Ditib’e eleştiri: Müslüman kardeşler

2
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde Köln Ditib’de (Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği) bir toplantı düzenlendi. Bu toplantıyla ilgili tepkiler oluştu ve artarak devam ediyor. Tepkilerin sebebi ise, ‘Müslüman Kardeşler’ örgütünden iki kişinin toplantıya davet edilmesi ve toplantıya katılmaları.

Örgüt mü denmesi lazım, yoksa cemiyet mi, ya da parti mi? Eskiler ‘İhvanı- Muslimin’ denmesiyle anlarlar. Gençler için zaten sorum, örgüt mü, cemiyet mi? Neyse, biz yapılanma diyelim.

Ditib’deki bu toplantı neden eleştirildi ve eleştirilmeye de devam ediliyor?

Sebebi, Müslüman kardeşler yapılanmasından iki kişinin toplantıya iştirak etmesi.

Peki neden?

Üç gün süren 2. Avrupa Müslümanlar Buluşması toplantısı için ilk ve sert eleştiri, Köln B.B.Bşk’ndan. Toplantının kendilerine haber verilmeden yapılmasını yanlış bulduğunu ifade etti. Ayrıca Köln şehrinde radikalizmin artmaması konusunda fikir birliğine varıldığı halde, bu iki kişinin toplantıya çağırılmış olmasını aldatma olarak nitelendirdi.

Diyeceksiniz ki, bu yapılanmadan gelen iki kişi radikal mi? Belgelere göre evet. Çünkü Köln şehrini de içine alan Kuzey Ren-Westfalya eyaleti İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı bir belgeye göre, bu yapılanma eyalet Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından izleniyor.

….

Bu yazıyı isterseniz yazarının sesinden dinleyebilirsiniz de:

….

Stratejik ortaklık açısından hata yapılmış olmasını, Ditib gibi büyük bir kuruluşa yakıştıramıyorum.

Stratejik ortaklık içinde çalışma yapmak, Almanya makamlarından önce, Ditib’in önem vermesi gereken bir konu. Bu sebeple yapılan hataya şu açılardan bakmalıyız:

  1. Ditib, casusluk suçlamaları sebebiyle genelge yayınlamış ve bu konuda gerilimin düşürüleceğini ifade etmişti.
  1. İçişleri Bakanlığı’nın belgelerinde eyalet Anayasa Koruma Teşkilatı tarafından incelemeye alınmış bir yapılanmayı toplantıya davet etmek, yerel kanunların önemsenmediği imajını oluşturur. Bunu hemen şöyle örneklendirelim: Türkiye’de yabancı olarak yaşayan bir grubun, kırmızı kitapta tehlikeli olarak anılan bir yapılanmayı toplantısına çağırması. Bu durum, nasıl Türkiye’de rahatsızlık oluşturursa, Almanya’da da rahatsızlık oluşturur.
  1. Son ve en önemli madde de, Almanya’nın düzenlediği İslam Konferansı toplantısına alternatif gibi düzenlenen Avrupa Müslümanlar Toplantısı.

DİB Ali Erbaş’ın da katıldığı toplantıda, Avrupa’da yaşayan müslümanların hayatları ve gelecekte yaşayacakları sorunlar masaya yatırıldı. Ayrıca terörle anılan dini gruplara da vurgu yapıldı. Fetö, İS, Pkk, Aş-Şabab, Boko haram gibi.

Ditib’in stratejik ortaklık çalışma açısından hata yaptığını vurgulamam, aslında çok kolay anlaşılacak bir mesele. Empati yapmak. Türkiye’de rahatsızlık duyulan konularda nasıl özen gösterilmesi isteniyorsa, Almanya’da da buna dikkat edilmesi. Ditib, Avrupa’da yaşayan yurttaşlarına önem veriyorsa, bunu yapmak zorunda. Çünkü sorunlar da, aranan çözümler de başta Almanya olmak üzere Avrupa’da yaşayan insanlarımız için. Öyleyse, Türkiye’nin kurallarına göre değil, Almanya’nın kurallarına göre hareket edilmesi gerekiyor. Madem Türkiye’nın kurallarına göre tavır alınacak, o zaman bu toplantı, Almanya’da değil, Türkiye’de yapılmalı, öyle değil mi?

Müslüman kardeşler yapılanmasıyla ilgili konuya gelecek olursak, esas mesele de bence aslında orada.

