Emekli müftü Mehmet Gündoğdu yazdı: Şirk Nedir? Müşrik Kimdir?

0
Mehmet Gündoğdu
Emekli müftü.

Şirk Nedir? Müşrik Kimdir?

İnanç açısından insanların intisaplarını yazalım istedik. Beş bölümden oluştu.

1-Akâid ve İman nedir? Mü’min kimdir?

2-Tevhid nedir? Muvahhid kimdir?

3-Şirk nedir? Müşrik kimdir?

4-Nifak nedir? Münafık kimdir?

5-Küfür ve Tekfir nedir? Kafir kimdir?

Önemine binaen, bu konuları özetle dikkatlerinize arz etmek istiyoruz.

‘Akâid ve İman nedir? Mü’min kimdir, Tevhid nedir ve Muvahhid Kimdir?’ konularını  daha önce yazmıştık.

İşte şimdi ‘Şirk nedir? Müşrik Kimdir?’ konusunu yazdık, iki bölümden oluştu. İlk bölümünü buyurun okuyalım!

A-Tanımlar

Tevhid; İtikat açısından, Allah’ın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bir olduğuna inanmak, yani Allah’tan ortak, benzer ve zıtları reddetmektir.”

İbadet  bakımdan ise, ibadeti sadece Allah’a has kılmak, yani Allah’tan başkasına ibadet etmeyip yalnızca Allah’a ibadet etmek anlamına gelmektedir.

Sözlükte şirk “ortak olmak” ve “ortaklık”; “ortak koşmak” anlamına gelir.

Şirk koşana müşrik, şirk koşulana şerîk denir (Lisânü’l-ʿArab, “şrkmd.; Kāmus Tercümesi, “şrkmd.).

Terim olarak şirk;

“Allah’ın;

zâtında,

sıfatlarında,

fiillerinde,

ve O’na ibadet edilmesinde;

ortağı, dengi yahut benzerinin bulunduğuna inanma, kabul etmedir.”

Putperestlik; Latince “pagan”dan (köylü, taşralı) türeyen “paganizm” (paganisme) ile ifade edilen putperestlik “sûret ve temsillere yanlış sebeplerle değer verme, tâzimde bulunma, veyaibadet etme” şeklinde tanımlanır.

Çok tanrılı dinlerde ilâhî varlıkları temsil ettiğine inanılan obje ve figürlere tapınmaktan ibaret olan putperestlik de şirk kavramı içinde yer alır.

B-Şirk Nedir?

İslam, tevhid dinidir. Müntesiplerine her konuda tevhid inancının gereğinin yerine getirmeyi görev olarak verdiği gibi bu görevi kulluğun makbûliyetinin ön şartı görür.

Allah’a İman ve ona kulluk bütün insanların fıtraten hissettikleri bir ihtiyaçtır.

Bu ihtiyacın doğru ve sağlıklı giderilmesi tevhid inancıyla mümkündür.

Küfür imanı yok ettiği gibi, şirk’te tevhidi yok eder.

Tevhid inancını bozan yok eden şirk’i tanımak, bir Mü’minin/Müslümanın; din, İman bağlamında öğrenmesi, bilmesi gereken öncelikli konuların başında gelmektedir.

Şirk, İslâm âlimlerinin tevhidden sonra üzerinde en çok durduğu konulardan biridir.

İslâmiyet’te dinî hayatın bütün yönleri kişiye vicdan özgürlüğü kazandıran tevhid inancına göre anlam ve değer kazanır.

Şirk bir tür küfür olması sebebiyle ferdi, tevhidden uzaklaştıran, inananları  dünyevî ve uhrevi bütün haklardan mahrum bırakan belirleyici bir etkendir.

C-Tarihçe

İnsanlık tarihi, İman bağlamında ağırlıklı olarak tevhid ile şirk mücadelesi şeklinde geçmiştir.

