Erdoğan: OHAL, bütün işlerin çok daha sağlıklı yürümesine yönelik atılmış bir adım

0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı’na katıldı. “Kimse bana, örneğin Gezi olaylarının amacının Taksim’deki 3-5 ağaç olduğunu söyleyemez. Kimse bana, 17-25 Aralık operasyonunun adaleti sağlamak, hukuku uygulamak için yapıldığını söyleyemez.” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Kimse bana, bölücü terör örgütünün ve onun güdümündeki partinin başlattığı çukur eylemlerinin masum amaçlar taşıdığını söyleyemez. Kimse bana, Suriye ve Irak’ta yaşanan hadiselerin Türkiye’yi hedefleyen yönlerinin olmadığını öne süremez. Hele 15 Temmuz’un bu ülkeyi işgale ve milleti, bu milleti esir almaya yönelik bir ihanet girişimi olmadığını öne süren varsa kusura bakmasın, onun aklından ve izanından şüphe ederim. Bütün gerçekler ortada.

Başka herhangi bir ülkenin sadece tekini bile kaldıramayacağı bunca yükü sırtlanan Türkiye’nin bir parça yorgunluk alameti göstermesini normal karşılamak gerekir. Ancak şundan emin olunuz, en kötüsü geride kaldı. Bunca saldırıya rağmen, ayakları üzerinde dimdik duran Türkiye’nin önünde inşallah aydınlık bir gelecek vardır.

Avrupa Birliği, Türkiye’ye gönlünü, kapısını, her şeyini açmış da Türkiye içeriye mi girmemiş? Böyle bir şey mi var? Dikkat edelim, lütfen. Sene 1963; sene 2017. 54 yıldır bu ülkeyi, -affedersiniz-, kapısında sürüm sürüm süründüren bir Avrupa Birliği var. Bizden sonra kimler geldi kimler geçti. Hepsini bunlar aldılar. Peki Türkiye’nin günahı ne, Türkiye’yi almıyorsunuz?

Fransa’nın, ismini vermeyeceğim, bir dışişleri bakanı, aynen bana şunu söyledi; ‘Boşuna çabalıyorsunuz, sizi almayacaklar’ dedi. ‘Niye?’ dedim. Gerekçelerini de açıkladı. Şimdi biz tabii bir gerçeği biliyoruz, bazı şeyleri biliyoruz fakat buna rağmen biz Avrupa Birliği Bakanlığı yokken, Avrupa Birliği Bakanlığını da kurduk ve fasıllarla ilgili elimizden gelen bütün gayretleri gösteriyoruz. İşte en son konseyin aldığı karar, yani bu kararı alıyorsun da ne olacak? Bu kararın bir kıymetiharbiyesi mi var?

Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanına Almanya’da, Belçika’da, İsviçre’de, şurada, burada her türlü saldırı yapılacak, Dışişleri Bakanıma kapılar kapatılacak, uçuş izni verilmeyecek, benim Aileden Sorumlu Bakanım arabanın içerisine mahkum edilecek. Biz hala ‘ya ne olur yapmayın, etmeyin, bizi alın.’ Arkadaşlar kusura bakmayın, sizler bakın ekonominin içinde bir güçsünüz, herhalde sizleri kapısında bekleten bir muhatabınızla bir yere kadar pazarlık yaparsınız, bir yerden sonra ‘hadi arkadaş güle güle’ der, yolunuza devam edersiniz. Ben bu milletin izzetini ayaklar altına aldırtmam, şerefini ayaklar altına aldırtmam. Biz her türlü görüşmelerimizi yapıyoruz. Eğer bu görüşmeler karşısında Avrupa Birliği’nin yetkilileri bizlere hakikaten adil, olumlu yaklaşımlarını sürdürürlerse biz bu yola devam ederiz ama sürdürmedikleri takdirde biz tabii ki başımızın çaresine bakacağız. Avrupa pazarı bizim için ne kadar önemliyse biz de Avrupa için o kadar, belki çok daha fazla önemliyiz yani bunu da görmemiz lazım. Bu gerçeğin bilinci içinde, Gümrük Birliği görüşmelerimizi sürdürüyoruz.

OHAL konusundaki endişelerinizi, ben tabii anlamakta biraz zorlanıyorum. Acaba OHAL, şu ana kadar bizim sanayicilerimizin, iş adamlarımızın, neyini engelledi? Eğer Olağanüstü Hal, bizim iş adamlarımızın, sanayicilerimizin şu andaki işlevini engelliyorsa, oturur onu konuşuruz ama böyle bir şey söz konusu değil. Biz göreve geldiğimizde Güneydoğu’da yine Olağanüstü Hal vardı ama orada sıkıntı vardı. Ben o bölgeyi dolaşırken oradaki vatandaşlar, ‘Şu Olağanüstü Hali kaldırın, çünkü buradaki sıkıntılarımız büyük’ dedikleri zaman haklı olduklarını gördük ve 1 ay içinde biz Olağanüstü Hal’i kaldırdık ama şuandaki Olağanüstü Hal, tam aksine, Türkiye’de bütün işlerin çok daha sağlıklı bir şekilde yürümesine yönelik atılmış bir adımdır.

Bundan sonra bizim dünya çapında bilinen, tanınan, değer üreten markalara ihtiyacımız var. Siyasi irade olarak biz bu konuda iş adamlarımızın arkasında olduğumuzu her fırsatta ifade ediyoruz. Buna rağmen mesela yerli otomobil konusunda arzu ettiğimiz neticeye ulaşamamış olmaktan üzüntü duyuyorum. Burada sektörün içinde olan birçok girişimcimiz var. Kendi pazarımızın, ihracat potansiyelimizin ve bu alandaki birikimimizin büyüklüğü ortada iken böyle bir adım atılmaması çok düşündürücüdür. TÜSİAD üyelerinden bu konuda cesaretli bir atılım bekliyorum ve bunu TÜSİAD üyeleri yapar. Eğer şu salondan bir babayiğit çıkartamıyorsak dükkanı kapatıp gitmemiz lazım.”

CEVAP VER