Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Almanya İncirlik’ten çekilme kararı alırsa kendileri bilir, yalvaracak değiliz

0

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’nin DAEŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk’un kesinlikle PKK ve YPG’ye net bir şekilde destek verdiğini belirterek bu kişinin değişmesinde fayda olduğunu ifade etti.

NTV’ye konuk olan Çavuşoğlu, şunları söyledi: “Son bir ay içinde Sayın Cumhurbaşkanımızın dünyanın en büyük 4 ülkesini ziyaret etti. ABD’ye yaptığımız ziyarette çok önemliydi. İlk defa yüz yüze görüşüldü Sayın Trump’la. ABD ile ilişkilerimizi daha ileri götürecek bir platformun oluştuğunu söyleyebilirim. Görüş ayrılığı olan konularda bile belli prensip anlaşmalarına vardık. Sayın Cumhurbaşkanımız verilmesi gereken mesajları net bir şekilde verdiler. Arazideki tecrübelerimizle birlikte bazı konuların oluşturabileceği riskleri ve hangi adımları atmaları hangi adımlardan geri durmalarını söyledik. Tabi FETÖ’nün iadesi, savunma sanayiinde işbirliği gibi konuları da görüştük.

ABD’de koalisyonun içinde DEAŞ’a karşı. Burada DEAŞ’a karşı Rakka dahil işbirliği yapmak istediğini ABD söylüyor. Biz başından beri doğru gruplarla DAEŞ’e karşı müdadele etmemiz gerektiğini söylüyoruz. 2012’de Türkiye’nin tavsiyelerini dinlemediklerinden ötürü hata yaptıklarını, ikili görüşmelerde söylemişlerdi. Ben bunu da hatırlatarak ilerde yine üzüntü duyacaksınız dedik. İçinde YPG’nin olduğu bir yerde biz olamayız. Bu mesajı Sayın Cumhurbaşkanımız net şekilde verdi. YPG’ye kaşrı mücadele edeceğimizi, angajman kurallarımızı uygulayacağımızı Sayın Cumhurbaşkanımız çok net muhatabına ve heyetine aktardı. Bu konuda olumsuz bir şey söylemediler ve anlayışla karşıladılar. YPG dahil hiç bir unsurun Türkiye’ye karşı tehdit oluşturmasına müsaade etmeyeceklerini söylediler. Silahlar sadece Rakka ve güneyinde kullanılacak. Türkiye’ye karşı kullanılmasına müsaade edilmeyecek, ayrıca PKK ile mücadelede etkin olarak destek olunacak. YPG kendisine alan yaratmak için buralara gidiyor, DAEŞ için değil. O da terör örgütü o da. YPG’nin Rakka’ya girmesinin DAEŞ’ten kurtarmak değil, ilerde bağımsız devlet oluşturmak amacıyla bu operasyonlara girdiğini söyledik. Kendilerinin Suriye’nin toprak bütünlüğünü desteklediklerini böyle bir oluşuma izin vermeyeceklerini söylediler.

Trump yönetimi Obama yönetiminden farklı. Bizzat Obama’nın ve askeri yönetimin söz vermesine rağmen Münbiç’ten çekilmediklerini gördük. Yeni yönetimin daha samimi olduğunu görüyoruz. Bölgedeki kişiler arazideki kişiler eski yönetimle yanı kişiler. Bunların yeni yönetimi zehirlememesi gerekiyor. Bu kişiler risk oluşturabilir dikkat edilmesi lazım. McGurck PKK ve YPG’ye net şekilde destek veren bir kişidir. Bu kişinin değişmesinde fayda vardır. Yönetime bu şekilde iletmedik ama görevine devam eden kişilerin ilişkilerimizi etkileyeceğini söyledik isim vermeden.

YPG ile bugüne kadar yapılan işbirlğinin bir tercih değil zorunluluk olduğunu hatırlattılar. Biz zorunluluk olmaması gerektiğini Sayın Cumhurbaşkanımız net şekilde ortaya koydu. Bir terör örgütüne karşı başka bir terör örgütüyle işbirliği yapmanın doğru olmadığını ve alternatiflerinin olduğunu söyledi Sayın Cumhurbaşkanımız. Biz temizlerken şehirleri YPG ile işbirliği yapmadık. Dolayısıyla Rakka’da temizlenebilir. Rakka’nın yönetimi yerel güçlere yani Araplara bırakılacak. Yüzde 99 Sünni Araptır ve mutlaka onlara yönetim bırakılacak diye teminat verdiler. Müttefikler arasında bir söz verilirse yerine getirilir. Türkiye söz verirse yapar. Kendi aramızdaki güven içinde bu çok önemlidir. Münbiç örneğini hatırlarsak biz tabi temkinli davranıyoruz.