Gelmiş geçmiş bütün peygamberler, tevhidi tebliğ ederken, küfürden ziyade şirk ile mücadele etmişlerdir.

İslâm kaynaklarına göre şirk hemen hemen insanlık ile birlikte, başlamış, özellikle, Hz. Nûhdöneminde putperestlik şekline dönüşerek, Âd ve Semûd kavimleriyle varlığını devam ettirmiştir. (Zemahşerî, IV, 164).

Hz. İbrâhim, şirk koşan putperest kavmiyle mücadele etmiş, fakat putperestlik geleneği başta Harrânîler (Keldânîler/Nabatîler) olmak üzere diğer milletlerde devam etmiştir.

Hz İsmail’in torunları Mekkeli müşrikler, dindarlığın merkezine şirki esas alan bir din anlayışını yerleştirerek, Hz İbrahim ile İsmail’in kutsal mirası olan, Kabe’yi putlarla doldurmuşlardır.

Hz Musa’nın kavmi, altından yapılmış bir buzağıyı ilah kabul ederek, daha sonraki dönemlerde de Üzeyir (a.s) Allah’ın oğlu olduğuna inanarak şirk koşmuşlardır.

Hırıstiyanlar da Hz İsa’yı (a.s) ilahlaştırarak şirk koşmuşlardır. Teslis inancı tam da bunu ifade eder.

D-Kur’an-ı Kerim’de Şirk Kavramı

Şirk, Büyük Günahtır.

Allah’a ortak koşan kimse şüphesiz büyük bir günahla (Allah’a) iftira etmiş olur.” (Nisa, 8)

Şirk, Büyük Zulümdür.

Lokman, oğluna öğüt vererek: ‘Ey oğulcuğum, Allah’a şirk koşma. Doğrusu O’na şirk koşmak büyük zulümdür’ demişti.” (Lokman, 13)

Şirk Büyük Cehalettir.

O’nu bırakıp tanrılar mı edindiler? De ki: ‘Kesin delilinizi getirin. İşte benim ve ümmetimin kitabı ve benden öncekilerin kitabı.’ Hayır, onların çoğu gerçeği bilmez de yüz çevirirler.” (Enbiya, 24)

Şirk Büyük bir Sapıklıktır

Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek şeylere yalvarandan daha sapık kimdir? Çünkü, yalvardıkları şeyler yalvarışlarından habersizdirIer.” ( Ankebüt,

Şirk Büyük bir Alçaklıktır.

Buzağıyı tanrı olarak benimseyenler, Rablerinin öfkesine ve dünya hayatında alçaklğa uğrayacaklardır. İftira edenleri böylece cezalandırırız.” (A’raf, 52)

Şirk, sağlam olmayan, dayanıksız eve benzer.

Allah ‘tan başka dostlar edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler!” ( Ankebut, 41)

Şirk Koşanların Kalpleri Korku ile Doludur.

Hakkında hiç bir delil indirmediği şeyi Allah’ a ortak koşmalarından ötürü, inkar edenlerin kalbine korku salacağız. Onların varacağı yer cehennemdir. Zalimlerin durağı ne kötüdür!” (Al-i İmran, 151)

E-Hadislerde Şirk Kavramı

Sahabeden Muaz b. Cebel anlatıyor: Bir gün Rasülullah (s.a.s.) bana, “Ey Muaz! Allah’ın kulları üzerindeki hakkı nedir? diye sordu.

Ben: ‘Allah ve Rasülü daha iyi bilir’ dedim. Rasülullah: “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, kulların yalnız O’na ibadet edip, başka hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır.” buyurdu (Buhari, Müslim).

