Çerkes-Adıge şair-yazarı Meşbaşe İshak: “Habzemiz, geleneklerimiz Türkiye’de de yaşıyor..”

0

Çerkes-Adıge şair-yazarlarının en ünlüsü Meşbaşe İshak kendi anavatanlarında yaşıyor, ama Türkiye’ye de sıkça geliyor.

Son gelişinde Agos gazetesinden Ferda Balancar kendisini bulup ‘Adıgeler’ üzerine etraflı bir görüşme yaptı.

O görüşmenin Adıge/Çeçen toplumu ile ilgili bilmediklerimize dair bölümlerini aktarıyoruz:

-Türkiye’de Çerkes ve Adıge kavramları konusunda bir kafa karışıklığı var. Çerkes ve Adıge arasında ne fark var? Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Biz kendimize, anadilimizde Adıge diyoruz. Ama sorulduğu zaman Adıge dediğimizde başka halklar, başka milletler bizi anlamıyor. Genelde dünyada bize Çerkes adını vermişler. Osmanlı’da, Avrupa’da hatta İran’da bize Çerkes diyorlar. Benim bununla ilgili bir şiirim var. Bu şiirim daha sonra şarkı olarak hem Rusça hem de Adigece bestelendi. Şarkının Rusçasında Çerkes denirken,  Adıgecesinde Adıge deniyordu. Kısaca söylemek gerekirse, Adıgelere Çerkes deniyor. Ama Adıgeler de farklı kollara ayrılıyor. 12 boy olarak bilinirler. Bu boyların hepsine birden Çerkes deniyor, biz ise kendimize Adıge diyoruz.

Geçenlerde bir davet üzerine İran’a gittim. Bir İranlı yazara “Sizin dilinizde Çerkes ne anlama geliyor?” diye sordum. O yazar bana Çerkes’in Farsçada asker kişi, savaşçı kişi anlamına geldiğini söyledi. Farsça “çeri” asker ya da savaşçı anlamına geliyor. “Kes” ise kişi demek. “Çerikes” ise zamanla “Çerkes” olarak telaffuz edilmeye başlanmış. Yabancı bir ülkeye gittiğimde Adigeyim deyince kimse anlamıyor ama Çerkesim deyince herkes anlıyor. Birkaç yıl önce Dimitri Medvedev Rusya Cumhurbaşkanı iken Çin’e bir gezi yaptı. O gezi heyetinde ben de yer aldım. Orada Adıge olduğumu söyleyince kimse bir şey anlamadı. Çerkes deyince anladılar. Yani Çin’de bile Çerkes olarak tanınıyoruz.

-Çerkesler günümüzde nerelerde yaşıyor?

Günümüzde Rusya’ya bağlı üç özerk cumhuriyette; Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde, Adıge Cumhuriyeti’nde ve Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde yaşayan nüfusun büyük çoğunluğu Adigelerden oluşuyor. Tabii bu üç özerk cumhuriyet dışında Rusya’nın başka bölgelerinde, başta Türkiye olmak üzere Ürdün, Suriye gibi ülkelerde yoğun bir Adıge-Çerkes nüfusundan söz edebiliriz.

-Türkiye’de zaman zaman Abazalara da Çerkes deniyor. Abazalarla Adıgeler arasındaki ilişki nedir?

Onlar Abaza, biz Adıgeyiz. Adıgece ve Abazaca iki farklı dildir. Abazalar, Kafkasya’daki Osetler, Çeçenler ve diğer halklar gibi Adıgelerden farklı bir halktır.

-Adıge veya Çerkesleri diğer Kafkas halklarından ayıran, kendine has özellikleri nelerdir?

Bizim için en önemli olan, binlerce yıldır sürdürdüğümüz, ‘yazılı olmayan anayasa’ olarak tanımladığımız geleneklerimizdir. Rusya’daki üç özerk cumhuriyette de anadilimizi ve geleneklerimizi koruyoruz. Sovyet devriminin bir kazanımı olarak Rusya’daki Adıgeler için anadil sorunu yok. Anadilimizi ve kültürümüzü koruduk. Ama Türkiye gibi Adıge nüfusunun yoğun olduğu bir ülkede maalesef ciddi bir anadil sorunumuz var. Genç kuşaklar Türkiye’de ciddi bir anadil sorunu yaşıyor. Kırk yıl içinde defalarca Türkiye’ye gidip geldim. Her seferinde Türkiye’deki Adıgeler’in anadil sorunu yaşasalar da ‘yazılı olmayan anayasa’ dediğimiz gelenekleri sürdürdüğünü gördüm. Bu da geleceğe dair bize umut veriyor.

-Rusya’da yaşayan Çerkeslerin/Adıgelerin yaşadıkları sorunlar neler?

Daha önce de belirttiğim gibi üç özerk cumhuriyette yaşıyoruz. Her üçünde de Rusça ve Adıgece resmi dil, ama pratikte doğal olarak Rusça daha baskın. Rusça’nın bu dil üstünlüğü özel siyasi bir baskı sonucu değil. Bunun dışında elbette devletin olduğu her yerde sorun vardır ama halklar arasında ciddi sorunlar yok. Halklar arasında kin ve düşmanlık olmazsa, diğer sorunlar çözülebilir. Ben bugün 4 derginin yayın yönetmeniyim. Bunların ikisi Adıgece ikisi Rusça. Bu dergilerin ikisi çocuk dergisi. Bunların da biri Rusça diğeri Adıgece çıkıyor.

Tarihi binlerce yıl öncesine uzanan Adıgelerin yazılı kültürden çok daha öncesine dayanan sözlü kültür geleneği var. Nart mitolojisi dediğimiz sözlü kültür mirasımız var. En büyük mirasımız ise Adıgece ‘habze’ adını verdiğimiz, ‘yazılı olmayan anayasa’mız. Herkes tarafından benimsenen, doğumdan ölüme kadar hayatın her evresini düzenleyen ‘habze’ye bir tür hukuk düzeni diyebiliriz. Dünyanın dört bir yanına dağılmamıza rağmen hâlâ kimliğimizi korumamızı buna borçluyuz.

CEVAP VER