Temel Karamollaoğlu: Bu arkadaşlarımız biraz kilo aldılar; bizim gömlek bunlara sığmaz, yırtılır

0

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Milli Görüş gömleğini çıkardık. Geçmişi unutun, yeni bir partiyiz.” açıklamasına gönderme yaptı.

Edirne’de konuşan Karamollaoğlu, “Bu arkadaşlarımız herhalde biraz kilo aldılar, bizim gömlek bunlara sığmaz. Giremezler, yırtılır.” dedi. Sırada Türkiye ve İran’ın olduğunu dile getiren Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Son zamanların en önemli hadisesi, Amerika’nın, İngiltere ve Fransa ile Suriye’yi vurması oldu. Biz bunu hakikaten Müslümanlar için önemli bir gecenin sabahında sanki sadece Suriye’de, Eset rejiminden değil bütün Müslümanlardan öç almak için yapılan bir saldırı olarak gördük ve lanetledik. Bizi üzen hükümetin yaklaşımı oldu. Yani onlar bunu olumlu karşıladıklarını ifade ettiler, bu kanaate nasıl gelir, idrak etmek, anlamak mümkün değil.

Fransız devlet başkanının ‘Biz bu saldırıyla Ruslarla Türklerin arasını açtık’ diye bir ifade kullanması, bunların sinsi ve haince davrandıklarının bir işareti. Ortadoğu’da bu hadiseler aniden meydana gelmiyor, bir geçmişi var. Bu hadiselerin ulaşmak istediği bir hedef var. Münferit olarak değerlendirmeye kalkarsak çok hata yaparız. Konu ne Eset, ne IŞİD, PYD bunların hepsi bahane. Esas hedef Irak’dan sonra Suriye’nin parçalanıp bölünmesiydi. Onun arkasından da sıra hiç kimsenin de tereddüdü olmasın Allah muhafaza etsin bize geliyor. Türkiye ve İran’a geliyor.

Bu arkadaşlarımız herhalde biraz kilo aldılar, bizim gömlek bunlara sığmaz. Giremezler, yırtılır. O kadar büyük ciddi yanlış adımlar attılar ki telafisi bu arkadaşlar tarafından mümkün değil. Biz bir ittifak kurabilir miyiz? Garip geliyor ama arkadaşlar derse ki ‘Biz size devleti teslim ettik, gelin beraber yönetelim, kararları da siz alın’ o zaman varız. Ama sil baştan her şeyi değiştirmek şartıyla. Başka türlü ülkenin düze çıkması mümkün değil.

Bir numaralı mesele adaletin tesisidir. Adalet olmadan bir ülkede huzur olmaz. İkincisi işin ehline verilmesidir. Bu arkadaşlar işin ehline vermeyi istemiyorlar artık. Çünkü ehil insan geldiğinden ‘bunların yapma dediği işi yaparım, ancak böyle düzelir’ diyor. Üçüncüsü de kucaklaşma. Bu memlekette bizim farklı fikirlerde, inançlarda olanlar insanlar olarak kucaklaşmaya ihtiyacımız var. Huzur başka türlü sağlanmaz ki.

28 Şubat’la ilgili elbette böyle bir kararın çıkması bir bakıma o dönem sıkıntı çekenlerin kalbine su serpti. Ancak biz meseleleri bir öç alma mantığı ile meselelere yaklaşmayı da doğru bulmuyoruz. Bazıları bu sözümü tenkit edebilirler. Onun için bugünden şunu ifade edelim. İktidar için de söylüyorum, biz geçmiş suçların üzerinde ısrarla duracağımız kanaatinde, insanlardan öç alacağımız mantığıyla iktidara gelmek istemiyoruz. Kimseden öç almak için değil, yanlışları düzeltmek, ülkeyi huzura kavuşturmak, kalkındırmak için varız.

Etrafımızdaki ülkelerde de barışının tesisi bizim yönümüzden büyük önem taşıyor. Bu alınan kararlar o gün yapılan yanlışların tescili manasına geldi. Mahkemelerde çok enteresan tavır sergiliyorlar. Yani cezayı veriyor, hapse atmıyor. Sonra bir kısım insanlar, en garibi 28 Şubat dönemi bir takım ifadelerden dolayı bugün hapishanede olan, yaklaşık 20 küsur yıldır hapis cezasıyla cezalandırılmış bulunan insanlar hala hapishanede. Ya hükümetin ya da Adalet Bakanlığı’nın ya da birilerinin bir karar alıp bu yanlışı düzeltmekleri icap eder.

Siz 28 Şubat’ın suçlularını cezalandıracaksınız ama 28 Şubat sebebiyle hapse giren mağdurları hapishanede tutmaya devam edeceksiniz. Bu adalet değil. Alınmış olan karar yüreklere bir bakıma su serpmiştir. Ancak bunun öç alma mantığıyla yapılmaması doğrudur. Fakat mağdurların da mağduriyetlerinin de giderilmesi icap eder. Şunu herkes bilmek mecburiyetinde. Bugünkü iktidar 28 Şubat’ın meyvesidir. İster hoşumuza gitsin, ister gitmesin. O dönemdeki baskılar olmasaydı, millet de bugünkü iktidarı, bugünkü AK Parti’yi iktidara getirme gayreti olmazdı. Onun için de iktidarın yaptığı birtakım yanlışları, sırf kendilerine başörtüsünde bir hak verildiği için bütün problemlerin tamamlandığını zannediyorlar. Başörtüsü bir haktır ama ülkenin tek meselesi başörtüsü değildir.”

CEVAP VER