Abdullah (b. Mes’ûd) (ra) anlatıyor: Resûlullah’a (sav) “Allah katında en büyük günah nedir?” diye sordum. “Seni yarattığı hâlde Allah’ın bir denginin olduğunu kabul etmendir.” buyurdu. ( Buhârî, Tefsîr, (Furkân) 2)

Abdullah (b. Mes’ûd) tarafından rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah’a bir şeyi ortak koşarak ölürse cehenneme girer.” (Müslim, Îmân, 150)

Ebû Bekir (ra) dan rivayet ettiğine göre, Resûlullah (sav), “Size en büyük günahın ne olduğunu söyleyeyim mi?” diye sorunca, ashâb, “Evet, buyur ey Allah’ın Resûlü!” dediler.

Bunun üzerine Resûlullah, “Allah’a ortak koşmak ve anaya babaya saygısızlık etmektir…” buyurdu.( Buhârî, Edeb, 6)

F-Müşrik Kimdir?

İslami istilahta Müşrik, Allah’a inanmakla birlikte, zatında, sıfatların, fiillerinde, kudret ve kuvvette ona denk başka İlahlar da var olduğunu kabul eden kimse demektir.

Kur’an-ı Kerim’deki şirk ve müşrik terimleri söz konusu olduğunda öncelikle Kur’ân’ındoğrudan muhatap aldığı Mekkeli Müşrik Araplar akla gelir.

Bilindiği gibi “la ilâhe illallah” akidesi, Allah’tan (c.c.) başka Allah olmadığı, O’nun ortağının, eşi ve benzerinin bulunmadığı esasına dayanır. Yahudi ve Hristiyanlar da, bu esası kabul etmeyerek Allah’a (c.c.) şirk koşmuşlardır.

Şöyleki; Allah, Yahudi ve Hristiyanların bu tutumları hakkında Kur’ân-ı Kerîm’de;

Yahudiler, “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Hırıstiyanlar ise, “İsa Mesih Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkar etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar! (Tevbe, 30)

1Müşriklerde Allah inancı

Kurân’ın nazil olduğu dönemde Araplar genel olarak, Allah adı ile tanıdıkları bir yüce Tanrıyı kabul ediyorlardı.

“Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar.(Ankebût, 29/61; Ankebût, 29/63; Lokman, 31/25; Zümer, 39/38)

Ayrıca Allah’ı kendilerini himaye eden Kâbe’nin Rabbi olarak kabul ediyorlardı.(Kureyş, 1- 4)

Fakat Mekkeli müşrikler Yüce Varlık olan Allah’ı ancak zor şartlar, büyük felaketler söz konusu olduğunda hatırlamaktaydılar. Onların çetin şartlar karşısında Allah’ı hatırlayışları Kuran-Kerimde ifadesini şöyle bulur:

Dalga onları karanlık bulutlar gibi kapladığı zaman, dini yalnız O’na özgü kılarak Allah’a yalvarırlar. Allah onları karaya çıkarıp kurtardığı vakit içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Zaten bizim âyetlerimizi ancak nankör hâinler bilerek inkâr eder,”(Lokman,32)

Gemiye bindikleri zaman dini yalnız O’na has kılarak Allah’a yalvarırlar. Fakat onları salimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah’a) ortak koşmaktadırlar.”(Ankebüt,65)

Allahın ulûhiyetini taksim eden müşrikler belki de isimlerini de taksim ederek O’nu müşahhaslaştırmak istemişlerdi.

Zira İbn Abbas ve Mücahid’in rivayetine göre Allah ismini Lât, el-Aziz ismini el-Uzza, el-Mennân ismini ise Menat olarak farklı putlara isim yapmışlardı. Uzak ilah haline getirdikleri Yüce Allah’ı bırakarak koyu bir putçuluğa tutsak oldular.

Sonuç olarak, müşrik Araplar teorik planda varlığını kabul ettikleri Allah’a ortak koşmak suretiyle fiilî anlamda rubûbiyetini, sıfatlarını ve ulûhiyetini putlara taksim etmekteydiler.

