Kemal Kılıçdaroğlu: Lafla Atatürkçülük olmaz.. O gidip dışardan löp et ithal etmedi

0

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup toplantısında konuştu. “Hiç kimse 20 Temmuz darbesini unutmasın.” diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Hapishaneler tıka basa doluysa, gazeteciler, avukatlar, hakimler, savcılar, öğrenciler hapisteyse hiç kimse 20 Temmuz darbesini unutmasın. Bizi yıldırmak istiyorlar, ne derlerse desinler. Alnımız ak ve tertemizdir. Devlet şu an yönetilmiyor arkadaşlar. Kim yönetiyor devleti, belli değil. Bunu en net ortaya koyan araç sahiplerinin karşılaştığı olaydır.

Anneyi düşünün, çocuk harp okulunu kazanmış. Bekliyorsunuz güzel elbiselerle eve gelecek. Şimdi bu çocuklar hapiste. Bir anne şöyle söylüyor: Askeri öğrenci velisiyim. Birçok öğrenci mağdur durumda. Türkiye tarihinde böyle bir kıyım yapılmamıştır. Yazıktır, günahtır. Ayrıca ortada kazanılmış bir hak vardır. OHAL Komisyonu’nda dilekçelerimiz kabul edilmedi. Yerimiz yurdumuz belli. Fişlendik, damgalandık. Devletin bütün kapılarını yüzümüze kapattılar. Oğlumu tertemiz askeriyeye teslim ettim, ama o şimdi hapiste.

Atatürkçülükten söz ediyorlar. Eyvallah çok memnun olduk. Lafla Atatürkçülük olmaz. Atatürkçülük milletin çıkarlarını savunmaktır. 1 Mart 1922’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Meclis’te yaptığı bir konuşmadan bölüm okuyorum. Türkiye’nin sahibi ve efendisi kimdir? Bunun cevabını birlikte verelim. Türkiye’nin gerçek sahibi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde herkesten çok refah saadet ve servete layık olan köylüdür. Atatürkçülük budur. O gidip dışardan löp et ithal etmedi.

Aşar vergisini kaldırdı gazi Mustafa Kemal Atatürk. Bunlar çiftçinin üretiminden yüzde 4 vergi alıyorlar. Sen Atatürkçü olamazsın kardeşim. Atatürkçü olman için çiftçiyi koruyacaksın, vergiyi sıfırlayacaksın. Ben hanımlardan söz ettim. Sabah kalkıp musluğu açtığınızda 5 çeşit vergi ödüyorsunuz. Ankara’daki beyefendiler de vergi ödememek için vergi cennetinde şirket kuruyor.

Çiftçilerle yaptığım toplantıda ‘mazot 5 lirayı aştı ne yapacağız’ dediler. Gübre, ilaç dünyanın parası dediler. Birisi dedi ki “biz artık çiftçilikle hiç uğraşmayacağız, bu dertlerimiz de olmayacak” Ama sevgili kardeşim, sen üreteceksin, sen çalışacaksın akıl teri ile alın terini bir araya getireceğim. Diyorlar ki bu ülkenin tarım politikası yok. Evet, yok çünkü hükümet edenlerin cep doldurma politikaları var. Senin cebini düşünen mi var? Nasıl olsa oyunu sandıkta gelecek bizim partiye atacak. Ben sırtına da binerim, sopalarım da nasılsa oyunu bana verecek. Ama dediler ki bu sefer öyle değil, bunun hesabını sandıkta soracağız dediler. Bana bu söz verdiler.

Herkes perişan vaziyette. Esnaf, icra takibinde. Takibe düşen tutar 24 milyar 800 milyon lira. Yani 24 katrilyon lira.

