HDP Sözcüsü Bilgen: Kuşlar filleri yenebilir

0

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, partisinin Meclis Grup toplantısında konuştu. Anayasa değişiklik teklifiyle ilgili evet oyu vermenin bir yolu hayır oyu vermenin ise 4 yolu olduğunu dile getiren Bilgen, “Ret oyu verirsiniz. Geçersiz oy atarsınız, boş oy verirsiniz ya da ‘biz bu kirli oyunda yokuz’ dersiniz. Bunların hepsi hayırdır. İzin verirseniz nasıl hayır oyu vereceğimizi biz belirleyelim. Biz sizin kirli dedikodularınızın öznesi değiliz.” dedi.

Dün Türkiye tarihinin çok önemli dönüm noktalarından birinin daha tam bir şov ve meydan okuma havası içinde Meclis’te yaşamak zorunda kalındığını belirten Bilgen, şunları söyledi:

Oy kullanılan kabine 3 milletvekili birlikte girip oy kullanıyorsa, bizim diyebilecek bir şeyimiz yok. Birileri, milletvekili iradesi üzerinde baskı kurmayı Anayasa yapmak sanıyorsa, bunun böyle olmadığını ilk günden görecekler. Bu Anayasa değişikliği, hem içeriği hem de topluma sunulma biçimi açısından Evren Anayasasından fazla bir meşruiyete ulaşamayacaktır. AKP’li milletvekilleri ‘Evet’ oyu verdiklerinden emin olamadıkları için, evet oyu verdiklerini izlemek üzere kulübeye bir kişi, sonra izleyenin doğru izleyip izlemediğini kontrol etmek için bir kişi daha yerleştiriyor. İşte bu çatı altında demokrasi bu düzeyde.

Fil Suresinin Müslümanlar için verdiği bir mesaj vardır: Kuşlar filleri yenebilir. Sizler tanklarla, toplarla bu halkın özgürlük talebini asla yenemeyeceksiniz. Bunu Kur’an’dan öğrenmediyseniz hayatın gerçeğinden öğreneceksiniz. Siyasetteki kokuşma, yozlaşma, siyasi partilerdeki ilkesiz, tutarsız tutum; bir yerlerde alınan kararları topluma dikte etmenin aracı haline geliyor. Biz bu kokuşma içinde kararlı biçimde değerlerimizin mücadelesini verirsek bizler kazanacağız, Türkiye kazanacak, Ortadoğu halkları kazanacak.

Siyasette ilkeli olmak hem siyasi etik hem de demokrasi meselesidir. Bugün Türkiye’de siyasetin ayakları yerden kesilmiştir. Dün akşam izlediğimiz oyunla, bu bir kez daha görülmüştür. Bu ülkede 11 milletvekili tutuklu, yasama görevleri devam ettiği halde, oy kullanma hakları olduğu halde diğer partiler bunu kendisine dert etmiyor. Bir başbakan çıkıyor kürsüye, kendisine verilen görev, başbakanlığın ne kadar gereksiz bir makam olduğunu anlatmaya çalışıyor; ‘Başbakana ihtiyaç yoktur’ diyor. Bir Başbakan, henüz Meclis’te oylama bitmemişken, referandum henüz kesinleşmemişken veda konuşması yaptı. ‘Artık bana gerek yok’ gibi bir sürü gerekçe saydı. Kendi mesleği gemicilik olduğu için ‘Bir gemiyi iki kaptan yönetemez’ diyor. Ama başka bir örnek var, daha uygun bir örnek: Bir ipte iki cambaz yürümez.

Dün gece oylaması yapılan şey, bu Meclis’in feshedilmesidir. Meclis’in denetim işlemini yapmamasıdır. Meclis’in partili Cumhurbaşkanı tarafından dizayn edilmesidir. Demokrasi adına da ülke yararına da çıkan hiçbir şey yoktur bu Anayasa değişikliğinde.

Dün kavga ettiğine bugün yalvaran; dün ‘Benim kıratımda değilsin’ dediğiyle bugün kapısında el ovuşturan bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Cumhurbaşkanı ve yanındakiler ‘Trump’ın gelmesi bize fayda sağlar mı?’” telaşı içindeler. Bakanlar yürek yemiş gibi İncirlik’i kapatacağız diyorlar. Tüm üsleri kapatırsanız biz varız ama yapamayacağını şeyleri söylemeyin. İnsanları kandırmaktan vazgeçin. Bir ay önce AB’ye kafa tutan Dışişleri Bakanı şimdi AB’siz Türkiye olmaz diyor. Rusya ile ilişkiler de aynı. Başika’dan çıkılırsa, Hakkari’den çıkılmış olur diyenler onların yeni ortağı. Şimdi de müsait bir zamanda gideriz diyorlar.

CEVAP VER