Bu bağlamda ağaç ve taştan yaptıkları putlara, cinlere, güneş, ay, yıldız gibi varlıklara ve birtakım hayvanlara taparak Allah’a başka varlıkları ortak koşuyorlardı.

2-Müşriklerde İbadet

Allah’ı bela ve musibet anlarında hatırlayan müşrikler O’na günlük ibâdetlerinde hiç yer vermiyorlardı. Dolayısıyla onlar Yüce Allah’ı, sadece rubûbiyyet (Yaratıcı, idare edici) sıfatıyla anıyorlardı.

Fakat bu yüce Vasıf’ın (tevhidin) gereği olan ulûhiyyetini (tek ilah oluşunu) tanımıyorlardı.

Allah’a ibadet yerine Kur’ân’ın esnam, evsân, evliya, erbâb, tâğût, endâd, ensâb, şufe’â diye isimlendirdiği bir takım putlara ibâdet ve dua ediyorlar, yardım diliyorlardı.

Allaha yapılacak ibadeti putlara hasrederek,  fıtri olan ibadet ihtiyacını gidermişlerdir.

Allah’ı üstün bir tanrı olarak bilseler de ibadet hayatları putlara yönelmiş durumda idi.

Müşrikler zamanla puta tapmayı kendilerine Allah’ın emrettiğini iddia edecek kadar ileri gittiler.(Enam,148)

3-Müşriklerde Melek ve Cin inancı

Şirke sapan kişi veya toplumları müşrik yapan aslında inkârları değil, Allah tasavvurlarındaki çarpıklıktır.

Onlar Allah’a inanıyorlar fakat Allah’ın uzak olduğunu, ulaşılamaz, olduğunudüşünüyorlardı. Böyle bir düşünce onları Allah’a yaklaştıracak bir aracı arayışına itti.

İşte bu arayış kendilerini melekler ve cinler gibi görünmeyen varlıkların Allah’a yaklaştıracağı zannına sevk etti.

Melekleri Allah’ın kızları veya haremi olarak görmeye başlayan müşrikler, putlara meleklerin yeryüzündeki simgeleri olarak baktıklarından dişil isimler koymuşlardı.

Güya putlarını yaptıkları melekleri memnun ederlerse, melekler de onları Allah katında kayıracaklardı. Onlara şefaat edeceklerdi.

Müşrikler cinlere de inanıyorlardı. Bu inançta aşırıya kaçmışlar; her tarafın cinlerle kaplı olduğunu düşünerek onlardan ürker ve korkar hale gelmişlerdi.

Müşriklerin zannınca cinler ile Allah arasında bir soy bağı vardı. Bundan dolayı onları tazim ederlerdi. Horoz, karga, güvercin, yılan, tavşan vs. birçok hayvanın cinlerin bir türü olduğunu tevehhüm ederlerdi.

4-Müşriklerin Nübüvvet inancına karşı tavırları

Şirk’in hâkim olduğu toplumların peygamberlere bakışları  daha ziyade peygamberlerine karşı vermiş oldukları mücadeleleri ile anlaşılmaktadır.

İnsanlık tarihi peygamberlerin kavimlerine karşı vermiş olduğu tevhid mücadelesinin örnekleri ile doludur.

Müşrikler tarafından Peygamberler değişik gerekçelerle yalanlanmış, alay edilmiş, aleylerindeçeşitli iddialar gündeme getirilmiş, iftira, eziyet ve tecrîdlere maruz bırakılmışlardır.

Peygamberlerin tebliğlerini konu edinen Kur’an da ki kıssaların akışında; daima peygamberlerin karşısında yer alan ve o günün şartlarına göre Kur’an-ı Kerim’in ifadesi ile,mele(hâkimiyeti ellerinde bulunduran, peygamberlere karşı çıkmada öncülük edip kavimlerini de arkalarından sürükleyen kimseler demektir.), ve “mütref(bolluk ve bereketten şımarıp refaha dalarak azmış kimseler anlamındadır.) kelimeleri ile isimlenen kişiler göze çarpmaktadır.

