Veysi Dündar Sedef Kabaş’la yeni kitabı ‘Muazzam Muazzez’ üzerine konuştu…

0

Sedef Kabaş; “Muazzez İlmiye Çığ’a yaşamının dönemeçlerini, uzmanlık alanı olan eski medeniyetleri, tarihi gerçekleri ve elbette ‘uzun, sağlıklı ve mutlu yaşamın’ sırlarını sordum. Tüm sorularıma içtenlikle, bir asrın tecrübesi, bilgeliği ve öngörüsü ile yanıt verdi. 102 yaşındaki bu “genç kızın” her sözünü kayda alıp, birlikte bir kez daha zamanın akışına çelme atmış olduk” diye yeni kitabının tanıtımı yaptı. Ben de acizane kadın dostu bir yazar olarak, güzel paylaşıma destek olmak için, bu söyleşiye söz vermiş ve Muazzez Hanımın doğum gününe denk getirerek yayınlamaya karar vermiştim. Çok güzel bir söyleşi oldu. Faydalanacağınız okumalar dilerim…

Sümerler, Hititler, Asurlulardan başlayıp, Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’in ilk yıllarına ve Atatürk devrimlerine uzanan geniş bir tarihi açılımı bu kitapta detaylı şekilde bulacaksınız. Dolayısıyla sizler kitap boyunca bir filme benzettiği hayatına seyirci olurken fonda binlerce yıla dayanan tarihi gerçekleri de öğrenme, zihninizi tazeleme fırsatı yakalayacaksınız. Kimi şaşırtıcı, kimi düşündürücü ama hepsi tarihi gerçekler!

Kitapta anlatılan

Veysi Dündar (VD): Sayın Sedef Kabaş; Muazzez İlmiye Çığ kitabı ile bize neler tavsiye ediyor?

Sedef Kabaş (SK): Tarihimize, Cumhuriyetimize, Atatürk’e, demokrasiye, bilime, eğitime sahip çıkmamız gerektiği tavsiyesini veriyor… Bugün üzerinde yaşadığımız topraklar binlerce yıllık tarihe sahip; Eski Yunandan Roma İmparatorluğuna, Lidyalılardan Friglere, Sümerlerden Hititlere, Asurlulardan Akadlara bu topraklara nice uygarlık gelip yerleşmiş, ticaret yapmış, savaşmış, şehirler kurmuş, sanat eserleri üretmiş. Mezopotamya ve Anadolu artık neredeyse tüm dünya tarafından medeniyetlerin beşiği olarak kabul görüyor. O yüzden bu ülkede yaşayıp da Sümer, Hitit, Asur tarihini bilmemek ayıptır… Hadi binlerce yıl öncesini bilmiyoruz, peki yakın tarihimizi biliyor muyuz? Kurtuluş Savaşı’nı yaşamış olanların yaşadıkları üzerine kaç kitabımız var? Sakarya Meydan Muharebesi’nin tam olarak gerçekleştiği yeri haritada kaç kişi gösterebilir? Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekleştirilen devrimler 15 yıl gibi kısa bir sürede bu toplumu nasıl dönüştürebildi? Atatürk’ün Batı’ya bağımlı olmadan gerçekleştirdiği Batılılaşma, (üstelik diğer tek alternatif gibi görünen komünist düzeni de reddederek), nasıl bir vizyon ve azim sayesinde gerçekleştirildi? İşte bu kitapta tarihe kısa bir yolculuk yapıp, farkındalığımızı arttırma çabası var… Tarihini bilmeyen gerçekten geleceğini sağlıklı şekilde inşa edemiyor… Vizyoner olabilmek biraz da tarih bilgisine sahip olmaktan geçiyor…

VD: Muazzez İlmiye Çığ hakkında bir kitap yazmaya sizi sevk eden nedenler nelerdi?

SK: Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, büyük hayranlık ve saygı duyduğum bir bilim insanı, aynı zamanda da çok sevdiğim bir kişi. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde 33 yıla yakın hizmet veriyor. Kelimenin tam anlamıyla iğne ile kuyu kazar gibi binlerce Hitit ve Sümer tabletini deşifre ediyor, arşivliyor. Bu sayede binlerce yıl öncesinin tarihi zenginliğini günümüze taşıyor… 80 yaşından sonra yazdığı kitaplar ile de geniş kitlelere tarihi sevdirmeyi başarıyor. Tüm bunların ötesinde yılmaz bir Atatürk ve Cumhuriyet savunucusu… Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitime yapılan ciddi yatırımın, çağın ötesini tasarlayan politikaların, halka aşılanan toplumsal ideallerin Türkiye’yi nasıl hızlı şekilde kalkındırdığını ve dönüştürebildiğini yaşamış, görmüş. Bu Cumhuriyet nesline çok şey borçluyuz… Onlar imkânsızlık içinde mücadele edip, bize bugünkü imkanları sunmuşlar…. Amacım adeta “yaşayan bir tarih” ile konuşup, tarihi gerçekleri kayda geçirmekti. Bizler geçmişte yapılan fedakarlıkların, yaşanan zorlukların ne kadar farkına varırsak, o kadar şükran duyar ve bu ülkeye sahip çıkarız.  Bir de son dönem de insanları adeta aptal yerine koyarcasına bariz tarihi gerçekler hiçbir belge olmadan arsızca çarpıtılmaya çalışıyor… Biraz da bu sinsi çabalara yanıt veren bir kitap yazmak istedim.

