Başbakan Yıldırım: Bütün demokratik değerlerinden yanayız; bizim rahatsız olduğumuz şey çifte standarttır

0

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda ele alınan “2017 Yılı Bütçe Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Tasarısı”nın görüşmelerinin son gününde Başbakan Binali Yıldırım konuştu. “Yolları böleriz, Türkiye’yi böldürtmeyiz.” diyen Yıldırım, sıkıntılarla geçen bir yılın sonuna yaklaşıldığını dile getirdi.

2017 yılının çok daha ferah ve aydınlık bir yol olacağını savunan Yıldırım, şunları söyledi: 2016 hem dünya hem de Türkiye için kolay bir yıl olmadı. Vatan hainleri, eli kanlı bölücü terör örgütleri, kirli ve karanlık emellerini her fırsatta gösterdiler. Hayat hakkına, toplumsal huzura, kardeşliğimize kasteden hainler kanlı cinayetlerine yenilerini eklediler. Bizi birbirimize düşüreceklerini zannettiler. Ancak başaramadılar, asla başaramayacaklar. Terör karşısında milletçe bir olduk, beraber olduk birlikte Türkiye olduk.

Anayasa konusu yeterince tartışılmış ve artık olgunlaşmıştır. Siyaset kurumunun tamamı 12 Eylül darbesinin ürünü olan bu anayasanın rafa kalkması gerektiği konusunda hemfikirdir. Seçim meydanlarında vatandaşlarımıza siyasi partiler tarafından verilen sözlerin başında anayasa değişikliği olmuştur. Şimdi sıra millete verdiğimiz bu sözün gereğini yerine getirmek kalmıştır. Uzun bir süredir gündemi işgal eden anayasa ve yönetim sistemi tartışmalarını çözmek zamanı gelmiştir. Vesayet odakları her 10 yılda bir darbe yaparak veya darbeye yeltenerek milletimizi ekonomik, siyasi, sosyal istikrarsızlığa sürükleme gayreti içinde oldular. Güçlü, istikrarlı bir Türkiye’yi hiçbir zaman istemediler. Milletten aldığımız güçle bu odaklara karşı amansız bir mücadele verdik. Bunu yaparken aynı zaman ülkemizin milletimizin yıllardır özlemini beklediği hizmetleri projeleri birer birer hayata geçirdik.

Yönetim sistemi konusunda CHP’den farklı düşündüğümüz sır değildir. CHP demokrasi tarihimizin en eski partisidir. Her zaman demokrasiyi, özgürlükleri savunmuştur. Elbette bunlar önemlidir ama bütün bunlar sözde kalmamalıdır. Anayasa değişikliği için demokrasi arayışımız bizi bir noktaya getirmiştir. MHP’nin sayın lideri Bahçeli, Ekim ayı başlarında kamuoyu ile paylaştığı anayasa ve sistem sorunu ile ilgili çözümü içeren beyanatıyla bu konudaki talep, bu konudaki istek yeni bir boyut kazanmıştır.

Bu anayasanın arkasında 316 imzası olan AK Parti grubu olacak. Bu anayasanın imzasında ülke sorunun çözmede siyaset üstü bir anlayış gösteren MHP olacaktır. Bu anayasanın arkasında eğer meclis onay verdiğinde milletin önüne giderse 79 milyon vatan evladı olacaktır. Bu kapı ana muhalefer partisine ardına kadar açıktır, bekliyoruz. Herkesin oy hakkı var. Sorunları geleceğe havale etmek, bir siyasi yöntem olamaz. AK Parti 14 yıllık iktidarında sorunları torunlara havale etmedi, çöze çöze bu günlere geldi.

Rejim değişikliği esasen eksen kayması tartışmaları boş ve anlamsız hale gelmiştir. Türkiye’nin ekseni bellidir, yolu bellidir. Türkiye’nin yolu muasır medeniyetler yoludur. Gazi Mustafa Kemal’in gösterdiği yoldur. Rejim tartışmaları 1923 yılında tamamen kapanmıştır, sona ermiştir. Meclisimizin ve halkımızın desteğ ile ülkemizde siyasi istikrarı kalıcı kılan anayasa değişikliğini yüce Meclis çıkarmaya muktedirdir. Ülkemize ve milletimize, cumhuriyetimize hayırlı olsun.

