Erdoğan: Devletleri ve milletleri kur baskısından kurtarmak için borçlandırmalar altınla olsun

0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Global Girişimcilik Kongresi’nde konuştu. “Diyoruz ki gelin bu dünyada yeni bir barışın temelini atalım. Böyle rastgele bu ülkelere bombaları yağdırmayalım. Varil bombalarını yağdırmayalım.” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Suriye’de 7 yıldır bir süreç var. Bu süreç içerisinde bu emperyal güçler acaba Suriye’den ne kadar insanı kendi ülkelerine çekip aldılar? Almadılar. Ama Türkiye 3,5 milyon insanı şu anda kendi ülkesinde barındırıyor, misafirperverliğini gösteriyor. Peki onlar ne yaptı? Geldiler, kimyasal silah dediler vurdular. O çocuklar bize geliyor, ne halde olduğunu ben görüyorum. Ama diğerleri bunu görmüyor. Ve tutturdukları tek şey var. “kimyasal silah kullanıldığı için vurduk” ben de diyorum ki niye sadece kimyasal silahı değerlendiriyorsunuz? Konvansiyonel silahı niye düşünmüyorsunuz?

Konvalsiyel silahla ölenleri bir kenara koy, sadece kimyasal silahla öldürülenlere bak. Böyle adalet olur mu? Bunu bir çok kez gündeme getirdiğimiz halde kimsenin umurunda değil. Diğeri basit çünkü. Biz diyoruz ki gelin bu dünyada yeni bir barışın temelini atalım. Rastgele bu ülkelere bombaları yağdırmayalım. Bunun bedelini çıkarttığını zaman bu kadar büyük rakamların kullanıldığı, öbür tarafta sefaletin yüzdüğü dünya bizim için reva mıdır?

Lafa geldiği zaman, ‘Barış, barış, barış.’ Bu nasıl barış? Gel vur burayı ondan sonra barış de. Olmaz olsun böyle barış. Dürüst olalım. Samimi olalım. Yaptığımız operasyonların iki amacı vardır. Birincisi; ülkemize yönelik tehditleri ortadan kaldırmaktır. İkincisi; hayatlarını ülkemizde sürdüren mülteciler için Suriye’de güvenli, huzurlu ve yaşanabilir bir bölge oluşturmaktır.

Geçmişte küresel politikalar, şirketler ön plandaydı. Ancak dünyanın tek bir merkezden yönetilemeyecek kadar büyük olduğu anlaşılmaya başlandı. Eski sistemin zaaflarından biri de ekonomiyle siyasetin birbiriyle çok fazla karıştırılmış olmasıydı. Türkiye olarak biz de bu sıkıntıyı yaşamış bir ülkeyiz. IMF ile yaptığımız anlaşmaların adeta ülkemizin siyasi olarak vesayet altına alınması noktasına gittiğini gördük. Davos’ta bir toplantı yapıyoruz, o zaman ismini vermeyeyim. Dönemin IMF Başkanı. Kendilerine o zaman 23,5 milyar dolar borcumuz var. Ben hafıza kaydını bir kenara itip konuşmam. Açık ve net konuşurum. Burada uluslararası camianın temsilcileri olduğuna göre açık konuşayım.

Kendisiyle konuşurken 23,5 milyar dolar borcumuz var. Ama onlar bizim ekonomimizle ilgili masaya oturup bunu konuşmuyor. Siyaseten de bizi idare etmek istiyorlar. Dedim ki bakın siz Türkiye’ye belli bir borç verdiniz, teşekkür ederim. Taksitleri alıyor musunuz? Alıyorsunuz. Zaman zaman hesapları gelip kontrol ediyor musunuz? Ediyorsunuz. Bunlar sizin doğal hakkınızdır. Ama siyaseten de idare etmek istersen bu ülkenin başbakanı benim, kusura bakma ona karışamazsınız.

Şimdi IMF’nin ruhunda vesayetçilik var. Dünyanın zavallı garip ülkelerin bir çoğu bunların vesayetçi anlayışından kurtulamadıkları için onları inim inimi inletiyorlar. Biz borcumuz IMF’ye ödedik bitirdik. Ondan sonra ne oldu biliyor musunuz? 5 milyar avro bizden borç istediler. Arkadaşlar sordu, verin dedim. Bunlar şaşırdı, bu borcu almaktan vazgeçtiler. Bizim şu an IMF’ye bir kuruş borcumuz yok.

Şimdi borcumuzu ödedik anlaşmayı sonlandırdık. Bunu niye söylüyorum? IMF’yi kuran kim? Bu devletler. Mesela bir G-20 toplantısında teklifim oldu. Niye borçlandırmaları dolarla yapıyorsunuz? Gelin buraya biz başka bir para birimi kullanalım. Ben diyorum ki, bu borçlandırmalar altınla olsun. Çünkü altının bu noktadaki ayarı hiçbir şeye benzemez. Biz dolarla, sürekli olarak dünya bir kur baskısı altında kalıyor. Devletleri ve milletleri bizim bu kur baskısından kurtarmamız lazım. Altın tarih boyunca hiçbir zaman baskı unsuru olmamıştır. Dolayısıyla altınla bu adım atılsın. Bazı emperyal ülkeler, Afrika’nın topraklarındaki altını elmasları gittiler oralardan topladılar. Oralara bir faydası oldu mu? Olmadı. İşte ben girişimci ruhunu insanlık için kullanan siz değerli dostlara bunu hatırlatmak istiyorum.”

CEVAP VER