Kurtuluş Savaşı gerçekleri

VD: Tarihimizin yalan yanlış yayınlarla, kitaplarla ve açıklamalarla çarpıtıldığını söylüyorsunuz. Muazzez Hanımı dinlediğinizde en çok şaşırdığınız tarihi gerçeklik hangisiydi?

SK: En çok şaşırdığım şuydu; Kurtuluş Savaşı’nı bu halkın çok büyük bir yoksulluk ve yokluk içinde verdiğini bilirdik ama bunun derecesinin pek da farkında olmadığımızı gördüm… Bir yerden bir yere gidemiyorsunuz, yol yok… Hadi yolu bırakalım, yolda yürüyecek ayakkabınız bile yok. Halk o derece yoksul… Okuma yazma bilen yok… Cehaletin derecesi inanılır gibi değil… Tebaa ne padişahın adını biliyor ne de peygamberin… İletişim yok, eğitim yok, ulaşım yok, silah yok, ekmek yok… Ülkenin Batısı işgal edilmiş, ülkenin diğer bölgelerinde yaşayanların bundan haberi yok… İşte Mustafa Kemal bu şartlarda işgal altındaki bu memleketi örgütlemeyi başarıyor ve halkı ortak bir hedefe yöneltip, umut aşılıyor…

VD: Muazzez Hanımdan da dinlediğiniz bilgiler ışığında sizce; Atatürk neden ölümsüz bir lider? Atatürk’e dünya neden itibar gösterdi?

SK: Osmanlı’nın son dönemleri yenilgiler silsilesi… Asker cepheden cepheye sürülüyor ama sonuç hep kayıp, yenilgi ve hüsran… Hele 1912 Balkan Harbi’nde yaşanan hezimet, Osmanlı İmparatorluğu’nun artık göstermelik bir saraydan ibaret olduğunun tescili oluyor…. Osmanlı bu savaşta 500 yıl boyunca yönettiği Balkan topraklarını 5 haftada yitiriyor ve korkunç bir bozgun yaşıyor…. Bu yüzden sonraki yıllarda Çanakkale’de Mustafa Kemal’in üstün stratejik dehası ve cesareti sayesinde kazandığı başarılar, halk için uzun yıllardan sonra ilk kez bir umut oluyor… Büyük Taarruz öncesi Orduyu Sakarya nehrinin doğusuna çekip, seferberlik ilan ettiğinde Meclis’te büyük tartışmalar yaşanıyor, “neden Yunanlılara karşı hücuma geçmedin” diye suçlanıyor. Mustafa Kemal ise önce orduyu hazırlamak istiyor… Meclis’ten geçici olarak tüm yetkilerin kendisine verilmesini talep ediyor ve bu yetki almayı başardıktan sonra halktan da destek istiyor.  Millet neyi varsa orduya veriyor; kimi eşeğini atını, kimi yemeğini aşını, kimi de evini ambarını…. Muazzez Teyze şöyle anlatıyor “biz Mustafa Kemal’e inandık. Verdiğimiz her şey tek tek kayda geçti, listeler halinde tutanak tutuldu. Kurtuluş Savaşı’nı kazandıktan sonra ise halktan ne alındıysa, halka geri verildi. Bu millet Mustafa Kemal’e boşuna güvenmedi”

VD: Tarih bilincini nasıl aşılamak lazım?

