Üç kardeşin azminin sonucu..

0

Onlar Konya Akşehir’e bağlı Tekke Köyü’nde yaşıyorlar. Ramazan, Şükrü ve Mevlüt Karakoyun kardeşler. Canla başla çalışarak yıllarca çorak tepelere fidanlar diktiler. Şimdi kendi ektikleri ormanın gölgesinde yaşıyorlar.

Kendi diktikleri ağaçların gölgesinde şenlikler yaptılar, eskileri andılar. O günlerden geriye neredeyse bir tek onlar kaldı. Herkeslerin göçüp gittiği ve 10-15 haneye düşen köyde yaşamaya devam ediyorlar. Orman Bölge Müdürlüğü de onları unutmamış, hazırladıkları küçük bir filmde ağızlarından hikâyelerini ölümsüzleştirmişti. Lapa lapa karların sedir dallarına konduğu bir günde bu üç güzel dedeyle buluştuk ve eskileri konuştuk.

Ramazan Karakoyun 89 yaşında, 5 çocuğu, çok sayıda da torunu var. Askerliği dışında hep köyünde yaşamış. Eşini 6 yıl önce kaybetmiş. Yıllarca ormana fidan dikmiş. 26 yıl da bekçiliğini yapmış. Çok emek verdiğini anlatıyor ama 26 yıl buradan ekmek yediğini de vefayla hatırlıyor. Diktiği ağaçlardan yerini tek tek hatırladıkları bile var. “Kaç tane istiyorsun, göstereyim hemen” diyor gururla. Kıdemli olmanın özgüveniyle şunları söylüyor:

“Bu ormanların her yerinde çalıştım. 1958-1959 gibi başladım. Hep dikdik, hep dikdik. Çok çam dikdik. Dumanlı sedir de dikdik. Az da göknar… Hanımım da bana azık getirirdi. O da yardım eder, dikim yapardı. Fidanları ya merkeplerle taşır ya da kucağımızda çıkarırdık. O zamanlar dağlar çıplaktı. Şimdi içinden geçilmez. Sonunda ormana kavuştuk ama başlangıcında ‘Biz bunların büyüdüğünü göremeyiz’ derdik. Cenab-ı Allah hepsini gösterdi. Sonradan huzur evi yapılırken de hem ağaç diktim hem de dikenlere tarif ettim. Çok uğraştım, çok emek verdim. Nerede bir boşluk var oraya gittim. Bekçiliğini yapıp korudum.”

Şükrü Karakoyun ise 85 yaşında… 6 çocuk büyütmüş. “Hastayım çok konuşamayacam” diye başladı söze. “40 yılımı bu ormanlara verdim. Her yerinde çalıştım. Kadın-erkek herkes çalıştı. Nice canlar geldi geçti, kimseler kalmadı şimdi” diyerek hüzünle anlatıyor yaşadıklarını.

Kardeşlerin en küçüğü Mevlüt Karakoyun 84 yaşında… 4 çocuğu var. Dağlara baktı, bir iç geçirdi ve şöyle devam etti: “Dağlar çırılçıplaktı o zamanlar. Çok az bir orman kalmış. Hep kesilmiş eskiden. Her yer meydandaydı. Köyden bakardık, bir fare bile kaçsa görürdük dağda. Şimdi ne mümkün! Gençken yaşadığımız sellere, orman set oldu. Suyu bile salmıyor orman. Birini bırakıyorsa, üçünü tutuyor. Ağaçlandı tepeler, çok güzel oldu. Şimdi kışlar bile değişik. Hep yürüyerek giderim ormana. Yaylaya çıkarım. Hoş gitmeme de gerek zira ormanın içinde yaşıyoruz zaten. Her ağacın canı var. Ağzı dili yok ama onlar da can. Bize yoldaşlık ediyorlar.”

Kaynak: Hürriyet

CEVAP VER