Ekonominin düzelmesi için hukuk ve adalet sisteminin düzelmesi gerekiyor..

0

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, Parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı sistemine geçişin henüz tamamlanmadığını dile getirdi. “Cumhurbaşkanlığı sisteminin kurumsal yapısı oturtulamadı.” diyen Özilhan, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı’nda şunları söyledi:

“Ülkemiz önemli sorunlarla karşı karşıya. Ekonomide dış ve iç siyasette sıkışmış durumdayız. Yapısal sorunlar ancak uzun vadede çözülür. Endişeler güven kaybına yol açıyor. 2023 hedeflerinden bu yüzden uzaklaştık ve konuşamaz hale geldik. Makro ekonomik dengelerde uzun süredir devam eden bir bozulma var. 2007 de başladı küresel kriz ile derinleşti.

Türkiye ekonomisinin gücü sayesinde 10 yıldır tolere edilebilen zafiyet artık tüm kesinleri etkiliyor. Biz bu nedenle ekonomi derken demokrasi, yargı bağımsızlığı, insan hakları, riyakat, ifade özgürlüğü diyoruz ve demeye de devam edeceğiz. Ekonomide sıkıntıları aşmak için önce yönetim sistemindeki sıkıntıları aşmalıyız. Aksi halde pansuman niteliğinde kalır yarayı tedavi etmez. 2007’den bu yana tam 14 kez sandığa gittik. Haziranda bu sayı 15 olacak.

Bunların yanı sıra bir de toplumsal kutuplaşma var. Seçim sonrasında muhalefet liderinin saldırıya uğraması siyasi gerilimi daha da artırdı. İstanbul seçimlerinin tekrar edilmesi siyasi gerilimin bir süre daha devam edeceğinin göstergesi. 31 Martta insanımız ayrışma değil birlikte hareket edilmesini istedi ve talebini sandıkta verdiği oyla gösterdi.

Rezervler eriyor, halkın alım gücü azalıyor. Türk vatandaşları Türk lirasından kaçıyor.” diyen Özilhan, Türkiye küresel rekabette kan kaybediyor. Enflasyonda 121. sıradayız. Yargının bağımsızlığı 111., yargıda hak aramada 109., basın özgürlüğünde 129. sıradayız. Bu nedenle ekonominin düzelmesi için hukuk ve adalet sisteminin düzelmesi gerekiyor.

Girişimciyi girişim yapamaz hale getiren ayakb ağı oluşturmuş durumda. Demek ki demokrasi işler kılınırsa, eleştirel düşünmenin önünü açan bir eğitim reformu gerçekleştirilirse ekonomi performansı yükselecek. Türkiye muazzam bir potansiyele sahip. Biz bu nedenle ekonomi derken demokrasi, yargı bağımsızlığı, insan hakları demeye devam edeceğiz. Bu görevi, TÜSİAD’ın tüzüğünden alıyoruz.

Tüzüğümüzün amaç maddesini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. ‘TÜSİAD, insan hakları evrensel bildirgesinin düşünce, inanç ve girişim özgürlüklerinin, laik hukuk devletinin, katılımcı demokrasi anlayışının, liberal ekonominin, rekabetçi piyasa ekonomisinin benimsendiği bir toplumsal düzenin oluşmasına ve gelişmesine katkı sağlamayı amaçlar.

Güçler ayrılığının mükemmel işlediği, yürütmenin çalıştığı, ifade ve medya özgürlüğünün güvence altına alındığı, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığından kimsenin şüphesinin olmadığı bir sistem kurmak için bu seçimleri yaptık. Peki kurabildik mi? Bugün geldiğimiz noktaya bakarsak evet diyemiyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti gibi büyük ve köklü bir devletin sisteminin depiştirilmesi ve uyumluluştırılması daha zaman alacak gibi. Cumhurbaşkanlığı sisteminin kurumsal yapısı da daha oluşturulamadı gibi. Bu sorunların üzerine etkin biçimde gidilmesini engelliyor. Bu sırada toplumsal kutuplaşma da derinleşiyor.

31 Mart seçim döneminde de böylesi bir propaganda dönemi yaşandı. Muhalefet liderinin saldırıya uğraması siyasal gerilimi daha da yükseltti. Seçimlerin yenilenmesiyle de gerilimin devam edeceği belli oldu. Buna rağmen vatandaşımız sakinliğini koruyor. Sandık sonuçları da siyasiler arasındaki kutuplaşmanın karşılık bulmadığını gösteriyor. Vatandaşımız hamaset değil, bir arada hareket edilmesini istedi ve bunu da sandıkta gösterdi.

Üçüncü sorun da dış politikada. Bize özgü sorunların dışında küresel problemler de var. Uluslararası ilişkilerdeki gerilimler TL’nin değerinde sert düşüşlere neden oluyor. Bu sert düşüş maliyet artışıa sebep oluyor. Üretim ve yatırım kararlarını bozuyor. Mali olarak zedeliyor, iflaslara sebep oluyor. Unutmayalım, devletlerin gücü ekonomideki güçlerinden gelir. Ekonomik olarak zayıf olan, finansman sorunu çeken ülkeler ekonomileri güçlü ülkelere tabi olurlar.

Güçlü bir ekonominin temelinde ise güven vardır. Güveni inşa etmekse zordur, binbir zahmetle örülür ama bir anda da yıkılabilir. Biz ayrışırsak, birbirimize güvenmezsek dışarısı bize hiç güvenmez. Sayın Cumhurbaşkanımızın seçimlerden sonra Türkiye İttifakı yapmasını ve geçen hafta kuşattığı bir anlayışa vurgu yaparak birlik çağrısı yapmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Nasıl ki hem ülkemizin kurtuluşunu ve cumhuriyetimizin kuruluşunu birbirimize kenetlenerek başardıysak, bugünlerden de böyle çıkarız.Hepimiz el birliği yaparak hem demokrasiyi hem de ekonomiyi güçlendireceğiz.”

CEVAP VER