SK: Çocukluğumdan beri tarihe özel ilgi duyarım… Bu yüzden Boğaziçi Üniversitesi’nde okurken, bir yandan da turist rehberliği yaptım. 1989 kokartlı bir rehberim, bu sayede nice ören yerini, tarihi bölgeyi, müzeyi gezdim ve turistlere gezdirdim. Hala da boş kalan her vaktimi tarih okuyarak geçiririm… Çoğu kişinin “sıkıcı” bulduğu tarihi sevdirmek için neler yapılmalı?  Öncelikle iş aileden başlıyor… Hafta sonları çocuklarımız ile AVM’lere gitmek yerine neden müzeye gitmiyoruz… Bu ülkenin harika müzeleri var, dünyanın her yerinden insanlar gelip, ziyaret ediyor… Ailece müzeleri gezip, çocuklarımıza tarih sevgisini aşılayabiliriz. İkinci olarak okuldaki tarih eğitimi mutlaka elden geçirilmeli. Ezberci eğitim denince genelde akla hemen tarih dersleri gelir… Yok efendim savaşlar kaç yılında yapılmış, sonrasında yapılan anlaşmada kaç madde varmış, bu maddelerde neler varmış otur ezberle… Bu şekilde nesiller boyunca çocuklara tarihi öğretmek yerine, tarihten soğuttuk… Aslında tarih hikayeler, çarpıcı, akılda kalıcı ilginç unsurlar ve vizyon açıcı müthiş bilgilerle doludur … Bu yüzden tarih derslerini görseller, filmler ve anekdotlar ile zenginleştirerek anlatmak gerekir… Bir üçüncü husus ise tarih kitapları. Öğrencilik yıllarımda hatırladığım renksiz, içinde çok az resim barındıran, dili de çok karmaşık olan kitaplar… Oysa yapılması gereken Muazzez ilmiye Çığ’ın yazdığı gibi sıkıcı anlatımdan uzak, keyifli ve rahat okunan, içi görseller ile zenginleştirilmiş tarih kitapların yazımının teşvik edilmesi…

105 yıl yaşanan bir hayat

VD: Sevgili Muazzez İlmiye Çığ’ın bugün yani 20 Haziran doğum günü, 105 yaşına giriyor…  Ve hala yaşama sıkı sıkıya bağlı… Bunun sırrı nedir?

SK: Yaş aldığınız halde yaşlanmak istemiyorsanız hayatta bir idealiniz olacak. Her sabah yataktan kalktığınızda sizi mutlu edecek, verimli kılacak, size ve başkalarına fayda sağlayacak bir uğraşınız olacak… Amaçsızlık insanı öldürüyor… Hayatta anlamlı bir amacınız yoksa genç olsanız bile ruhunuz yaşlanıyor… Ya da tam tersinden bakalım… Yaşı ilerlemiş ama yaşlı diyemediğimiz nice insan var çünkü onların hayatta bir amacı var; kitap yazıyor, bir dernekte faal şekilde çalışıyor, sevdiği bir hobiyi icra ediyor, sanatla uğraşıyor… Muazzez İlmiye Çığ da mesleğinden emekli olmuş ama hayattan asla emekli olmamış bir insan… Her anını dolu dolu yaşayan ve en önemlisi hayata pozitif bakabilme becerisine sahip biri … Örneğin ilerleyen yaşına rağmen Mersin’den Didim’e uzun bir araba yolculuğu yaptığında, bu yolculuk için “çok yorucuydu” demek yerine “yol boyunca doğanın eşsiz güzelliğini seyrettim, dağlar, ovalar muhteşemdi” diyor… İyi ve güzel olanı görüyor, bu da hayatınızı daha güzel kılıyor…

VD: Edindiğiniz tecrübe ve donanımınızla size sormak isterim. Ki siz de Muazzez Hanıma aynı soruyu sormuşsunuz. Hayatta zorluk yaşayanlar daha mı şanslı? Zorlukların üstesinden gelmeyi başaranların ortak özellikleri nelerdir?

SK: Şöyle özetleyeyim, seni öldürmeyen zorluk seni güçlendiriyor… Acı, zorluk, yokluk yaşamış insanlara bakın, genelde daha olgun ve bilge bir kıvama geliyorlar. Bireysel hırsların, günlük tartışmaların, hoyrat ve şımarık yaşamların ne kadar yavan, anlamsız ve değersiz olduğunu daha iyi anlıyorsun… Zorluklar egonu törpülerken, empati gücünü de artırıyor… Azim ve kararlılık ile üstesinden geldiğin problemler sonrasında sana gelişkin ve sağlam bir özgüven hediye ediyor…

VD: Kitabınızdan bir soru alıntıladım. Hayat uzun mu, kısa mı? Mutlu yaşamın sırrı nedir sizce?

SK: Hayat anlam üretebildiğin kadar uzun, manasız yaşadığın kadar kısa… Hayatı uzun kılan sağlıklı ve dengeli bir yaşam… Bir de anlam üreten işlere imza atmak… Bir anlamda ölümsüzleşiyorsun…

[Devam edecek…]

CEVAP VER