Turan Çevik yazdı: Küresel ekonomiyi ‘Cin’ –yani Çin– çarpabilir..

0

Dünyadaki siyasi ve ekonomik dengelerin yeniden belirlenmesinde ABD başkanlık seçimlerini bir milat olarak kabul edebiliriz. Henüz ‘seçilmiş başkan’ unvanını taşıyan Donald Trump görevi devralmadan bile, ekonomide devreye sokacağı yeni tedbirlerin küresel sonuçları, dünya çapında görülmeye başladı.

Bugüne kadar küresel sermayenin kontrolünde kurulan bu dengede çatırdamalar, sistemde arızalar görülüyor.

İnsanların emeklerini, alın terlerini, tasarruflarını sömürerek küresel imparatorluklarını devam ettiren düzen yolun sonuna gelmiş gibi gözüküyor.

Bu sömürü düzeni temelde iki ayak üzerine inşa edilmiştir: Birincisi, İş gücünün ucuz ve bol olduğu ülkelere, sermaye ve teknoloji transfer edilerek, küresel devletlerin ihtiyacı olan malları ucuza kapatmak… Diğeri ise, dış ticaret fazlası veren ülkelerin tasarruflarını finans kuruluşları eliyle kontrol etmek, bir anlamda üstüne yatmak…

Bu sistemde, Çin ucuz işçilik ile bir anlamda ‘modern köle pazarı’ olarak kullanılıyor.

Almanya, Japonya, Güney Kore gibi ülkeler tasarruf ediyor, bu tasarruflarını küresel devletlerin kontrolünde olan finansal kuruluşlara yatırıyorlar. Ortadoğu’daki petrol zengini ülkeler de, petrol gelirlerinin önemli bir kısmını, bu fonlara kanalize ediyorlar. Küresel devletler (ABD ve İngiltere), ortaya çıkan bu büyük parasal gücü kullanarak, dünya üzerindeki egemenliklerini sürdürüyorlar.

Ancak Çin ve AB’nin, küresel sermaye ile işbirliği yaparak, kendilerine açılan alan dışına –bir anlamda sistem dışına– çıkmaya başlamaları ile ABD ve Rusya anlaşarak yeni bir denklem kurdular.

Dış ticaret fazlası veren, Japonya, Almanya ve Çin‘in tasarruflarının ABD’yi terk etmesi demek, bu ülkenin parçalanması anlamına gelir. Bugün dünyanın en borçlu ülkesi ABD’dir. Başka ülkelerin tasarrufları sayesinde varlığını sürdürebiliyor ABD.

Küresel sermaye ile devlet odaklı bakış açısını benimseyen güçler arasındaki savaşın çıkış sebebinin ana nedeni budur.

Dünya üzerinde sürdürülen bu savaşın galibini ABD’de yapılan seçimler belirledi. Eğer başkanlık seçimini Demokratların adayı Hillary Clinton kazansaydı, mevcut küresel ekonomik düzen ufak, tefek değişikliklerle devam edecekti. Cumhuriyetçi Aday Donald Trump‘ın seçimleri kazanmasının, beraberinde sistemde çok köklü değişiklikler getireceğine inanıyorum.

Bunun sinyallerini Trump’ın gerek seçim konuşmalarında, gerekse seçimden sonra yaptığı konuşmalarda görüyoruz.

O halde bugünden sonra neler olabileceğini öngörmeye çalışalım.

İlk olarak, Donald Trump’lı ABD ve Putin’li Rusya, Ortadoğu petrol ve enerji kaynaklarından elde edilen gelirin küresel sermayenin fonlarına akmasının önüne geçeceklerdir. Aynı zamanda AB ülkeleri, Japonya ve Çin‘in ihtiyacı olan enerji kaynaklarını kuşatarak, kolayca bu kaynaklara ulaşmalarının yolları kapatılacaktır. Bu sayede enerji maliyetleri yükseltilip, o ülkelerin tasarruf oranları düşürülerek, faiz oranları yükseltilecek, dış piyasaya para sürmelerinin önüne geçilecektir.

İkinci olarak, ABD’nin başta Çin olmak üzere diğer ülkelere yönelik vergi oranlarının yükseltilmesi bu ülkelerde dış ticaret kayıplarına neden olacaktır. Bu süreç dünya üzerinde büyük dalgalanmalara sebep olur. ABD’ye mal ihraç eden ülkelerde ciddi ekonomik sıkıntılar baş gösterir. Bu aynı zamanda işsizliği artırır ve bu ülkelerin tasarruf ettiği paralarda bir düşüş meydana getirir. Finansal piyasalar darboğaza girer, borsa çöker ve dolar yükselir.

Almanya, Japonya ve Çin gibi üreten ülkelerin, üretim maliyetlerinin artması ve aynı zamanda pazar payının daralması demektir. Bu durum ülkelerin ekonomik darboğaza düşmesi sonucunu doğurur. İşsizliğin artması, fabrikaların kapanması ve bir sosyal patlamayı da beraberinde getirir. Bunun sonucunda bu ülkelerde çalışan, yaşamını sürdüren yabancılara karşı bir tepki oluşur.

Bugün AB ülkelerini bekleyen en büyük tehlike, gelecekte oluşacak yabancı düşmanlığının sokakları esir alması ihtimalidir. Suriye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen sığınmacılardan bu kadar tedirgin olmalarının nedenlerinden biri de budur.

ABD’den sonra dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’de meydana gelecek bir ekonomik krizin bütün dünya ekonomilerinde etkileri görülecektir. Özellikle dış ticaret açığı veren ülkelerde bu kriz daha derin hissedilecektir. Piyasalardaki para çıkışı, dolar ve faiz üzerinde bir baskı oluşturacaktır. Bu baskı sonucu, işsizliğin artması, enflasyonun yükselmesi gibi bazı sonuçları da beraberinde getirecektir.

Çin’deki ekonomik çöküş, küresel ekonomik düzenin de sonu olur.

Bunu bilelim.

 

 

 

 

 

CEVAP VER