Uğur Mumcu suikastı.. Faili Meçhul

0

Araştırmacı gazeteciliğin duayen isimlerinden Uğur Mumcu’nun, Ankara’da evinin önünde suikasta uğramasının üzerinden 26 yıl geçti. Asıl failler bulunamadı.

Uğur Mumcu’nun ağabeyi avukat Ceyhan Mumcu ise şunları söyledi: “Uğur Mumcu hep ABD’yi hedef gösteriyor. Bu suikastta şöyle bir şey var; CIA. Ben buna inanıyorum, bunun ispatı çok zor. Bunun için devletten yardım istiyorum. (ABD) Hem Uğur Mumcu’dan kurtuldu hem de Türk-İran düşmanlığını ortaya attı. İran’a karşı bir tavır yoktu fakat laik kesimde büyük bir İran şeyi oldu o günlerde. Cenazedeki tepkiler, bir kutup yaratılmak istendi ‘İslamcılar, laikler, Kemalistler’ diye. Hepsi sanki CIA’in ustaca yaptığı planlarmış gibi geliyor. Kim istifade etti? İran etmedi, Uğur Mumcu suikastından İran zarar gördü. Fakat İran’a da bir sitemim var. İran’ın kendine bakan yönüyle bu cinayetle ilgili araştırma yapıp bunun sonucunu dünyayla paylaşmasını temenni ediyorum.”

Kırşehir’de 22 Ağustos 1942’de dünyaya gelen Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te arabasına yerleştirilen bombayla düzenlenen saldırı sonucu hayatını kaybettiğinde 51 yaşındaydı. Türkiye’yi yasa boğan menfur saldırının ardından Ankara’da düzenlenen törenle, usta gazeteciyi ebediyete on binlerce kişi uğurladı.

Hukuk öğreniminin ardından gazeteciliğe adım atan usta kalem, geriye geleceğe ışık tutmaya devam eden onlarca kitap ve yüzlerce araştırma yazısı bıraktı. Mumcu’nun “Gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur” anlayışı, iletişim fakültelerinde geleceğin fikir işçilerine meslek kriteri olarak anlatılmaya devam etti.

Gazeteciliği, yaşamın her alanındaki “mücadelenin kürsüsü” olarak tanımlayan Mumcu, güvenilirliği ve ortaya koyduğu çalışmalarıyla, kendisi gibi düşünmeyenler dahil toplumun her kesiminden saygı görüyordu.

Yolsuzluk iddiaları, yasa dışı örgütler ve bunların bağlantıları üzerine gitmesiyle bilinen Mumcu, “Dün sabaha değin, araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız. Öyleyse vurun, parçalayın.” diyecek kadar cesaret örneği sergiliyordu.

Farklı düşünceye sahip insanların aynı çatı altında tartışabildiği bir ortamın tesis edilmesiyle Türkiye’nin refaha ulaşabileceğine inanan usta gazeteci, “Bir insan, kendi ülkesinin devrimcisi olmalıdır” çıkışıyla milli bir duruş göstermişti.

Onun da yolu Mamak’tan geçti

Bir yazısında “Ordu uyanık olmalı” ifadesini kullandığı için hakkında, “orduya hakaret etmek” suçundan dava açılan Mumcu, Mamak Askeri Cezaevi’nde yaklaşık bir yıl kaldı. Bu dava kapsamında hakkında verilen 7 yıl hapis cezası kararı, Yargıtay tarafından bozulunca Mumcu serbest bırakıldı. Mumcu, bu olay nedeniyle, yedek subay olarak yapması gereken vatani görevini, 1972-1974’te Ağrı’nın Patnos ilçesinde er olarak tamamladı.

Mumcu, 1977’den sonra sadece Cumhuriyet gazetesi için yazmaya başladı ve “Gözlem” başlıklı köşesinde, Kasım 1991’e kadar yazılarına aralıksız devam etti. Usta gazetecinin 1977’de yayımlanan “Sakıncalı Piyade” kitabı tiyatroya uyarlandı ve Ankara Sanat Tiyatrosu’nda yüzlerce kez sahnelendi.

Mumcu, terörün silah kaçakçılığıyla ilişkisini ortaya koymak ve bu yönde kamuoyu oluşturmak için 1981’de “Silah Kaçakçılığı ve Terör” kitabını okuyucularıyla buluşturdu. Aynı yıl Papa 2. Jean Paul’e düzenlediği silahlı saldırının ardından Mehmet Ali Ağca üzerine araştırma yapan Mumcu’nun “Rabıta” ve “12 Eylül” kitapları 1987’de, önemli araştırmalarından kabul edilen “Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925” eseri ise 1991’de yayımlandı.