Bu yapılanmanın kurulması ve gelişmesi 1928 yılına dayanıyor. İlkokul öğretmeni olan Hasan-el Benna tarafından kuruldu. Kuruluş amacı da, İslam’ın sadece camide olan bir din olmasından ziyade, yaşanan hayat içinde olan bir din olması düşüncesi. Bu sebeple, çok güzel sosyal etkinlikler de yapmışlar.

Ancak taşların yerine oturmadığı, sözlerle eylemlerin birbirine uymadığı konu da, Batı değerlerinin sonuna kadar eleştirildiği, Batı karşısında İslami değerlerin benimsenmesi gerektiği ve ancak bunların da Batı’ya tepki olarak oluşturulması ve Batı düşmanlığı ve karşıtlığıyla yeni bir oluşumun kurulmaya çalışılması.

Ülkemizde de birçok dini grubun, kendine örnek aldığı, çalışmalarını onlara göre temellendirdiği Kuzey Afrika dini grupları, salt İslami değerler ve düşüncelerle değil; işgalci olarak gelmiş ve sömürgeleştiren Batı’ya karşı başkaldırıya İslam’ın dayanak edilmesi şeklinde oluşan yapılanmalardır.

Daha da somutlaştıralım. Ülkede yabancılar var ve bunlar Batılı. Onlara karşı başkaldırı yapılmalı ve özgürlük elde edilmeli, bunları başarmak için de İslam’ın referans olarak kullanılması.

Amaç, ilk hedef, İslam’ın hayata geçirilmesi mi, yoksa özgürlük isteği mi? Tabii ki, Batı’nın ülkede bulunan varlığını ülkeden uzaklaştırmak ve özgürleşmek. İslam da, bu amaca giden yolda çok güzel bir destek elemanı, halkın müslüman olduğu da hesaba katılınca…

Şimdi bugüne ve Ditib’in düzenlediği toplantıya ve toplantıya davet edilen iki misafir tartışmasına gelecek olursak.

Avrupa Müslümanlar Toplantısı.

Birinci öncül: Konular, Avrupa’da yaşayan insanların, gençlerin, çocukların sorunları, ileride sorun olabilecek konular ve bu sorunlara çözümler aranması.

İkinci öncül: Batı değerlerine karşı olan, ülkesindeki Batılıları ülkeden çıkarmak için kurulan ve gelişen bir yapılanma.

Sonuç: Bu yapılanma, Avrupa’da yaşayan insanların hangi sorunlarına objektif yaklaşabilir?

Öncüllerden sonuca ulaşmış olsam da, bir soruyla ana konuyu tekrar güçlendireyim:

Ontolojik (Varlıksal) olarak, varlığı Batı değerlerine, Batı’ya karşı olan bir yapılanma, Avrupa’da yaşayan müslümanların hangi sorununa objektif bakabilir, objektif bakarak çözümler arayabilir mi; yoksa Avrupa müslümanlarını Batı karşısında daha da keskin çizgilerle ayrıştırır mı?

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

2 YORUMLAR

  1. Türkiye nın derdi çakma düşman yaratmak!
    Belliki Almanya birdaha bu tip toplantilara izin vermemesi için uğraşiyorlar.
    Şimdide ordaki Müslümanlari yaşadikları ülkelere karşı kişkirtip huzurlarıni kaçiracaklarki, hanelerine oy olarak gelsin.

  2. Yazılarınızı ilgi ile okuyorum. Çok önemli konulara değiniyorsunuz.

    Diyanet İşleri Başkanlığının, devlet içerisindeki konumu, amacı, görev anlayışı ve uygulamaları Alman toplumunun hassas olduğu bir çok konuyla çelişkili. Ditib camilerinde Türkiye’ye yönelik etkinlikler bu nedenle de sık sık tartışma konusu oluyor. Aslında Ditib’in Almanya’da miadı dolalı çok oldu.

    Almanya’da bir çok Ditib camisine verilen isimlerin Almanları tahrik edici olduğunu kabul etmenin zamanı geldi ve geçti. Türkiye’de camilerde Fatih isminin bir anlamı var. Yaşadığımız Hristiyan bir ülkede ama empati yapmamız lazım. Almanya’da bizlerin inanç özgürlüğü kısıtlanmıyor, bizden beklenen Alman toplumunun hassasiyetlerine saygılı olmak. Almanya’da çoğunluğumuz, Türk kökenli Alman vatandaşı (çift pasaportlular dahil). Türkiye’deki yabancılardan ve yabancı kökenli Türk vatandaşlarından beklediğimizle bizim Almanya’daki davranışımız bir ölçüde örtüşmeli.

CEVAP VER