TBMM Genel Kurulu, 15 Temmuz Özel Gündemi ile toplandı..

0

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, darbe girişiminin birinci yıl dönümü sebebiyle ’15 Temmuz Özel Gündemi’ ile toplandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı birleşimi Meclis Başkanı İsmail Kahraman yönetiyor. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin temsilcilerinin konuşmalarına geçildi.

15 Temmuz darbi girişimi gecesi Meclisi açma kararı aldığını hatırlatan İsmail Kahraman, şunları söyledi:

“Darbe teşebbüsü senaryosunu hazırlayan ve teşvik eden bazı mihrakların umutları kursaklarında kalacak. Artık Türkiye’de, hükümet buhranları, kısa süreli hükümetler, hükümet düşürmeler yaşanmayacak. Yeni bir sistem var. Toplum tümüyle demokrasiyi özümsedi. Eline bir bildiri alan, mikrofon başına geçip ‘El koydum’ diyemeyecek. Türkiye’de darbeler dönemi bitmiştir.

Kadını erkeği, yaşlısı genci, ay yıldızlı al bayrağı ile göğsünü siper ederek Türkiye’nin birliğini bütünlüğünü, dünyaya haykırmışlar, göstermişlerdir. Milletimiz demokrasiyi özümsediğini, milli meselelerde, gerektiğinde tek yumruk halinde bir araya geldiğini göstermiştir.

15 Temmuz günü, millet olarak, her kurum ve kuruluşu ile bir imtihan verdik. Milletin kürsüsü olan Meclisimiz de bir imtihan verdi. Sizlerin içinde bulunduğu 26. Dönem bir darbeyi göğüslemekte üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirdi. Alçak darbecilere karşı burada bulunarak, Meclisimizi bombalar ve kurşunlar altında açık tutarak milletin sesinin ne kadar gür olduğunu ve iradesinin pranga kabul etmeyeceğini gösterdi. Karanlık emellerine ulaşmak için her kuruma sinsice sızmış olan hainler, o gece milletimizi, milletin Meclisini hedef aldılar. Üzerimizde saatlerce uçuş yaparak helikopterlerden mermiler, uçaklardan bombalar yağdırdılar, tanklarla kuşattılar.

Onlar korkutmaya milletin vekillerini yok etmeye çalıştıkça, 27 milletvekili ile açtığımız Genel Kurulda 107 milletvekili çelikten iradeleriyle kenetlendiler. Ve Meclisimizi hain darbe teşebbüsü sona erdirilinceye kadar açık tuttuk, terk etmedik. İnsan suya düştüğü için değil, sudan çıkamadığı için boğulur. Biz, o gece her üç parti mensupları suda çırpınmadık. Selamete nasıl ulaşacağımızı konuştuk. Tarih cesareti olmayanın başarısının olmayacağını bize öğretmiştir. Cesaret korkmamak değil, korkuyu yenmektir. Önceki darbe ve muhtıralar karşısında siyasetin dik durmayışının bedelini milletimiz çok ağır ödemiştir.

Nene Hatunlar yalnız değil Sütçü İmamlar. Topyekün bütün Meclis Sütçü İmam’dır. Nene Hatundur. Katip üyeler Başkanlık Divanından yer almak üzere geldiklerinde, mevcut siyasi partilerden grup başkanvekillerinin Divanda olmasının daha uygun olacağını söyleyerek Başkanlık Divanına AK Parti’den Mehmet Muş’u, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Özgür Özel’i, Milliyetçi Hareket Partisi’nden ise Erkan Akçay’ı davet ettim.

Oturduk ve Özgür Bey’in o zaman ceketi yok, gömleği var. Ahmet Gündoğdu geldi, ‘Özgür Bey birazdan televizyoncular gelir, çekim yapılır, ben ceketimi sana vereyim, olur sana.’ dedi. Özgür Bey aldı ve güzel bir konuşma yaptı, ‘Kaderde milli görüş gömleğini giymek de varmış.’ Partiler olarak ayrılabiliriz. Niye? Görüşler. Ama gerektiğinde bir yumruk halinde bir araya geliriz. 15 Temmuz bunun bir ispatıdır. 7 Ağustos bunun bir ispatıdır.

