İYİ Parti Genel Başkanı Akşener: Zamların sorumlusu dediği o aracı, iktidar olmasın?

0

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Meclis Grup toplantısında konuştu. Helikopter kazasında vefat eden şehit askerlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyen Akşener, şunları söyledi:

“Son günlerde helikopter kazaları artıyor. Bu konun da araştırılacağına inanıyorum. Bir yerlerden söz almadık, kimseden hiçbir garanti istemedik. En önemlisi de gayrete teyfik bağışlayan Allah’a güvenip yola çıktık. Belki imkanımız, sarayımız, kortejimiz yok. Biz bahtımızı en güvendiğimiz adrese rabbimize, milletimize emanet etmişiz. Şimdiye kadar yüzümüz kara çıkmadı. ‘Ya ben İstanbul’u alırım ya İstanbul beni’ diyen Fatih kadar kararlı olacağız. ‘Geldikleri gibi giderler’ diyen Mustafa Kemal gibi inançlı olacağız. Allahın izniyle başaracağız, başaracağız, başaracağız.

Kim ne derse desin İYİ Parti olarak güzel konuşmaya devam edeceğiz. Bizi düşürmeye çalıştıkları çukura düşmeyecek kadar devlet tecrübemiz var çok şükür. Ekonomideki kötü gidişata üzülüyoruz, yargıdaki haksızlıklara öfkeleniyoruz. Bir an evvel bu sorunların tamamını çözmek istiyoruz. Sedece biz değil, vatanını seven herkes aynı duyguları yaşıyor. Buradan ülkemin her köşesine sesleniyorum. Bu nezaket dilini devletin en tepesinden başlayarak 82 milyon vatandaşımızın da benimsemesini istiyoruz. Birbirimizi anlamak için adımlar atarsak sorunlarımızın çözümü de kolaylaşacaktır.

Domates, biber ve patlıcanın fiyatı aracılardan artıyormuş. Kim bu aracılar? Fırsatçıların tepesine çökün diyoruz. İktidar şikayet edecek makam değildir. Ama bunlar sürekli şikayet ediyor. Yapamıyorsanız gidin kardeşim, yapanlar gelsin. Ama mesele bu zamanları kollayan fırsatçılar değil ki. Her kriz döneminde illaki fırsatçılar olur. Devlet gereğini yapar. Biberi, patlıcanı, patatesi almak zorunda kalan vatandaş, bunları üreten de satan da feryat ediyor. Bu işte bir gariplik yok mu?

Zamların sorumlusu dediği o aracı, iktidar olmasın? Sonuçta ürünün pahalı olmasına neden olan o aracı, fırsatçı demekki iktidar siz yapıyorsunuz. Bunun üzerine Damat Berat diyor ki, sebze meyvenin fiyatı taşımacılık yüzünden artıyormuş. Yani patlıcanın, biberin pahalılığının sebebi, Muğla’dan Trakya’dan Nevşehir’den yola çıkan kamyonların şoförleriymiş. İyice şaşırmış bu adam. Gerçekten böyle diyor. Fiyatlar taşımacılıktan artıyormuş. Fiyat artışı taşımadan geliyor ama bunu düzeltmek için tek bir adım yok. Bunu düzeltmenin yolu bütün dünyada petrol fiyatları düşerken mazota benzine zam yapmak değildir.

24 Haziran’da çıktığımız her seçim kampanyası boyunca sizi uyarmadık mı? Çiftçi rahatsız, düşürün bu maliyetleri demedik mi? Üretici dağınık, kooperatifler kurun, güçlensinler dedik. Ciddi ürün kaybı var, verim düşüyor dedik. Kendi çıkardığınız tarım kanununu bile uygulamıyorsunuz. Verilen hibe ve destekler doğru adrese gitmiyor, denetleyin dedik. Velhasıl dedik de dedik. Hiç kulak asmadınız. Nasılsa 5 müteahhitinizin keyfi yerinde yazıktır. Ne hale geldik. Bunları yapmadıkça mutfaktaki yangın sönmez. Sadece günü kurtarmak için adım attığınızda oy almak için adım attığınızda bu iş yürümez. Kimseye suç atmaya kalkmayın suçlu sizsiniz kardeşim sizsiniz.

