İYİ Parti’de Olağanüstü Kurultay.. Akşener: Gel dediniz, geldim

0

İYİ Parti’nin 2. Olağanüstü Kurultayı, Ankara ATO Congresium’da yapılıyor. Meral Akşener’in genel başkanlık için tek aday gösterileceği kurultayda, 80 üyeden oluşan Genel İdare Kurulu (GİK) ve 11 üyeden oluşan Merkez Disiplin Kurulu (MDK) seçimi de yapılacak.

“Daha Yeni Başlıyoruz” sloganının kullanıldığı kurultayda, 1124 delegenin oy kullanması ve çarşaf liste yönteminin uygulanması bekleniyor.

Kurultayda konuşan Meral Akşener, şunları söyledi: “İYİ Parti, sesi kısılan, sözü kesilen, iftiraya uğrayanların partisidir. İYİ Parti, memleketi avucuna alan ehliyetsizliğe, terbiyesizliğe, yozlaşmaya karşı kalbiyle buğzedip Allah’a sığınanların partisidir.

İYİ Parti, bir kişiye, bir zümreye, bir kuruluşa, bir başka partiye karşıt olarak değil; adalete, eşitliğe, hakkaniyete, huzura, refaha taraf olarak kuruldu. Bu parti, birilerine ikbal sağlamak amacıyla değil, falanca gruba iltimas aramak amacıyla da değil, memleketin ikbali, milletin istikbali için kuruldu. Bu parti ismi ile müsemma, iyilik için, doğruluk için, adalet için kuruldu.

Bir yerlere sırtımızı dayamış değildik. Kimseye, zafer garantisi falan da vermedik. Mesele inanmaksa, mesele iddialı olmaksa, işte yine söylüyorum: Başaracağız, başaracağız, başaracağız! Evet bir iddia koyduk ortaya, seçimlere öyle girdik. Meclise girmiş olan bütün partiler oy kaybettikleri halde, kendilerini başarılı ilan ettiler. Biz ise 50 yıllık partiler kadar oy almamıza rağmen, iddiamızla sınanmayı esas aldık, sorumluluğu üstlenerek çekildik.

Meşhur sözdür, bilirsiniz: Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler. Kendi partimde ihtilaf konusu olmaktansa, noktayı koyarım dedim. Fitneye sebep olmaktansa, örter kapımı otururum dedim. Çekildim, İzzet ü ikbal ile bab-ı siyasetten dedim. Türkiye’ye yakıştırdığımız demokrasi anlayışımızda, şahsi prensiplerim de bunu gerektiriyordu. Allah şahittir ki, meselenin altı da budur, üstü de budur. Önü de budur, ardı da budur. O andan sonra ise içinde yer almadığım ve asla müdahil olmadığım bir süreç yaşandı. İYİ PARTİ camiası, kararımın hilafına ortaya bir irade koydu, ısrarcı oldu. Veda niyetine ‘ben sizi çok sevdim be’ demiştim. Bu sözümü alıp elimi ayağımı bağlayan bir hamleye çevirdiniz: Biz de seni çok sevdik be dediniz. Kararınıza teslim oldum.

Görev, töre gereğidir. Töre konuştu, Han sustu. İradenize boyun eğdim. Gel dediniz, geldim. Bilinsin isterim ki; aklımızı karartacak hırslarımız yok bizim. Kariyer planlamasıyla, siyaset yapmıyoruz. Kazanmak için gerekirse papaz cüppesi giyerim diyenlerden de değiliz. Dik dururuz, düz yürürüz, hak söyleriz. Zira biliriz ki, bir doğrunun imanı, bin eğriyi düzeltir! Ne kazanınca vicdanımızı kaybederiz, ne de kaybedince vakarımızı. Kuralsızlığını bilerek girdiğimiz bir yarışın sonunda, mızmızlanmayız. Dedikoducunun dedikodusundan, yılmayız. Her ne olacaksak, adam gibi oluruz. Olmayacaksak da olmayız.

Kişi karşısındakini kendisi gibi bilirmiş. Hayatı yalan-dolanla, sahtekarlıkla, dalavereyle geçmiş olanların,bunu anlamasını beklemiyoruz. Yanardönerlerin, her kilide girip, her kapıyı açan, siyaset maymuncuklarının, bunu anlamasını beklemiyoruz. Menfaatperestler, yağmur nereye yağarsa,tarlayı oraya çekenler, İYİ Parti’nin feragatini, diğerkâmlığını elbette anlayamaz. Öyle derin sev ki,seni öldürmeye gelen bile, sende dirilsin diyor şair. İYİ Parti, işte o derin sevginin,örgütlü halidir. Bütün bu yaşadıklarımız, aynı zamanda bir demokrasi dersidir. Bir katılımcılık örneğidir.

Kul bazen bir şeye niyet ederek, adım atar ama Cenab-ı Hak o adımı bir başka şeye sebep kılar. ‘Kaza her feyzini, her lütfunu, bir vakt için saklar.’ Hakkımızda ne hayırlıysa, Rabbim onu nasip etsin. Rabbim, beni size karşı mahcup etmesin. Allah, eksikliğinizi göstermesin. Şimdi sizlere soruyorum; eteğinde taş kalmış olan var mı? ‘Şunu da söyleseydim’ diye, içinde ukde kalmış olanvar mı? Tekrar soruyorum; var mı? Öyleyse, Nerde kalmıştık? Şimdi yeniden Bismillah diyor muyuz Öyleyse; daha yehi başlıyor muyuz? Haydi, Bismillah!