Peygamberleri yalanlayan sapkınlar, sapkınlıklarını ve peygamberi kabul etmemelerini birçok gerekçe ile temellendirmeye çalışmışlardır.

Kimi zaman, taşımakta oldukları inancı atalarından tevarüs etmelerini (Müminun,24);

Kimi zaman atalarının şirk koşmalarını dileyenin Allah olduğundan hareketle kendilerinin de bu dileme doğrultusunda inandıkları iddiasını (Enam,148.);

Kimi zaman atalarından kalma şirkin kendileri için bir kader olmasını (Araf,28); gerekçe göstermişlerdir.

şrik toplumlarda tevhid akidesini ikame etmeye çalışan peygamberlere karşı takınılan tavırların, peygamberlere göre farklılık arz etse de esas amacın nübüvveti inkâra odaklandığı görülmektedir.

Müşrikler, Allah ile aralarında putları şefaatçi ve aracı olarak görmekle peygamberlik müessesesini devre dışı bırakmışlardır.

4-Müşriklerde Ahiret inancı

Tevhid inancının temel unsurlarından bir tanesi de ahiret inancıdır.

Müşriklerin, hayatı sadece dünya hayatından ibaret görmeleri, varlık süresinin sonunubelirleyen yegâne unsurun zaman(dehr) olduğunu düşünmeleri, onların hem Allah, peygamber ve ahiret v.b. inançlarının, hem de ferdi ve toplumsal pozisyonlarının belirlenmesinde etkin bir role sahiptir.

İnsanoğlu, fıtratında bulunan iman eğilimini putlarla karşılayarak(şirk), hesap verme düşüncesi olmadığından enaniyet eksenli bir hayat yaşamaktadır.

Dolayısı ile yüce ve insani değerler çiğnenecek, insan bir taraftan ruhunda, diğer taraftan yaşadığı toplumda, kendisini bir anarşi ve keşmekeş içerisinde bulacaktır.

Toprak olmakla yokluğa karışacak bir hayat, behimi arzularını kısa bir hayata sığdırmaya çalışan, bu nedenle hak ve hukukun, yüce insanî erdemlerin hiçe sayıldığı bir toplumda geçen bir ömürdür müşrik’in dünya hayatı.

Müşrikler, esasında ahirete imanın önemli yapı taşlarından birisi olan öldükten sonra dirilmeyi imkânsız gördüklerinden onu yalanlamaktaydılar.

Puta tapanlar: “Biz yerde toprağa karışıp yok olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?” derler. Doğrusu onlar Rabb’ine kavuşmayı inkâr edenlerdir” (Secde,10)

“Derler ki: “Hayat ancak dünya hayatımızdır. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz” (En’am,29)

Müşriklerin bu ve benzeri itirazlarına Kur’an-ı Kerim gerekli cevabı vermiştir.

Rab’lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hâllerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: “Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?” Onlar, “Evet, Rabbimize andolsun ki, gerçekmiş” diyecekler. (Allah), “Öyleyse inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek.”(En’am,30.)

“Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: “Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?”. “De ki: “Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı hakkıyla bilendir.” (Yasin, 78, 79)

Müşrikler, Allah’a yapılacak ibadeti putlara hasrederek,  tapınma ihtiyacını gidermişlerdir.

Dünyanın değişmesini ve ölümü de zaman (dehr) gibi mevhum bir güce devredip, hesap verme, sorguya çekilme, yüce mahkemenin kurulacağı yer olan ahiret hayatını rafa kaldırmışlardır.

Neticede müşrikler, Ahiret hayatına, öldükten sonra dirilmeye inanmamaktadırlar.

5-Kur’an-ı Kerim’de Müşrikler

Müşrikler Dünya Hayatına çok düşkündür.