PKK ile açık net mücadeleyi birlikte yapalım mesajıyla PKK ve YPG’yi ayrı ele alıyorlar. Bizim verdiğimzi tüm mesajlarda kadrolarının bile yanı olduğunu hiç bir farkları olmadığını söylüyoruz kendilerine. Sincar başta olmak üzere PKK ile mücadelede PKK elebaşlarının etkisiz hale getirilmesine ortak çalışma konusunda bir sorun yok. Son zamanlarda isteyip alamadığımız savunma sanayi ürünleri vardı. Bu konuda engeller kalkacak.

Bu yönetimi bir önceki yönetime göre Gülen konusunda da samimi bulduk. Trump, tüm Türkiye’nin taleplerini değerlendirdiklerini, ulaştırılan tüm belgeleri titizlikle incelediklerini söylediler. Bizde beklentilerimizi söyledik. Bu süreçte idari tedbirlerin alınabileceğini, Amerika’da bir soruşturma açılması gerektiğini iade sürecine kadar bunlar yapılabilir. İade edilinceye kadar geçici tutuklama dahil bazı tedbirlerin alınması gerektiğini söyledik.

Papaz Andrew Brunson da gündeme geldi toplatıda. Sayın Cumhurbaşkanımız da neden tutuklu olduğunu açıkladı. Terör örgütleriyle bağlantısından dolayı gözaltına alındığını ve şikayetlerden dolayı soruşturma başlatıldığını söylediler. Bu konuda tabi yargı süreci işliyor. Yargının vereceği karar önemli. Bir şikayet var kendi yakınınındaki kişilerin şikayetleri. PKK ile bağlantısı var diğer terör örgütleriyle başlantısı var. Bu bağlantılardan dolayı tutuklandığını biliyoruz. Ailesiyle, avukatlarıyla görüşüyor. Kendisinin kişisel ihtiyaçları karşılanıyor.

Almanya Dışişleri Bakanı böyle bir açıklama yaptıysa saygısızlık yapmıştır. Bana karşı konuşmalarında farklı oluyor sonra çıkıyor popülizm için farklı şeyler söylüyor. İlişkileri düzeltmek için hangi adımları atmamız laızm diye bize soruyorlar. Bizde size ileteceğiz dedik. Siz Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın otel odasını bile iptal ettireceksiniz, Siz bizim bakanlarımızı, milletvekillerimizi engelleyeceksiniz sonrada istediğimiz zaman Türkiye’ye gideriz. Türkiye bizi engellemesin, engellerse şantaj. Senin yaptığın neydi o zaman? Biz her şeye rağmen aklıselim yaklaşıyoruz. ‘Almanya biz Türkiye’ye karşı istediğimizi yaparız yine de Türkiye biz ne istersek yapmak zorunda’. Böyle bir Türkiye’nin artık olmadığını kendilerine anlatıyoruz. Artık Türkiye’ye istediğiniz gibi muamele edemezsiniz. Sizin çifte standartlarınıza boyun eğmeyiz. Türkiye’ye karşı patron gibi değil dost gibi yaklaşacaksınız. Diplomasinin temel kurallarından birisi karşılıklılık esasıdır. Almanya’nın önce kendisine bir çeki düzen vermesi lazım. Türkiye’ye nasıl davranması gerektiğini öğrenmelidir. İncirlik’ten çekilme kararı alırlarsa kendileri bilir. Kendileri gelmek istedi yalvaracak değiliz. Güle güle deriz.

NATO zirvesinde Merkel-Erdoğan görüşmesiyle ilgili bir talep olmadı. Gelirse de tabiki görüşürüz. biz diyalogtan yanayız. Ama bu anlayışın karşı tarafta da olması gerekiyor. Türkiye ile AB arasındaki sorunların kaynağı Türkiye değildir. Avrupa Birliği, bazı ülkelerdir müsebbibi. Sayısı az olup sesi çıkan ve kurum içinde etkili olanlar var. Bizim Avrupa ülkeleriyle sorunumuz yok. Bazı Avrupa ülkelerinin ve AB içindeki bazı kişi ve kurumların Türkiye’yle ilgili bir sorunu var. Brüksel’de 25 Mayıs’ta yapılacak liderler zirvesinde Türkiye-AB zirvesi için bir tarih belirlenebilir.

Terörle mücadelede NATO’nun daha etkin olması gerekiyor. NATO, müttefikleri tehditlere karşı koruması için kuruldu. ABD’de bu konuda bizimle aynı düşünüyor. Müttefiklerin korunmasıyla ilgili tedbirlerin alınması gerekiyor. Bu konularla ilgili 2016 ve 2014 zirvelerinde alınan kararlar var. Bu kararların uygulanması gerekir. NATO üyesi ülkelerin de savunma harcamalarını bütçesinin yüzde 2 oranına çıkarması gerekiyor. Çünkü üye ülkelerde savunma konusunda üzerine düşeni yapmalılar. Bunlar NATO zirvesinin gündem maddeleri olacak. Bu mini zirvenin esas amacı yeni seçilen ABD başkanıyla müttefikleri tanıştırmak olacaktır.