Suikast davasının geçmişi

Suikastı, İBDA-C ve Hizbullah gibi örgütler üstlense de Mumcu’nun ölümünden 6 yıl sonra açılan ve görülmesine devam edilen dava kapsamında asıl failler bulunamadı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok’un öldürülmesi eylemlerinin de arasında bulunduğu çok sayıda olayı kapsayan “Umut Operasyonu” dosyası olarak tarihe geçti.

İlk dereceli mahkemenin kararının Yargıtay tarafından bozulmasından sonra tekrar görülen davada, 3 sanık “yasa dışı Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu örgütünü kurmak ve yönetmek” suçundan, 5 sanık ise aynı örgüte üyelikten çeşitli sürelerde hapse mahkum edildi.

Bu kapsamda sanıklardan Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç ve Ekrem Baytap, “silahlı suç örgütü kurma ve yönetme” eylemlerinden 12 yıl 6’şar ay hapisle cezalandırıldı. Sanıklar Abdulhamit Çelik, Fatih Aydın, Yusuf Karakuş, Mehmet Şahin ve Recep Aydın’a ise “silahlı suç örgütü üyesi olmak”tan 6 yıl 3’er ay hapis cezası verildi.

Anayasa Mahkemesi, gözaltında tutuldukları tarihlerdeki mevzuatın, gözaltı süresinde avukata erişim imkanı tanımadığı gerekçesiyle, sanıklar Recep Aydın, Mehmet Ali Tekin, Hasan Kılıç, Mehmet Şahin ve Yusuf Karakuş’un yeniden yargılanmasına karar verdi.

Uğur Mumcu’nun aldığı ödüller şöyle: “1962 Yunus Nadi Ödülü (Türk Sosyalizmi başlıklı makalesiyle), 1979 Türk Hukuk Kurumu Yılın Hukukçusu Ödülü, 1979 Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın Gazetecisi Ödülü, 1980 ve 1987 Sedat Simavi Vakfı Kitle Haberleşme ve Gazetecilik Ödülü, 1980, 1982 ve 1992 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (inceleme dalında), 1983 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (röportaj ve seri röportaj dalında), 1984, 1985 ve 1987 Nokta Dergisi Yılın Doruktaki Gazetecisi Ödülü, 1987 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (güncel yazılar dalında), 1987 Cumhuriyet Gazetesi Örnek Gazeteci Ödülü (Rabıta olayı dolayısıyla), 1988 Cumhuriyet Gazetesi Bülent Dikmener Haber Ödülü, 1993 Nokta Dergisi Doruktakiler Basın Onur Ödülü ve 1993 Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü.”

Mumcu’nun eserleri şunlar: “Mobilya Dosyası (1975), Suçlular ve Güçlüler (1975), Sakıncalı Piyade (1977), Bir Pulsuz Dilekçe (1977), Büyüklerimiz (1978), Çıkmaz Sokak (1979), Rabıta (1979), Tüfek İcad Oldu (1980), Silah Kaçakçılığı ve Terör (1981), Söz Meclisten İçeri (1981), Ağca Dosyası (1982), Terörsüz Özgürlük (1982), Papa-Mafya-Ağca (1984), Sakıncasız (1984), Devrimci ve Demokrat (1985), Liberal Çiftlik (1985), Aybar ile Söyleşi (1986), 12 Eylül Adaleti (1987) İnkılap Mektupları (1987), Bir Uzun Yürüyüş (1988), Tarikat-Siyaset-Ticaret (1988), 40’ların Cadı Kazanı (1990), Kazım Karabekir Anlatıyor (1990), Kürt İslam Ayaklanması 1919-1925 (1991), Gazi Paşa’ya Suikast (1992), Kürt Dosyası (1993), Katiller Demokrasisi (1997), Saklı Devletin Güncesi ‘Çatlı vs.’ (1997), Gazetecilik (1998), Polemikler (1998), Uyan Gazi Kemal (1998), Bu Düzen Böyle Mi Gidecek? (1999), Söze Nereden Başlasam (1999), Bomba Davası ve İlaç Dosyası (2000), Unutmayalım, Unutturmayalım (2003), Eğilmeden Bükülmeden (2004), Kır Çiçekleri (2004), Türk Memet Nöbete (2004), Dost Yüzlerde Zaman (2005), Çocuklar İçin (2009), İsterler ki Susalım (2011) ve Beyaz Melek (2011)”

CEVAP VER