Bütün emeklilere sesleniyorum. Ağlayacağınıza sandığa gidince oy vereceksiniz, ağlamayacaksınız. Bana diyorlardı ki, ‘Bu Kılıçdaroğlu SSK’yı batırdı’ diyorlardı. 3 sosyal güvenlik kurumunun benim emekli olduğum tarihte 99’daki açığı 2 milyar 341 milyon lira. Peki şimdiki açığı ne kadar? 20 milyar lirayı aştı arkadaşlar. Şimdi ben buradan Erdoğan’a ve Binali Yıldırım’a soruyorum. Bu rakam doğru mudur yanlış mıdır? Şimdi ben sana soruyorum SGK’yı kim batırdı? 2 milyar liradan 20 milyar liraya çıktı açık. Bir de benim zamanımda kadın 34, kadın 43 yaşında emekli oluyordu… Hasta her yerde para ödüyor. Yoktu eskiden böyle bir şey… Sevgili Erdoğan beni duyuyor musun? Duyacaksın beni, dinleyeceksin. Sen bu kurumları batırdın, sen batırdın.

Türkiye yönetilmiyor derken, yasama, yürütme, yargı tabi Anayasa var. Ama hiçbiri bağımsız değil, saray hükümetine bağlı. Eğitim politikası, saray hükümetine bağlı. Tarım politikası, saray hükümetine bağlı. Şimdi günümüzde aynı menzile yürüyen paralel iki hükümet var. Bir, saray hükümetine; iki, Binali Yıldırım hükümeti.

Örnekler vereceğim, saray hükümetinin milli eğitim politikası. İlgili bakan açıkladı, dedi ki “Bizim okullarımızın yüzde 10’u kaliteli, yüzde 90’u niteliksiz” dedi. Siz çocuklarınızı niteliksiz okullara göndermeye razı mısın? Bunun hesabını hükümete soracak mısınız? Çocuklarınızı seviyorsanız, onların iyi okullara gitmesini istiyorsanız, 15 yılda okulların yüzde 90’ınını niteliksiz hale getiren hükümeti sandıkta bu dersi vermek sizin görevinizdir.

Kendi çocuklarını kobay olarak kollanan tek devlet var Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Sabah akşam eğitim politikası değişiyor. Böyle bir yapı olabilir mi? bunun hesabını hep birlikte sormak zorundayız.

Devletin yönetilmediğini 5,5 milyon kişi net bir şekilde öğrendi. Araçlara cam filmi taktırılması. Bir yönetmelik ‘herkes taktırabilir’ dediler. Her birisine 600 lira para verdiler. Sonra aynı hükümet cam filmini yasaklıyor. Yahu siz hükümet değil misiniz, siz konuşmadınız mı, ne oldu da bu yanlıştır dediniz… Millet ayağa kalktı, 427 lira ceza keseceğim dedi. Söküm bedeli araba başına 150 lira. Yahu sen cebinden mi ödüyorsun, babanın cebinden de ödemiyorsun. Vatandaşın cebinden alıyorsun, ne hakla alıyorsun sen bu parayı?

Tepki gelince bakan açıklama yapıyor, efendim ceza yazmayı kaldırdık diye. Peki ceza ödeyenler oldu? Onların parasını iade ediyor musunuz? Ne diyorduk? Devlet yönetilmiyor ve savruluyor. Herkes karamsar, yarın ne olacağını bilmiyor.

TÜİK’in başkanvekili açıklama yaptı, ‘Et üretiminde yüzde 23 azalma var.’ Yahu 7 yıldır siz ithalat yapıyorsunuz hani üretim artacaktı? Yapmadılar, üretim azaldı. 5 milyar dolar para ödedik. Dışarıya ödüyorsun, ona kazandırıyorsun. Senin kasabın, senin besicin cezalandırılıyor. 70 bin kasap esnafına sesleniyorum. Sen bunun hesabını sandıkta sormak zorundasın kardeşim. Bizim kasapları Sırp kasabına teslim ettiler. Besmelesiz eti getirdiler, löp eti getirdiler. Halka yedirmeye çalışıyorlar, sen otur onu sarayında kendin ye.”

 

CEVAP VER