Astana süreci etkin bir şekilde ilerliyor. En son kabul edilen belgeler Suriye’nin sadece asteşkesin sağlanması, barışın gelmesi değil esasen siyasi çözüm ve Suriye’nin geleceği bakımından önemli olduğunu düşünüyoruz. Cenevre süreci yeniden başladı. Muhalifler yine Suriye’nin siyasi geleceğiyle ilgili vizyonunu net şekilde ortaya koydular. Bizim ABD’ye verdiğimiz mesajlardan birisi de sadece DAEŞ’e karşı mücadaleye odaklanmayalım, siyasi çözüme de odaklanmak lazım.

Çatısmasızlık bölgelerinde hangi askerlerin bulunması gerektiğine dair öneriler var. BM asker verebilir ama bir kurumun gözetiminde de olması gerekir. Ama henüz somut adımlar yok ya da alınan karar yok. BM çatısı altında olursa kimsenin tereddütü olmaz.

Kıbrıs müzakereleri konusunda dünkü görüşmeden bir gün önce Sayın Akıncı ile görüştük. İzlenebilecek yol haritası konusunda bir mutabakat olduğunu söylediler. 11 Şubat 2014 ortak açıklama bu müzakerenin bir çerçevesidir. 6 ana fasıl var. İkisi güvenlikle ilgili birisi toprakla ilgili. En son beşli konfrensta değerlendirilecek bunlar. Diğer 4 konuda açık olan konular var ve bunlar görüşülüp kapatılacak. Dünkü toplantıda Rum kesiminin garip önerileri üzerine bir sonuç elde edemedik. 4 fasıldaki açık konularda konuşmak bile istemiyor. Neymiş efendim konferansı tamamlayalım, garanti ve toprak meselelerini çözelim. İlk günde beyefendinin eli rahatlayacakmış, dönüşümlü başkanlık ve idari konularda da kendileri bir iyilik yapacakmış. Bu saçma fikirleri tabi Türk tarafı reddetti. Rum tarafı seçime doğru gidiyor. Popülizm ön tarafa çıkmaya başladı. Anastasiadis çözümü istese de böyle garip önerilerde bulunmaya başladı. Seçime giderken popülist bir noktaya kaydı. Biz yakından takip ediyoruz ama Rum tarafı yine savsaklamaya başladı.

Dış politikada bizim ilkelerimiz var ve bunlardan vazgeçmeyiz. Ama konular değişiyor öncelikler değişiyor buna göre de adapte etmeniz gerekiyor. Biz her zaman özeleştiri yapıyoruz. Gelen eleştirileri de çok samimi şekilde dikkate alırız. Çok kasıtlı yanlış eleştiriler de var. Mesela adam televizyona davet ediyor beni, gitmiyoruz, gitmekte istemiyorum. Ertesi gün bir bakıyorsunuz adam şahsımla ilgili hakaret dolu açıklamalar. Biz Recep Tayyip Erdoğan’la siyaset yapıyoruz kimseye boyun eğmeyiz. Biz dış politikamızı her zaman gözden geçiriyoruz. Şimdi SAM, Stratejik Araştırmalar Merkezi’mizi de yeniden yapılandırıyoruz. YÖK’le de işbirliği yapıyoruz. Akademisyenlerle, sivil toplum örgütleriyle bir araya geliyoruz. Doğrularımızdan ve prensiplerimizden bazen zorlansak da vazgeçmeyiz. Oradan U dönüşü yapmamak lazım, gittiğiniz yol doğruysa. Eksiğiniz varsa tabi onu da düzeltmek erdemdir.

AB ile Avrupa Konseyi’ni ayırmak lazım, ikisi çok farklı kurumdur. Denetim komisyonunun aldığı karar, seçimlere gelen kişiler ve hazırlanan raporlar bunlar, önyargılı ve siyasidir. Son zamanlarda oluşan Türkiye ve İslam karşıtlığının da Avrupa’da artan ırkçılığın da bir tezahürüdür. Şimdi hata yaptıklarını da itiraf etmeye başladılar. Bu şekilde Türkiye’yi cezalandırma çabaları ters teper. Bizimde karşılıklarımız olur. Biz iktidara geldiğimiz zaman Türk halkının AB üyeliğimize verdiği destek yüzde 75’in üzerindeydi, şimdi ise yüzde 20’lerde. Halkımız artık neden bu kadar olumlu görmüyor, burada suç halkta değil. Biz buna rağmen popülizm yapmıyoruz bu süreci devam ettirebilir miyiz, gayretindeyiz. Halkımıza sorduğumuz zaman biz bugün bu süreci durdurmak zorundayız. Ama biz bugün AB’nin iki yüzlülüğüne ve çifte standartlarına sabrediyoruz. Ama AB’nin artık bu konuda bir karar vermesi gerektiğini söylüyoruz. 60 yıldır devam eden bir bıkkınlık vatandaşımızda da var herkeste de var. Türkiye ve AB geleceğiyle ilgili cumhurbaşkanımız, bir karar vermelisiniz artık bu şekilde durumu sürdüremeyiz, sürdürmemelisiniz diyecek.”

CEVAP VER