. Nefes alış verişimiz de bir ritimdir. Uyku ve uyanıklık süresine baktığınız zaman bir hücre, kaynaklarını rasyonel kullanmak istiyor. Ritim olmazsa, hücre kaynaklarını savurgan biçimde kullanır. Hücre, ertesi gün ne olacağını bilmediği için kaynaklarını 24 saatte en rasyonel şekilde kullanmak istiyor. Organizma o yüzden uykuya geçtiği zaman her şeyi minimize etmek istiyor.

Hücre ise bu minimizeyi, bütün genlerin ifadesini belli bir seviyeye çekerek yapabiliyor. Yani vücutta karanlıkta (uykuda) ve aydınlıkta (uyanıklıkta) molekül düzeyde ne oluyor? Bunun fizyolojiye yani hastalığa yansıması nedir? Düzensiz bir uyku sonucu, ileri vadede bağışıklık sisteminin çökmesi, kansere, diyabete ve depresyona yatkınlık artabiliyor. Depresyonu oluşturan genler saatin bozulduğunu nasıl anlıyor? Ya da kanser oluşturan genler saatin bozulduğunu nasıl anlıyor? Anlayabilmeleri için bizim gibi birbiriyle konuşmaları lazım. Kim kimle konuşuyor? Bir kanser oluşturma evresinde saatin bozulduğunu algılayan hangi protein? Bunların belirlenmesiyle ilgili de çalışma yapıyorum.”

Gebze Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Doç. Dr. Nuri Öztürk ise yedi çocuklu bir ailede yetişmiş. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden mezun olan Öztürk de, Bilkent Üniversitesi’ndeki doktorasının ardından Amerika’da Aziz Sancar’ın laboratuvarında altı yıl önemli çalışmalara katkıda bulunmuş.

nuri-ozturk

Biyolojik saatin kanser üzerine etkisi ile ışık tarafından biyolojik saatin düzenlenmesi konusunda çalışan Öztürk, çalışmalarını ve Türkiye’de bilime verilen değeri şöyle anlatıyor:

“İnsandaki biyolojik ritimler, her sabah gün ışığı tarafından yeniden kurularak senkronize kalmayı sağlar. Biyolojik saat; hücrelerdeki biyokimyasal işlemleri, bazı hormonların salınımı ile durdurulmasını, vücut sıcaklığındaki değişimle, DNA hasar tamirinin kapasitesi gibi birçok olayı ritmik olarak düzenler. Bu durumda biyolojik saatteki bozuklukların bazı hastalıklarla ilişkilendirilmesi sürpriz değildir.

Türkiye’de bilim adamı olmanın en önemli zorluğu araştırma için ayrılan bütçenin yetersizliği. Yurt dışındayken deneylerimde ne gerekiyor ise hiç düşünmeden talep ediyordum ve ertesi gün bu malzemeler elimizde oluyordu. Ancak ürünler çok pahalı olduğu için burada bir ürünü satın alacağınız zaman; “Bu deneyi ne kadar yapmak zorundayım?” diye düşünüyorsunuz. Ayrıca malzemelerin bize ulaşması da ayları buluyor. Ama ümitsiz değilim. Özellikle TÜBİTAK’ın yaptığı çalışmalar artık meyvesini vermeye başladı. Daha iyiye gidiyor. Ama bu bir süreç. Ayrıca bir bilim kültürü yerleşmeli.”

 

CEVAP VER