Yılgınlığa, yorgunluğa mahal yok. İYİ Parti, AK Parti ve CHP’nin bir kumpas ağzı gibi konumlandığı, yanlarına da her işe yarayan, İsviçre çakısı rolündeki MHP’nin iliştirildiği siyasi tabloyu değiştirmiştir. Türkiye, memleketi beslemek yerine, türlü oyunlarla birbirlerini besleyen, siyaset erbabı yüzünden, bu günlere geldi. İYİ Parti; siyaseti ve milleti iki kamp arasında sıkıştırmış bir toplum mühendisliğine nokta koymak için yola çıktı.

İYİ Parti, bir aktarma istasyonu değildir. İYİ Parti, emanet kabulcüsü hiç değildir. Bir hışımla evden kaçıp, sonra da köşe başından kapıyı gözleyen, pişmanlar değiliz. Birileri kendi hayal dünyalarında, bizi imtihan ediyormuş. O birilerinin kimler olduğunu, gayet iyi biliyorsunuz. Kimin imtihan edildiğini ve saray muhafızlığına, hem de kadrolu yazıldığını, biliyoruz. Bugün, kasıla kasıla oturdukları ‘saray yancılığı koltuğunda’, dün Apo’nun, Feto’nun oturduğunu da biliyoruz! Bunlar öyle insanlar ki; uzattığın eli dahi, bir gün sonra fitneye dönüştürmeye kalkacak kadar, izansızlar. ‘İlkeye sadakatin olmadığı yerde, kişiye itaat olmaz’ düsturuyla, duruşumuzu kimselere, meze ettirmeyiz!

Tayyip Bey’in gönlündeki sistem, komünist idarelerin politbüro sistemidir

Türk Milleti’nin vereceği göreve hazır olun. Çünkü, mevcut siyasi ve ekonomik tablonun sürdürülebilmesi, mümkün değil. Bakın, daha bir ay dolmadan, Türkiye’ye dayattıkları tek adam rejiminin, acı meyveleri düşmeye başladı. Ekonomi tepetaklak oldu. Hukuk yerle bir. Dış politika fiyasko. Devlet darmadağın. Anayasa’nın askıya alındığı, bir süreçten geçiyoruz.

Anlaşılıyor ki Tayyip Bey’in gönlündeki sistem, komünist idarelerin politbüro sistemidir. OHAL, olağan hal oldu. Valiler, AK Parti il başkanı olarak görevlendirildi. Galiba, ‘Milletin Adamı’nın içine, bir FÜHRER kaçtı. Millete sürekli dört parmağını sallayan Tayyip Bey, artık beşinci parmağını da açmıştır: Dili, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet derken, ruhu TEK ADAM, TEK ADAM diyor.

Biz, ‘cihadın en üstünü, zalim idareciye karşı hakkı söylemektir’ buyuran, hazreti peygamberin yolundayız. Muhalefet ölçümüz, ne pahasına olursa olsun, hakkı söylemektir. Ve buradan sesleniyorum; Sayın Erdoğan, sonda söyleyeceğimi şimdi hemen başta söyleyeyim: Adaletsizsin!, Basiretsizsin!, Kifayetsizsin! Hem aldanıyorsun, hem aldatıyorsun. Kullanışlı müttefikinle ülkeyi içine sürüklediğin, hale bir bak.’Tek adamlığı verirseniz, Türkiye uçacak’ dedin. Millet verdi. Döviz, faiz, enflasyon uçtu. Borç, işsizlik, cari açık uçtu.

’24 Haziran’da seçilirsem, her şeyi düzelteceğim’ dedin. Seçildin, daha beter hale getirdin. Beş bin yıllık devletin hazinesini, maliyesini, FETÖ okulundan yetişmiş Damad Berat’a, teslim ettin. Sizin lale devriniz başladı ama, milletin ekmeği küçüldü, öğünü eksildi.O kadar hukuksuz, güvensiz bir ortam oluşturdun ki, ekonominin canlanması imkânsız. Kendi kendine kurduğun ekonomi teorileri, memleketi batırmak üzere.’Ben ekonomistim’ diyorsun. Sen ekonomist değilsin, Muhterem. Sen, ‘ekonomik boy bir Muhterissin!

‘Aziz milletim; üzülerek söylüyorum ki, Türkiye ekonomisi, iktidarın uyguladığı yanlış politikalarla, çıkmaz sokağa girdi. Ve, sokağın sonu yaklaşıyor.Bugün, “bize oyun oynuyorlar” diye suçladıkları batılı ülkelerden, yıllar boyunca alınan borçlar, üretime, ihracata değil, ithalat ağırlıklı tüketime, inşaata harcandı. Ne acıdır ki, ‘100 günlük eylem planı’ diyerek, şaşaa ile anlattıkları paketin içinden de, beton çıktı. İktidara ve liderine hatırlatmak istiyorum;Aynı kafayla, 5753 günde bozduğunu, 100 günde tamir edemezsin! Üretmezsen, sadece tüketirsen ve sonunda da tükenirsin.”

 

CEVAP VER