Büyük ihanete karşı direniş, Türkiye Büyük Millet Meclisimize ikinci gazilik unvanını hak ettirmiştir. Mecliste bombanın düştüğü yerlerin, ‘Demokrasi Müzesi’ ve ‘Demokrasi Yolu’ olarak düzenlenmesi çalışmaları devam etmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan milletimizin temsilcilerine bütün milletvekillerimize tekraren teşekkür ediyorum. Bu meşum gecede hain teşebbüsün engellenmesinde en büyük pay, Cumhurbaşkanımız muhterem Recep Tayyip Erdoğan’ın meydana milleti çağırması olmuştur.

Milletimizi meydanlara daveti ve halkımızın zat-ı devletlerine olan itimadı, milli birlik beraberlik şuuru, meydanları doldurdu, parti farkı olmaksızın herkes ülkemizin bu karanlık geceden kurtulması için üzerine düşen görevi yerine getirdi. Partiler ve herkes elinden gelinden geleni yaptı, ‘Lider nasıl olmalıdır?’ sorusunun cevabı en vazıh şekilde verildi.

Bir musibet, bin nasihatten evladır. Artık musibetlerle karşılaşmayacağız. Evelallah karşılaşmayacağız ve bir daha Türkiye darbelerle yüz yüze gelmeyecek. Zira kendini millete kabul ettirmeyen hiçbir hareket muvaffak olamaz. Millette bir demokrasi şuurunun varlığı ve onu özümsediği, ortaya kondu. Darbe teşebbüsü senaryosunu hazırlayan ve teşvik eden bazı mihrakların umutları kursaklarında kalacak. Artık Türkiye’de, hükümet buhranları, kısa süreli hükümetler, hükümet düşürmeler yaşanmayacak. Yeni bir sistem var. Toplum tümüyle demokrasiyi özümsedi. Eline bir bildiri alan, mikrofon başına geçip ‘El koydum’ diyemeyecek. Türkiye’de darbeler dönemi bitmiştir.

1950’de gelen demokratik hayattan sonra gizli açık, gerçekleşmiş teşebbüs halinde kalmış darbe sayısı, 15 Temmuz ile birlikte 17 oldu. Artık darbeler tarihe gömüldü. Türkiye’nin bundan sonra böyle belalarla karşılaşmayacağına inanıyorum. Söylenti yaymaya çalışanlar Türkiye’nin gelişmesini istemeyen mihraklar ve toplum bu tuzağa düşmeyecektir.

Şehitlerimiz var; elbette üzgünüz. Ama şehitlik, bu fani hayattan ayrılma, bayrağı uğruna, vatanı uğruna ve mukaddes değerleri uğruna kara toprağa gülerek girmektir. Milli Şair Mehmet Akif’imiz Çanakkale şehitlerine şiirinde ne diyor; ‘Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, sana ağuşunu açmış, duruyor Peygamber.’ Şairimiz, düşünürümüz rahmetli Erdem Beyazıt ne diyor; ‘Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm, ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm.’ Evet, 150’si Ankara’da, 2’si Marmaris’te, 98’i de İstanbul’da olmak üzere 250 şehidimiz var. Onlar doğrudan cennete giden kişilerdir.

Biz Türkiye’yiz, bölünmeyiz, bölemezler, böldürtmeyiz. Bütün gücümüzle yolumuza devam edeceğiz. Ebed müddet olarak devletimiz yaşasın. Kardeşlik şuuru içinde, herkesin fikrini rahatça söyleyebildiği ama asla kavga gürültü olmayan bir Türkiye’de hep birlikte yaşayalım.”

 

CEVAP VER