Suriye’de yıllardır bir acı yaşanıyor, insanlık suçu işleniyor. Son dönemde Halep’ten yükselen feryatlara, haber bültenlerindeki görüntülere kayıtsız kalamazdık. Sayın Cumhurbaşkanımız ve hükümetimizin girişimleriyle muhattaplarımızla yaptığımız görüşmeleri olumlu bir noktaya getirdik. Ve oradaki mazlum insanların tuzaktan kurtarılmasının yolunu açtık. Rejim ve destekçilerinin saldırısı altında siviller savunmasız kaldı. Suriye’nin doğusunda 6 km alanda adeta can pazarı yaşandı. Kaçan binlerce aile sokaklarda perişan.

Türkiye Cumhuriyeti olarak AFAD ve Kızılay marifetiyle 80 bin göçmen için hazırlıklarımızı başlatmış bulunuyoruz. 10 bin kişilik çadır kent, sağlık barınma gibi temel ihtiyaçlar karşılanacak. Sivil toplum kuruluşlarımızından Halep’e yardım için kampanyalar düzenleniyor. Ancak üzülerek ifade ederim ki bu acıları, bu katliamları dünyanın birçok ülkesi sadece seyrediyor. Tıpkı daha önce Balkanlar’da, Gazze’de olduğu gibi. Halep bu asrın tarihine kara bir leke olarak kaydolmuştur. Türkiye olarak dünya ülkeleriyle görüşmeden işbirliğinden yanayız. Temel felsefemiz düşmanlıkları azaltmak, dostlukları çoğaltmak. Rusya, İsrail’le ilişkilerimizi geliştirdik. Fırat Kalkanı Harekatı’nı başlattık. Başika’da, Musul’da etnik temizlik hareketini önlemek için tedbirlerimizi aldık.

Adı PKK oldu, PYD olsun, YPG olsun, bilmem ne olursa olsun bunların alayı teröristtir, terör gruplarıdır. Dost ve müttefik bildiğimiz ABD’nin bir süredir PYD/YPG ile iş tuttuğunu biliyoruz. Bu konudaki rahatsızlığımızı en açık şekilde ifade ettik. Bir terör örgütünü kullanarak bir başka terör örgütünü yok etmeye çalışmak olabilecek en büyük basiretsizlikdir. Yol yakından ABD’nin yeni yönetimi bu fahiş hatadan dönecek ve yıllardır dost ve müttefiki olan Türkiye’nin bu uyarılarına kulak verecektir diye düşünüyoruz.

Türkiye AB’ye üyelik yolunda bekleyen bir ülke konumunda. AK Parti döneminde özellikle tam üyelik müzakerelerinin başlaması kararı alınmış ve önemli mesafeler kat edilmiştir. Geldiğimiz noktada AB bir kafa karışıklığı içerisinde girmiştir. buradaki temel problem AB’nin siyasetçilerinin seçim zamanı geldiğinde seçim kaygılarını ve seçim kazanma heveslerini tatmin etmek için Türkiye’yi seçim kampanyasına dahil etmek gibi bir hastalıktır. Önümüzde 5 AB üyesi ülkesinde devlet başkanlığı seçimleri olacak. Dolayısıyla bu önümüzdeki süreçte Türkiye bol bol yine Avrupa’da konuşulacak. Bütün demokratik değerlerinden yanayız, sadece Avrupa için değil insanımızın hak ettiği insan haklarına yönelik düzenlemeleri yaptık. Bizim rahatsız olduğumuz şey çifte standarttır. Bunlardan yana değiliz. Örnek, Fransa’da OHAL kararı alınca saygılı, Türkiye’de darbe olunca kaygılı, OHAL kararı olunca kaygılıyız diyorlar. Bu çifte standarttır.

Bütün bu olanlardan sonra AB’de hala vizyon sahibi liderler mevcut olmaya devam edecektir. Türkiye bu güne kadar verdiği her sözün arkasında durmuştur. Şimdi zaman AB’nin verdiği sözlerin arkasına durma zamanıdır. Vizeyi kaldırma, gümrük birliğini güncelleme zamanıdır. Mültecilere yönelik yardımları gönderme zamanıdır. Laf değil, şimdi icraat zamanıdır.

CEVAP VER