Kılıçdaroğlu: Freni olmayan bir otobüse siz evlatlarınızı bindirir misiniz?

0

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Afyonkarahisar’da konuştu. 16 Nisan’da “Demokrasiyi mi istiyoruz, tek adam yönetimini mi istiyoruz?” diye tercihte bulunulacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Bu tercihin sağı solu yok. Bu tercihin A partisi B partisi yok. Bu tercihin sosyal demokratlar, mütedeyyinler, milliyetçiler, ülkücüler, Saadet’çiler, bunlarla da ilgisi yok. Bu tercih bir demokrasi tercihidir. Siyasi görüşleriniz, kimliklerimiz, yaşadığımız bölgeler farklı olabilir ama bir arada demokrasi istiyoruz.

Nasıl en tepedeki kişi hem başkan olacak hem de siyasi partinin genel başkanı olacak. Yani iki ayrı şapkası olacak. Çift başlılık söylemi asla doğru değil. Tam tersine bu anayasa değişikliği geçerse devletin tepesinde çift başlılık olacak. Mesele bir siyasi parti meselesi değildir, mesele bir kişi meselesi değildir. Mesele memleket meselesidir, cumhuriyet, vatan, bayrak, demokrasi meselesidir. O kadar fazla yetkiler veriyoruz ki; bir kişiye bu kişi hata yaptığı zaman hatayı 80 milyon çekecek.

Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşıyor olabiliriz ama bir arada, huzur içinde herkesin işinin aşının olduğu bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz. Komşularımızla da huzur içinde yaşamak istiyoruz. İstiyoruz ki hem dünyada hem ülkemizde barış olsun” dedi.

Yarın da OHAL olursa yine el koyar mı, yine koyar. Mahkemeye bile gidemiyorsunuz. Bütün bu riskleri iş dünyasının düşünmesi lazım. Yapısıyla ilgili ‘Afyon, Kütahya ve Eskişehir’i birleştirdim buraya bir bölge valisi tayin ettim.’ Yetkisi var mı var, yetki vereceğiz. Freni olmayan bir otobüse siz evlatlarınızı bindirir misiniz? Hiç kimse bindirir mi? Freni olmayan bir otobüse ben niye evladı mı bindireceğim? Freni olmayan bir sistem kuruyoruz. Çünkü üstünlerin hukukunu kuruyoruz. Hukukun üstünlüğünü değil. Neden, yetki verdiğiniz kişilerin hiçbiri hesap vermeyecek. İşadamları bir şey söylediği zaman hemen kapısı çalınır, kamu görevlileri, vergi müfettişleri, Sayıştay gelir. İstedikleri kadar denetleme yaparlar. Böyle bir düzen olur mu?.

Gelirsiniz sizin televizyon kanalında oturur konuşuruz. Belki bu süreç çok daha rahat geçecek. Cesaret edip gelmiyor. Koskoca adamlarsınız. Niçin evet deneceğini vatandaşa anlatın. Anlatamıyorlar. Tek çareleri var beni kötülemek. Ben de diyorum ki istediğiniz kadar kötüleyin arkadaş, ben doğruları söylemeye devam edeceğim. Cesaretleri varsa gelirler oturur konuşuruz. Hatta kendilerine şu teklifi de yaptım, ‘Siz yarım saat konuşun, ben 15 dakika konuşayım.’ Ben ona da razıyım. Yeter ki millet yan yana oturduğumuzda kimin doğruyu kimin yalan söylediğini öğrensin. Almanı, Fransız’ı, Amerikalısı, Danimarkalısı, Japon’u yapıyor, bize gelince ‘biz gelmeyiz.’ Niye gelmiyorsun kardeşim? Madem sen doğruları söylüyorsun, madem haklı olduğuna inanıyorsun, madem millet bunu yapsın diyorsun, gel beni mahcup et. Ben de diyeyim ki bunu bilmiyordum kusura bakma diyeyim. Gelmiyorlar, gelemiyorlar. Yeri ve zamanı gelir ve bu millet haksızlıklara dur demesini de bilir. Dur demenin tarihi de 16 Nisan’dır.”

CEVAP VER