Sayın Cumhurbaşkanının anlayabileceğini düşünüyorum. Bu işi yapabilmek için iyi bir tedrisattan geçmeleri gerekir. Gece gündüz bu işlere kafa yormaları, milletin dertleriyle dertlenmeleri gerekir. Bunların sağına bak akraba, soluna bak 5 müteahhit. İYİ Parti’de vatanına milletine sadık kadrolar var çok şükür. Milletimiz de bunu görüyor ki, her geçen gün bize teveccühleri artıyor. Milletimiz sandığı bekliyor sandığı. Bu kentleri nasıl bu hale getirdiniz? ‘Bu şehirlere nasıl ihanet ettik’ diye kendiniz söylüyorsunuz. Ben size söyleyeyim bunların gönül belediyeciliği dedikleri, vatandaşın derdiyle dertlenmek değil cüzdanlarının gönlü.

Sebze ve meyvenin fiyatı taşıma yüzünden artıyormuş. Nakliye fiyatlar için elbette bir kalemdir. Ama daha önceden de bir yerden başka bir yere taşınıyordu. Fiyat artışı taşımadan geliyor ama bunu düzeltmek için tek bir adım yok. Nakliyede iş mazotla bitmiyor. Pahalı mazotu aldı ama daha 380 lira da köprülere para verecek. Hangi müteahhittin yaptığı köprüden geçmek istiyorsan geç. 5 ünlü müteahhit.

Günlük müdahalelerle çözüm olmaz, yapısal reformlar yapın dedik, kulak asmadınız. Bunları yapmadıkça mutfaktaki yangın sönmez. Aklınızı fikrinizi beton ekonomisine bağladınız. Suçu bakkala, markete atıyorsunuz. Şimdi de nakliyeciye atıyorsunuz. Suçlu sizsiniz. Yanlarında akrabalarının değil işine sadık, ehli insanlar olmalı. Aramızda kalsın milletimiz farkında, sandığı bekliyor.

Gene söylüyorum aramızda kalsın koltukların bekası tehlikede değil. Biz ‘iyi’ belediyecilik yapacağız. Belediyeyi kazandığımızda 5 yıl boyunca adım adım ne yapacağımız belli. Birçok konuda çözümlerimiz belli. Altını önemle çizmek istediğim bir konu daha var. İyi başkan ne yapmaz. ‘lüks ve şatafat içinde’ yaşamaz. Personel alımlarında hısım-akraba aramaz. Dini inançlarını siyaset malzemesi yapmaz. Hayvan haklarını ihlal etmez. Kimseyi küçümsemez. Cukkayı dolduran yatırımlar yapmaz. Bunlar sadece özeti.

Bu kentleri nasıl bu hale getirdiniz. Kendiniz söylüyorsunuz, bu kentlere nasıl ihanet ettik diye. İkinci bir husus vergiler. Siz geldiğinizde 60 milyar vergi toplanıyordu, şimdi 720 milyar vergi toplanıyor. Borç harç 600 milyar dolar para girdi, nereye gitti bu paralar. Benim soframa gelen ürünün fiyatı düşmüyorsa bunun bir nedeni var. Fiyatlar almış başını gidiyor.

Bunlar ‘yeni Türkiye’ deyip, eskiyi beğenmiyordu. Bu milletin dişiyle tırnağıyla kurduğu fabrikaları haraç-mezat satarken ‘devlet ticaretle mi uğraşır?’ diyorlardı. Ne oldu? Buldukları çözüm, pahalı olan her şeyi devlet eliyle ucuza satmak oldu. Şu işe bakar mısınız? Devletin en stratejik fabrikasını özel sektöre devrediyorlar, domatesi, biberi devlete sattıracaklar. Onu da bir zamanların karneye bağlanan ekmeği gibi sınırlı kiloyla veriyorlar. Bu gidişle domatesi, biberi karneye bağlarlarsa şaşırmayın. Hesapsızlığın sonu bu. Allah en beğenmediği alanlarla imtihan edermiş.

Sebze meyvenin fiyatı, güya bir de bu yüzden yükseliyormuş. Bunlar bahane ustası oldular. 40 yıl düşünsek meyve ve sebzeyle mermiyi aynı cümlede kullanmak aklımıza gelmezdi. Bu sözün ülkenin Cumhurbaşkanının ağzından çıkmış olması büyük bir talihsizliktir. Üç tane belediye için Türk Devletini bu kadar aciz göstermek olur mu? Sebzenin fiyatıyla merminin ne alakası var? Mermiyi sivri biberden, barutu domates çekirdeğinden mi yapıyoruz? Böyle bir ciddiyetsizlik olur mu? Bu devlet, ilk kez mi düşmana mermi atıyor? Devleti yönetiyorsan hem atılacak mermiyi bulacaksın hem de ekmeği, aşı ucuzlatacaksın. Suriyelilere harcadığın 35 milyar dolar ekonomiyi batırmıyor da düşmana sıktığımız mermiler mi batırıyor?”

CEVAP VER