Kılıçdaroğlu: Adil Öksüz ismini telaffuz edince güvenlik zafiyeti mi çıkıyor?

0

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TRT Haber, TRT Türk ve TRT Radyo 1 ortak canlı yayınında konuştu. Kontrollü darbe ididasıyla ilgili konuşan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Darbe bitti, darbeleri araştırma komisyonu kuruldu. 15 Temmuz darbe girişimini araştıracak olan komisyona darbenin iki kilit önemli isim davet edilmesine karşın gelmediler. Bir parlamento düşünün, Gazi Meclis düşünün, bu Meclis diyor ki, ‘ben bu darbe girişimini araştıracağım ve bilinmeyen noktaları aydınlatacağım.’ Niçin engelleniyor, bana bunun cevabını birisi versin. Darbeleri Araştırma Komisyonu’na, muhalefetin istediği ve bütün gerçeklerin ortaya çıkması için çaba gösterdiği bir ortamda, arzu ettiği kişiler Başkan’a bildirilmesine rağmen başkan davet etmiyor. Niçin? Hükümet bunların parlamentoya gelip bilgi vermesini neden engelliyor. Önümüzdeki günlerde bu konuyu çok tartışacağız. Bu darbenin çikolatacı, memur, asker, sanayici, esnaf ayağı var, siyasi ayağı yok. Kim inanır buna. Bir darbeyi bir hükümet örterse, kapatmak isterse, araştırılmasın derse ne dersiniz buna. Meclis mi büyük yoksa sadece iki kişi mi büyük, neden gelip bilgi vermezler. Başka ayrıntılar var ama şimdilik bu kadar yeter.”

MİT’in Adil Özsüz açıklamasıyla ilgili ise Kılıçdaroğlu, “Adil Öksüz ismini telaffuz edince güvenlik zafiyeti mi çıkıyor ortaya? Bu ismi ilk kez dillendiren ve kamuoyunu bu isme dikkat çektiren benim, iki telefonu olacak konuşacak, GPRS cihazı olacak kimse müdahale etmeyecek, herkes tutuklanacak Adil Öksüz tutuklanmayacak, herkese kelepçe vurulacak ona vurulmayacak ve darbeden çok önce Adil Öksüz’ün Deniz Kuvvetleri imamı olduğuna ilişkin iddianame olacak. Bunun akılla, mantıkla tutan bir yanı var mı? Kollanmıyorsa neden herkesin cep telefonu alınıyor da onun alınmıyor. Kimse benim külahıma bir şey anlatmasın.

ByLock kullananların kaç kişi olduğunu onlar biliyorlar, rakamları ben verdim, neden açıklamıyorlar. Bütün belgeler ellerinde. Bir darbe olacak, darbeden sonra Türkiye’yi kimler yönetecek? Kim cumhurbaşkanı, kim başbakan, kimler bakan olacaktı. Biz 12 Mart, 12 Eylül darbesini de gördük, bu işin bir siyasi ayağı yok mu? 250 bini aşkın ByLock kullanan var ve bir tane siyasetçi yok. Diyorlar ki bize inanın, açıklasınlar yeri geldiğinde bizi suçluyorlar değil mi. Ben de diyorum ki, Neden bizi suçluyorsunuz, belgeleri açıklayın. Açıklayabiliyorlar mı; açıklayamıyorlar.” şeklinde konuştu.

Suriye’de kimyasal silah kullanılmasının insanlığa karşı suç olduğunu ve bu suçu kim, hangi gerekçeyle işlerse işlesin tüm dünyanın karşı çıkması ve bu suçu işleyenlerin yargılanması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Bizi üzen bir şey var, o da şu; BM Güvenlik Konseyi’nden şu ana kadar ortak bir karar çıkmış değil. Bu ortak kararın mutlaka bir şekliyle çıkması lazım. Suriye Hükümetinin de bu konuda hiçbir engel çıkarmaması gerekir. Olayın bütün safhasının açıklığa kavuşturulması gerekir. ABD’nin Suriye’yi vurmuş olması, Rusya’nın buna karşı farklı bir tepki göstermesi, aslında iki ülkenin de yapması gereken ve davranması gereken ortak eylem. Birlikte bu olayı aydınlığa çıkartmaları ve bunun için çaba harcamaları gerekir. Bizim en büyük arzumuz da bu. Bu gerçekleşebilirse ve kimyasal silahı kullananlar bir şekliyle saptanır ve bunlar da uluslararası mahkemede yargılanırsa, gerekli cezaları alırlarsa, böylece bu konuda insanlık önemli bir adım atmış olacaktır.

Türkiye’nin kimyasal silah kullanımı konusunda tepki vermesi doğal. Türkiye’nin Suriye’deki iç savaşın sonlandırılması, kimyasal silah kullanımı konusundaki faillerin ortaya çıkarılması konusunda daha aktif bir rol üstleneceğine inanıyorum. Türkiye, başlangıçta Suriye’de yanlış politika izledi. Suriye’deki olayların başlangıcına baktığımızda, bizim Suriye’de ne işimiz var? Biz niye Suriye’ye şu veya bu şekilde müdahale ettik, içişlerine müdahale ettik. Suriyeli muhalifleri, neden Türkiye’ye getirdik, neden Suriye’ye soktuk ve Suriye’nin parçalanmasına neden göz yumduk. Bunların hepsinin sorgulanması lazım.” dedi.

TRT’deki yayınının geç başlamasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Ağırlıklı olarak bir kişiyi yetkilendiren maddelere karşıyız. Bakın tek adam rejimine en tipik örneği bu akşam yaşadık. Sayın Cumhurbaşkanı konuşuyor, bana saat 19.00’da televizyon programı yapılacak denmiş ama onun sözü kesilemiyor, kimse kesmeye cesaret edemiyor, Sayın Cumhurbaşkanı konuşuyor, başımız belaya girmesin, anamuhalefet partisinin genel başkanı kibar bir insandır, o biraz bekler, biz 19.30’da devreye gireriz… (Sunucu: Nezaketiniz için çok teşekkür ederiz, inanın siz de olsanız Cumhurbaşkanı TRT kurumsal olarak beklerdi. Burası kamu kuruluşu, o da devletin tepesindeki insan olduğu için, kim olsa önemli değil siz de olsanız cumhurbaşkanlığı beklenebilir) İster kamu ister özel bütün televizyonların bir programları vardır, önceden deklare edilir, olağanüstü bir durum olmadığı takdirde normal program akışına uyulur. Bu program akışının dışında bir olay. Tek adamlığın yarattığı bir sıradan olay. İşin özü şudur; biz tek adam rejimine karşıyız. Şunu ben merak ediyorum, parlamenter demokratik rejimden neden vazgeçiyoruz. Tek adam sözcüğünü kendileri de kullandı. Şu programı almak için araya bir sürü şey koyduk. Sayın Numan Kurtulmuş’la konuştuk. Benim param da var burada. Tarafsız, eşit davranması lazım. Sayın Başbakan TRT’ye çıkarken bütün kanallarda verilir, biz çıktığımızda dar alanda verilirse eşit değildir.”

CEVAP VER