Şirk koşan müşriklerden/putperestlerden her biri de arzular ki, bin sene yaşasın. Oysa (uzun) yaşatılması hiç kimseyi azaptan uzaklaştırmaz. Allah onların yapmakta olduklarını eksiksiz görür.” (2/Bakara, 96)

Müşrikler, Tevhid’in En şiddetli düşmanlarıdır.

“İman edenlere en şiddetli düşman olarak, yahudileri ve Allah’ a eş (şirk)koşanları bulursun(5/Maide, 82)

Müşrikler Necistir.

“Ey iman edenler, müşrikler necistir. Onun için bu yıllarından sonra onlar Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. (et-Tevbe, 9/28-29)

Allah Şirk koşan müşrikleri asla affetmeyecektir.

Allah kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah’ a ortak koşan kimse, derin bir sapıklığa sapmış olur.” (4/Nisa, 116)

Müşriklere Cennet haramdır.

 “Kim Allah’a ortak koşarsa, muhakkak Allah ona cenneti haram eder, varacağı yer ateştir, zulmedenlerin yardımcıları yoktur.” (5/Maide,72)

Müşriklerin amelleri boşa gider.

Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlee şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.” (Zümer,65)

Şirkin Çağdaş Yansımaları

İslam da Mü’min olmak kadar, mü’min kalmak ve müslüman olarak ölmek de önemlidir.

Çağımız, imaj, kandırma, vitrin, reklam, tüketme ve tükenme çağı.

Çılgınlık, azgınlık ve isyan, terör, hukuksuzluk, hiçbir ölçü, sınır tanımıyor.

Dünyada İnsanlık şirkin tüm boyutlarını yaşıyor. Şirk zulmü globalleşiyor.

İnsanlık, İslâm’ı mükemmel yaşayanlara, şâhit olamadığı için, müslümanlar, ötekileştirilmekte, hatta düşmanlaştırılmaktadır.

Müslümanların da önemli bir kesimi Müslümanlığın iman, itikat esaslarını bilmiyor.

Bilenlerin de yapabileceklerinin tamamını yaptıklarını iddia etmek çok zordur.

Dünyada, teknik imkânlarla donanan, devle(tle)şen, küreselleşen şirk anlayışı;

(Başta pozitivizm, deizm, nihilizm vb. felsefi akımlar olmak üzere, birçok ideolojiler, Marksizm, Faşizm, Liberalizm, Kapitalizm, sekülerizm, Paganizm vb.)

İslamın ve Müslümanlığın, kültür ve medeniyetini, dini inançlarını, tüm  değerlerini kemiriyor. Yavaş, yavaş yok ediyor.

Ülkeler, sokaklar, evler, beyinler, gönüller, kalpler, boyunları, bilekleri, ve vücutlarındaki döğmelerle, felsefi akımlarla ve ideolojilerle ve onların sembolleri, özellikle Paganizm ile şirk işgaline uğramış durumdadır.

Müslüman olduğunu iddia edenlerin de büyük bölümü bilinçsizce şirk’in kucağında,şefaatçileri sayesinde, tamam artık kurtulduklarına inanıyorlar.

Dillerde “Kelime’i Tevhid amma, kalplerde (sevgi (aşk), korku, beklenti (Ümit)’le );

Allah’ın zatında, sıfatlarında, fiillerinde ortak kabullerini, tevhid, gerçek İman zannediyorlar.

İbadetlerini kim için, kime yaptıklarını da bilmiyorlar.

Tevfik Fikret’in söylediği gibi;

Beşerin böyle dalâletleri var:

Putunu kendi yapar, kendi tapar.

Vesselam.

 

Geniş Bilgi bkz.

TDV, İslam Asiklopedisi, şirkmad.

Ahmet Kalkan, Kur’an kavramları, şirk mad.

İsmail Yılmaz, Selçuk Üniversitesi, S.B.E, Kelam BilimDalı, Kuran’a göre şirkin sebepleri ve çeşitleri.

CEVAP VER