Baydemir, Erdoğan’a seslendi: Darbeciler gelseydi sen de ben de Demirtaş da cezaevinde olacaktık

0

HDP’nin başlattığı ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin Diyarbakır ayağı sona erdi. Nöbet, İstanbul’da devam edecek. HDP Sözcüsü ve Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, şunları söyledi:

Korkunun ecele faydası yoktur. Zorun gücüyle hakikati saklayamazsınız. Bu coğrafyanın seçilmişleri cezaevinde. Siz savaş politikalarına geri dönmekle kaybettiniz. Şu anda sadece bu park abluka altında değil. Ana arterler trafiğe kapatılmış. Ne olacaktı binlerce insanın barış talebini, adalet talebini, Selahattin Demirtaş’a, Gültan Kışanak’a özgürlük talebini onlara haykıracaktık.

Yalanın sonu yok. Meşruiyetini yitirmiş olan bir algının kentin sokaklarını altından da yapsa 5 kuruşluk kıymeti yok. Rıza rıza. Biz rıza diyoruz onlar Reza anlıyorlar. Ey bu kentin idarecileri, ben de dahil olmak üzere siz kente çıktığınızda insanlar göz bebeğiyle size gülüyorsa o zaman bu kentte var değilsiniz. Tankla topla, şiddetle, tehditle bir kentin hakimiyetini ele geçirmek o kentte var olmak anlamına gelmez.

Daha biz nöbeti başlatmadan bir gün önce bu kentte nöbete gelmek için çaba sarf etme ihtimali olanlar bile gözaltına alındı. Burada her akşam ses çıkardık. Yandaki binalardan sesimize ses veren insanlar gözaltına alınmak istendi. Legal demokratik siyasetten korkuyorsunuz. Çünkü büyük bir yalanla çatışmanın tekrar başlamasının faturasını HDP’ye çıkarmaya çalışıyorsunuz. Yalanın sonu yoktur. Yalandan toplum algısı inşa etme çabası beyhudedir.

Ne yaptılarsa olmadı. Eşbaşkanlar tutuklu, vekiller tutuklu, belediye başkanları, il – ilçe başkanları tutuklu. Şimdi de algı operasyonu var. Ama meşruiyetinizi yitirdiğiniz için başaramazsınız. Yapılması gereken tek şey bu çifte standart hukukuna son vermek. Türkiye’de OHAL rejimi var. Darbeci cuntanın yapamadığını yapan, onun siyasi ayağı eliyle bir rejim inşa ediliyor. Bu rejimde bütün muhalefetin sesi kıstırılıyor ama HDP’ye uygulanan sadece bundan ibaret değil. HDP’ye uygulanan bir düşmanlık hukuku, bir yok etme hukukudur. Kürt’e uygulanan yok etme hukukudur.

Faşizmin 100 yıldır kullandığı bir kılıf var. Bunlar 100 yıldır bir kılıf almışlar ellerine; köhnemiş: Devletin beka sorunu var. Hayır, faşizmin beka sorunu var. Tüm bu sorunların çözüm yeri TBMM olmalıydı. Meclis adeta iktidarın noteri olmuş. Son iç tüzükle vekilin dahi konuşmasını yasaklamış durumda. Ne kadar korkarlarsa zulümleri de o kadar artıyor. İçleri kararmış. Vicdan ve adalet nöbeti bu karartıya da bir ışık tutma girişiminin ta kendisidir. Vicdan ve adalet nöbetini bitirmiyoruz. Sürdürüyoruz, hem de büyük bir kararlılıkla. Vicdan ve Adalet nöbetinin bayrağını İstanbul’a devrediyoruz.

Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum: Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ senin siyasi rakiplerindir. Sen siyasi rakiplerine öfke ile kinle düşmanlık hukuku uyguluyorsun. Kendi varlığının da meşruiyetini ortadan kaldırıyorsun. Çünkü darbeciler gelseydi sen de, ben de, Demirtaş da cezaevinde olacaktık. Kininin, öfkenin esiri oldun. Neden? Tek başına iktidar olmak için. Kanla, gözyaşıyla sandalye sayını artırdın ama meşruiyetini yitirdin.

OHAL’le, KHK ile binlerin, yüz binlerin, Nuriyelerin, Semihlerin yaşadığı trajedi bunun göstergesidir. Nuriye ve Semih zorla tedavi altına alındı ve doktorun bir raporu var: Mevcut bulgulara göre hayati tehlike arz eder. Hayatını yalnız başına idame ettiremez. Ancak mevcut bulgular tutukluluk halinin tehirini gerektirmez.

Hayati tehlike var, tek başına hayatını idame ettiremez ama tutuklu kalsın. Vicdan bunun neresinde, adalet bunun neresinde? Kabul edilemez. Böyle bir rejimin sürdürülme şansı yok. Sadece siz değil bir sürü insan helak olacak. Kininizden, hırsınızdan vazgeçin. Behemehal Nuriye ve Semih tahliye edilmeli ve işlerine iade edilmelidir.

Mutlak surette vicdan ve adalet hakim olacaktır. Diyarbakır’dan çalınan bu maya İstanbul’a ulaşacak. Bu ses İstanbul’la buluşacak. O ses büyüyerek Van’a, İzmir’e ulaşacak. Milyonların vicdanı mutlak surette faşizmi geriletecek. Faşizm gerilediğinde bütün çocuklarımıza aydınlık bir gelecek bırakma imkanına sahip olacak. Ya bugün sesimizi gür çıkaracağız ve gelecek nesillere karşı mahcup olmayacağız. Artık vicdani çığlığı yükseltmenin zamanıdır.”

CEVAP VER