“Güncellenme” Sırasında Neler Var?

0

Her gün, neredeyse her saat gündem değiştiren ülkemizde, sayın Cumhurbaşkanı’nın deyimiyle “güncellemeler” sürüyor…

Hatta güncelleme yapılması muhtemel değerler ve değer görülenler, değersizler ve değersiz bulunanlar, “yerli ve milli ile “gayri milli” olanlar, peşin sıra gelecek gibi..

Tabii hala şartların olgunlaşmadığı yeni güncellemeler için onlarca yıldır mücadele edenlerin sabırları da yerinde..

Yerinde ama bakalım bazılarının ömürleri yetecek mi? Allah bilir tabii ki…

Malumunuz, dünyada yaşanan siyasal gelişmeler karşısında pek şaşırdığımız söylenebilir mi bilmiyorum!

ABD, AB, Rusya, Fransa, Almanya ve İsrail başta olmak üzere dünyadaki oyun kurucuları ile oyun alanlarının yetkilileri arasındaki strateji(!) kaygıları ve kavgaları, ısıtılıp ısıtılıp önümüze geliyor.

Halbuki içinde olduğumuz coğrafyayla ilgili olarak, hedefleri onlarca, yüzlerce yıldır aynı değil mi?

Şaşılacak, öfkelenecek ne var bunda..

Malumun ilanı sık sık yapılmasına rağmen, üç maymun siyaseti ile strateji ürettiklerini varsayanlar, kendi şaşkınlıklarını, dönüşümlerini, keskin diplomatik(!) güncellemelerini yapmayı da sürdürmekteler…

Sadece doğal “hayır platformu” gönüldaşları değil, kararsızları, şimdiye kadar alternatifsizlikten yakınanları ve hatta kuruluşundan itibaren AK Parti iktidarına gönül vermiş, zaman harcamış, sermayesini saçmış birçoklarını da AK Parti şaşırtmayı sürdürüyor…

İdeolojik farklılaştırma, yapılan bazı hizmetlerle gizleniyor..!

Toplum, bazı isimlerin güya patavatsızlıkları(!) ile alıştırılmaya çalışılıyor..!

Metal yorgunluğu onarım çalışmaları ne kadar başarılı oldu, kendileri dahi merak ediyor..!

Eğitim sisteminde yapılan her bir güncelleme çabası ile, eğitimin, çocukların, geleceğimizin, hangi yollara mahkûm olacağını ya da fırsat bulacağını zaman gösterecek.

Ama okul çağında çocukları olanların ekseriyetinin umutsuzlukları da kaçınılamaz bir gerçek.

Hele de, zaten ülkemizin uzun yıllardır şikayetçi olduğu “adamcılık, kayırmacılık” gibi liyakat noksanlıklarının, artık adeta bir usül halini almışçasına örneklerinin çoğaltılması, nepotizmin gizlenmesine bile gerek duymadıkları bir cüret ve cesaret ile uygulanması, sanırım bir başka güncelleme bölümlerindeki yerini aldı..!

* *

İman ile ümmeti dilinden düşürmeyenlerin, yapılanları ve yaşananları görmezden gelmesine karşın, sıkça anlatılan ve ekseriyetle bilinen birkaç örneği hatırlatmakta yarar var sanırım.

Hz. Ömer hastalanır.

Doktorlar şifa için bal yemesini tavsiye ederler.

O mevsimde çarşıda pazarda bal satılmaz. Ancak devletin depolarında çok miktarda bal vardır.

Hz. Ömer, bu balı sağlığı için kullanabilmek adına camiye gider, halkı toplar, tedavisi için hazineden bir miktar bal almasına izin verilmesini rica eder.

İzin verilince bir miktar bal alıp tedavi olur.

Ömer bu davranışıyla devlet başkanının devlet hazinesinden bir şey alamayacağını göstermek ister.

Ama bizde öyle olmaz. Bal tutan parmağını yalamıyor bile artık.

Direk kafasını sokuyor bala…

* *

Hz. Ömer’in oğlu Abdullah bir deve satın alır.

Deveyi devletin develerini güden çobana verir.

Devletin otlaklarında deve yer, içer, iyice semirir.

Bir gün Abdullah satılması için pazara götürür.

Hz. Ömer deveyi pazarda görür, kimin olduğunu sorar.

“Oğlunun” derler.

Canı sıkılır. Oğlunu çağırır deveye nasıl sahip olduğunu ve nasıl böyle semirdiğini sorar.

Oğlu, olanları anlatır.

Bunun üzerine Hz. Ömer:

“Vay, ne güzel. Hem halife oğlu olasın, hem böyle iş edesin. Deveni devlet çobanı otlatsın, devlet otlaklarında otlatılsın, satınca da kârı senin olsun. Olmaz böyle şey. Git deveyi sat. Deveyi aldığın tutarı sen al, gerisini götür, devlet hazinesine teslim et.” der.

Tabii bizde deve besleme, otlatma ve satışı olmadığına göre, bu hikâye(!) anlamsız kalıyor kimilerine göre…

Onun için de gücü elinde tutanların cümle akrabaları gönül rahatlığıyla ve imanlarıyla, kamu ihalelerini alabiliyor, işlerini geliştirebiliyor, zenginliklerinin nimetlerini bu dünyada yaşayabiliyor…

Ne de olsa o işi birileri yapacaktı!

Ne fark eder ki? Deve, ha oğlunun olmuş, ha başkasının!

* *

Çok kısa süre önce bildiğimiz üzere bu sefer “İstiklal Marşı “güncellemesi gündem oldu…

Sırada “ay yıldızlı bayrak” var mı bilinmez…

Malumunuz. Protokol yollarında eskiden bayrak rengi kırmızı halıların yerini, turkuaz ve mavi halılar aldı…

Bu sezondan önce Türk milli takımı formalarına turkuaz ve mavi eklenmişti…

Lozan da zaten güncellenmeliydi..!

Aslında “Yunan galip gelmeliydi” diyenlerin gönlündeki renk, galiba Yunan ve İsrail bayrağının da rengi olan “turkuaz ve mavi”…!

Sırada 2019 seçimleri..

Güncellemeler şimdiden başladı diyenler var malumunuz…

“Mezardakiler bile çıkıp oy kullanacak” çekinceleri olanlar vardı…

Devletimizin sunduğu hizmetlerden olan e-devlet sistemindeki sadece benim soy araştırmamda;

1) Annemin dedesinin dedesi, 2) Babamın dedesi, 3) Anne annemin annesi ve 4) Annemin baba annesi, olmak üzere ölmüş ama şimdi sağ olanlar var…

Yani ülkenin bir kısmının seçimler sürecinde tehlike görüp de, suçlamada bulundukları sahte potansiyel seçmenlerin (eğer doğru ise korkulanlar), dördü benim atalarım ve mezarından çıkıp sandıklara gelecek demek ki..!

Ve sonrasında 2023…

Asıl güncelleme tarihi..!

Haydi hayırlısı. Bakalım güncelleme sırasında daha neler var…

CEVAP VER