CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğdu: Merkez Bankası’nın şok faiz artışı siyasi bir tiyatrodur

0

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, Merkez Bankası’nın şok faiz artışının siyasi bir tiyatro olduğunu ileri sürdü.

“Erdoğan faiz artışının siyasi sorumluluğunu Merkez Bankası üzerine yıkmaya çalışırken tiyatronun kötü polisi Merkez Bankası, Erdoğan’dan bağımsız olarak faiz artırmış görüntüsü vermeye çalışıyor.” diyen Erdoğdu, şunları söyledi:

“Bu samimiyetsiz tiyatrodan Türkiye ekonomisine bir hayır gelmez. Merkez Bankası’nın aldığı bu şok faiz artırımının kaçınılmaz sonucu, ekonomide ani bir durgunluk ve bu durgunluğun sonucu iflaslar ve işten çıkarmalar olmasından endişe ediyoruz. Üstelik bu çadır tiyatrosunun kur artışını durduramama riskini hatırlatıyoruz. Bu şok faiz artışına rağmen döviz kurunda anlamlı gerileme olmazsa işte o zaman ekonomik bir felaketle karşılaşabiliriz. ‘Faizi belirleyebiliyoruz, enflasyonu belirleyemiyoruz. Bu yüzden faiz enflasyonun sebebidir’ diyor. Erdoğan’ın açıklamasının neresinden tutacağız? Yani bu kafaya göre kemoterapi kansere yol açıyor.

Milli paranın itibarı, döviz sözleşmelerini yasaklayarak değil, fiyat istikrarı sağlanarak korunur. TL’yi korumak için yasayla görevlendirilmiş olan Merkez Bankası’nın eli tutulurken, ekonomik birimlere yasak getirerek TL korunamaz. Fiyat istikrarı sağlamanın yolu, Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığından geçer. Yani Merkez Bankası enflasyonu kontrol altına almak için bütün araçları tam ve zamanında kullanabilmelidir. Ancak Saray bir taraftan Merkez Bankası’nın bağımsızlığını ayaklar altına alırken, diğer taraftan seçim kazanmak uğruna mali disiplini ayaklar altına alıyor.

Seçim öncesi seçmene rüşvet dağıtarak enflasyonu körüklüyor. Bozulan mali disiplin, bütçe açığı ile sonuçlanıyor. Bütçe açığı; bedelli askerlik, imar veya vergi affı gibi tek seferlik gelirlerle finanse edilmeye çalışıyor. Bütçenin olağan ve olağan dışı gelirleri yetmeyince kamu ek borçlanmalar yaparak, bir taraftan yatırımlara akması gereken tasarrufları emerken, diğer taraftan da faizleri yükseltiyor. Bu sarmalın sonucunda başta enflasyon olmak üzere faiz ve işsizlik gibi makro göstergeler yükseliyor ve milli paramızın değeri düşüyor ve itibarı kayboluyor.

Hükümetin dolarizasyonla mücadele yöntemi, döviz üzerinden veya dövize endeksli sözleşmeleri yasaklamak. Milli paramıza değer ve istikrar kazandırmak için para ve maliye politikalarında gerekli önlemleri alamayan hükümet, yasakçı bir anlayışla kriz yangının üzerine benzin döküyor. Açıklamada, ‘Bakanlığın uygun gördüğü durumlar hariç’ denilerek, kamu projelerine verilen garantiler kapsam dışında bırakılırken, kişiler ve şirketlere dövizle veya dövize endeksli sözleşme yapmak yasaklanıyor. Saray yandaşlarıyla yapılan yaklaşık 120 milyar dolarlık hazine garantili yap-işlet-devret yöntemiyle yapılan şehir hastaneleri, otoyol ve köprü geçişleri, havalimanı projeleri ve enerji alım anlaşmaları gibi kamu sözleşmeleriyle ilgili hiçbir işlem yapılmayarak yandaşlara milyarlarca dolar aktarılıyor.”

“Hammadde için bile dışa bağımlı yaşayan bir ülke için bu tarz ekonomik önlemler sadece vatandaşı batırır. Döviz kurlarının kısa sürede bu kadar artışına seyirci kalan iktidar, şimdi bunun faturasını halka ödetme çabası içinde.” diyen Erdoğdu, kararnamenin Borçlar Kanunu’nun sözleşme serbestiyeti ilkeleri ile mülkiyet hakkı, sözleşme hürriyeti gibi anayasanın teminat altına aldığı hak ve hürriyetlerin ihlali anlamına geldiğini belirterek bir kararname ile bir gecede döviz ile kira sözleşmesi yasaklanmasının, başka bir kararname ile bir gecede döviz mevduat hesaplarının TL’ye çevrilmesi endişesi yaratacağını, bunun da ekonomik bir kaosa yol açacağına da dikkat çekti.

CEVAP VER