HDP Grup Başkanvekili Yıldırım: Dış politikada itibarı sadece kendimizden menkul bir ülkeye dönüştük.. Almanya ve ABD ile rehin pazarlığı yapılıyor

0

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında dış politika ve ekonomi alanlarındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye ile Amerika arasında yaşanan vize krizine değinen Yıldırım, şunları söyledi:

“Belli bir süreden beri AKP iktidarı içteki yanlış ve çarpık politikalarının üstünü örtme aracı haline getirdiği dış politika ile ilerliyor. İç politikadaki yanlışların Türkiye halkları tarafından görülmemesi üzerine kurulu bir sistem yürüyor. İç politikadaki yanlışlıkları gidermek bir yana dış politikanın ağır yükü yeni yükler bindiriyor.

Tavizlerle sonuçlanan dış politik hattı ibretle izliyoruz. Çünkü yanlışlar sadece iktidarın hanesine yazılmıyor. Maalesef faturayı halkımız ödüyor. Hollanda’yla kriz yaşarlar faturayı halkımız öder, Almanya’yla kriz yaşarlar tavizler verilir, Rusya’yla kriz yaşarlar tavizler verilir. En nihayetinde geldiğimiz noktada ABD ile gereksiz polemikler üzerinden vize krizi yaşanıyor. Bunun faturası da halka kesilecek.

Vize krizi ile ilgili celallenmiş sözlerin yankısı bitmeden Başbakan Yardımcısı ABD’ye gönderiliyor. Bir yandan beylik laflar edip, restleşip; diğer yandan arka kapı siyasetini zorlamak, iç politikadaki yanlışları örtmek için kullanılan dış politikanın sonuçlarıdır.

Suriye’de Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonunun devamı niteliğinde İdlib’e girdiğini söylüyor. İdlib’le ilgili kararla Fırat Kalkanının hiçbir alakası yok. Bu toplumu yanıltma amaçlı bir bilgi kirliliğidir. İdlib operasyonu kararı Astana’ya dayalıdır. Sadece Rusya ve Şam rejiminin karadan giremediği yerlere Türkiye kara gücü olarak girecektir.

Türkiye, Şam’ın ve Moskova’nın kara gücü olarak giremediği yerlere Suriye ve Rusya’nın kara gücü olarak öne sürülmüştür. Çünkü Rusya, ‘ben dış güvenliği sağlayacağım, içeri Türkiye girecek’ diyor. Rusya da hava kuvvetleri yoluyla sağlıyor. Soruyorum: Fırat Kalkanında ya da İdlib’de bir Türkiye uçağı Suriye hava sahasına girebiliyor mu? Rusya ve Moskova’yla bu ilişkiler devam ederken tek uçak giremiyor. Türkiye alabildiğince kötü bir rolü kendi askerlerine, bu halkın evlatlarına biçiyor.

Devrik Başbakan, Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı çok beylik laflar etmişti. Rusya uçağı düştüğünde talimatı ben verdim yarışına girmişlerdi. Putin’in bir satranç ustası, Türkiye yetkililerinin ise zeka oyunlarında başarısız olduğunu biliyorduk ama bu kadar ucuz bir şekilde bu ülkenin evlatlarını Putin’in kendi kara gücü haline getireceğini hiç düşünmemiştik. Bunun üzerinden ne kazanacağını hala açıklayamayan bir iktidar var.

Dış politikada itibarı sadece kendimizden menkul bir ülkeye dönüştük. Erdoğan’ın, hükümetin söylemlerine bu konunun uzmanları gülerek geçiyor. Bu söylemler uzmanlar için iyi bir mizah konusu oldu. Alay konusu olarak video biçiminde döndürülüyor. İnsanlar bize gülüyorlar.

Bundan üç yıl önce çözüm süreci devam ederken, kısmi bir barış ortamı hakimken vizesiz Avrupa seyahatlerinden bahsediyorduk, bugün vizeli bile yurt dışına çıkamaz olduk. Barışın bu ülkeye yaşattıklarını 3 yıl önce hepimiz deneyimlemişken bugün pasaportu olanlar vizesi olanlar ülke dışına çıkamıyor. Dış politikadaki argümanları içi siyasette malzeme olarak kullananlar 80 milyonun kaderini sadece bir kişiye, AKP’nin Genel Başkanına eşitleyenlerin söylemlerinin gerçek yaşamda karşılığı yoktur. Türkiye bir kişiden de bir partiden de çok daha büyüktür, kıymetlidir.

Özellikle Almanya ve ABD ile son bir ayda bir rehin pazarlığı yapılıyor. Almanya ile ‘ülkendeki Gülencileri iade et, ben de Deniz Yücel ve insan hakları savunucularını iade edeyim’ pazarlığına giriliyor. ABD ile ‘ver papazı al papazı’ deme noktasına gelindi. Bu rehin politikasıyla bütün uluslararası topluma Türkiye’de yargının siyasi iktidarın güdümünde olduğunu itiraf ediyorsunuz: Demek ki yargı hikayedir, eğer ABD Gülen’i iade ederse ABD vatandaşları yargı kararı olmaksızın serbest bırakılabilir. Bu, yargı bizde hikayedir, yargı benim emrimdedir, istediğim zaman sizin vatandaşlarınızı çıkarıp size iade edebilirim demektir. Yargının siyasallaştığının bundan daha açık bir kanıtı olabilir mi? Bizim de yıllardan beri ifade etiğimiz tam da budur. Bu ülkede yargıya güven 3 yıl önce yüzde 70 iken bugün yüzde 29’a düşmüştür.”

Müftülere nikah yetkisi veren tasarı hakkında ise Yıldırım, “Önümüzdeki hafta salı günü Genel Kurul’a gelebilir. Bu konuda tavrımız net. Kamunun, tüm kamu kurum ve şahsiyetlerine tanıdığı görevler var. Müftülüğün mevcut haliyle yerel yönetimlerin yetkisini alması ve bunun üzerinden sosyal yaşamı şekillendirmesini doğru bulmuyoruz. Soruyoruz; siyasi iktidar mesela müftülere boşama yetkisi de vermeyi düşünüyorlar mı? Eğer dertleri yaşam biçimini dizayn etme değilse her kamu görevlisinin görevleri doğru tanımlanmalı.” şeklinde konuştu.

CEVAP VER