HDP’den İçişleri Bakanı Soylu’ya ‘Eğer sizi yürütürsem adam değilim’ tepkisi..

0

Tecridin kaldırılması amacıyla 96 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven ve açlık grevi eylemcilerine destek amacıyla HDP Milletvekillerinin Taksim Meydanında yapmak istediği yürüyüşe izin verilmedi. HDP Eş Genel Başkanları Sezai Temelli ile Pervin Buldan, tepki gösterdi.

Sezai Temelli, şunları söyledi: “Bizler, bu ülkenin bir hukuk devleti olmasını istiyoruz. Bizler bu ülkede demokrasinin inşa edilmesini, demokratik bir cumhuriyetin var edilmesini istiyoruz. Hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, yargı bağımsızlığını savunuyoruz. Ve bütün bunların olabilmesi için tecridin bir an önce sonlanması gerektiğini dile getiriyoruz. Sevgili Leyla Güven tam 96 gündür sesini bu amaçla yükseltiyor. Onun sesine ses katmak mücadelesine ortak olmak için buradayız.

Bu mücadele tüm Türkiye’nin mücadelesidir. Bu mücadele herhangi bir taleple değil tüm Türkiye’nin demokrasi ve barış talebiyle ortaya çıkmış bir mücadeledir. O yüzden tecridin kırılmasını istiyoruz. Her hükümlünün en temel hakkı olan avukat ve aile görüşünün Sayın Öcalan’dan esirgenmesi büyük bir hukuksuzluğun en önemli nirengi taşıdır, en önemli referans noktasıdır. O yüzden tecridin kırılması Türkiye’de bir hukuk mücadelesidir.

Tecridin fotoğrafını görmek istiyorsanız bugün bu fotoğrafı sizlere sunuyoruz. Türkiye tecrit altındadır. Etrafınıza dönüp baktığınızda tecridin ne olduğunun fotoğrafını bugün size sunmuş olduk. Bir abluka altındandır Türkiye. Bugün Taksim Meydanında da bu hukuksuzluk ve yasa tanımazlık bu ablukayla kendini teşhir etmiştir. İşte tecrit budur, tecrit insan haklarına müdahaledir, insan haklarını yok saymaktır. Leyla Güven açlık grevinin 96 gündür sürekli bunu dile getirdi.

Biz bu ülkeye demokrasinin, barışın gelmesini istiyorsak insan haklarından, demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, yargı bağımsızlığından taraf olduğumuzu cesaretle ilan etmeliyiz. Tüm Türkiye’ye sesleniyoruz: Gelin demokrasiden, barıştan yana taraf olun. Yargı bağımsızlığını, tarafsızlığını savunun. Bunu hep birlikte savunabilirsek Türkiye’nin yolu açılacaktır. Bu ceberut anlayışın, bu Cumhur İttifakı denen bloğun geriletilmesi ancak ve ancak demokrasi cephesinde bir araya gelmemizle mümkündür. Ancak o zaman bu ülkede ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü var edebiliriz.

Demokratik siyasetin önünü ancak o zaman açabiliriz. Anayasayı ihlal etmek artık olağanlaşmışsa, emniyet güçleri bunu sıradan bir olay gibi yapıp vekillerin önünü kolayca kesebiliyorsa, artık bu ülkede ne hukuk ne yargı bağımsızlığı, ne de idarenin yasaları tanıması kalmıştır. Bu bir yasa tanımazlık, bu bir suçtur. Bu suçu sizlerin önünde bu iktidar ve onun kolluk kuvvetleri işlemiştir. Biz tüm bu suçlara, adaletsizliğe, yasa tanımazlığa karşı, Leyla Güven’in sesine ses katmaya, açlık grevi mücadelesini yükseltmeye ve tecridin sonlanması için mücadelemize devam edeceğiz. Bu bir hukuk, bu bir demokrasi mücadelesidir. Bu tecridi en kısa sürede kıracağız.”

Pervin Buldan ise şöyle konuştu: “Bugün hep birlikte bir kez daha tecrit edildik. Şu anda sadece biz değil sizler de tecrit altındasınız. Bugün Galatasaray Meydanı’na gitmemiz İçişleri Bakanının talimatıyla engellendi. ‘Eğer sizi yürütürsem adam değilim’ diyen İçişleri Bakanı milletvekillerini yürütmemekle adam olunmayacağını bilmelidir. Ölümleri durdurmak insan olmanın gereğidir. Ancak ve ancak ölümleri durdurmak insan olmanın gereğidir.

Bizler bugün Leyla Güven’in açlık grevinin 96. gününde, cezaevlerinde arkadaşlarımızın açlık grevinde olduğu bir dönemde Galatasaray Lisesi önüne gidip bir farkındalık yaratmaya çalışacaktık. Ancak bugün bir kez daha gördük ki İçişleri Bakanı hukuksuz ve haksız bir şekilde milletvekillerinin gidişini engellemeye çalışmaktadır. Adam olmak, insan olmak demek değildir. İnsan olmak ölümlere dur demektir. İnsan olmak ölümleri engellemektir.

Bu şekilde bu ülkeyi yönetenler bilmelidir ki bizler haklı ve meşru taleplerimizi her zaman her yerde dile getireceğiz ve mücadele edeceğiz. Bu mücadele bize 40 yıldır dayatılan haksızlıklar ve hukuksuzluklara karşı, ölümlere karşı meşru bir haktır. Evet biz 40 yıldır bu mücadeleyi veriyoruz. Özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesini İçişleri Bakanından öğrenmedik. Geçmişte de bu ülkeyi yönetenler bize aynı şekilde davrandılar ama biz hiçbir zaman ilkelerimizden taviz vermedik. Bu ülkeye barışın, demokrasinin, adaletin, özgürlüklerin gelmesi için her türlü bedeli ödedik.

Bugün cezaevlerinde olan arkadaşlarımız da birer barış savunucusu olarak cezaevindeler. Leyla Güven arkadaşımız İmralı Cezaevinde Sayın Öcalan üzerindeki haksız ve hukuksuz mutlak tecridin kaldırılması için bedenini açlık grevine başlamıştır. Bugün tam 96. gün, artık dile bile kolay olmayan bir süreçteyiz. Her an istemediğimiz durumlarla karşılaşabiliriz. Ama bizler cezaevlerinde ya da dışarıda açlık grevinde olan arkadaşlarımızın yaşamını yitirmesine asla izin vermeyeceğiz. İşte bunun için bugün buradayız. İşte bunun önüne geçmek için, bu farkındalığı yaratmak için bir araya geldik.

Bu ülkede halkın ‘benim irademdir’ dediği HDP milletvekillerini yürütmeyen, açıklama yapmasına izin vermeyen bir anlayışı reddediyoruz. Evet, başka yerlerde başka zeminlerde yine anayasal haklarımızı kullanarak sesimizi yükselteceğiz. Bu uygulamayı kabul etmediğimizi, bu ülkenin bu şekilde yönetilemeyeceğini, hakkın hukukun yerlerde sürüklendiği bir yaklaşımı kabul etmediğimizi belirtmek istiyoruz. Bugün bir kez daha, tecridin kalkması, Leyla Güven’in yaşaması açlık grevinde olan tüm arkadaşlarımızın barış ve özgürlük taleplerine ses verilmesi için buradayız.”

CEVAP VER