Erdoğan: Benim artık bu anketlere vesaire güvenim kalmadı

0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CNN Türk-Kanal D ortak yayınında gündeme ilişkin soruları cevapladı.

“Ankara’daki yarışı nasıl değerlendiriyorsunuz? Kamuoyuna yansıyan haberlerde yarışın başa baş gittiğine dair iddialar yansıdı. Bu konudaki görüşünüz nedir?” soruları üzerine Erdoğan, “Çok açık ve net bir şey söyleyeyim. Benim artık bu anketlere vesaire güvenim kalmadı. Çünkü geçtiğimiz seçimlerde gördük. Doğru dürüst bir tanesi belki yakın tutturuyor. Yüzde 100 tutturma diye bir şey yok. Ama çoğu açık ara kaybettiler, bu işi tutturamadılar.” dedi.

Erdoğan, seçim atmosferinin sorulması üzerine de meydanların şu anda gayet iyi olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

“Meydanlar gayet iyi ama tabii bütün bu meydanların dilinin yanında, halkın özellikle şu anda seçimi hazmetmesi hangi konumda bunu da bir geneli itibarıyla masaya yatırmak lazım. Şimdi gün geçtikçe bu kızışıyor. Gün geçtikçe tabii ki vatandaşın özellikle verilen mesajları alması, verilen mesajlar üzerinden istikametini belirlemesi bir bunlar var, bir de ideolojik bir formatlamayla siyasi partileri değerlendiren kesim var. Tabii burada acaba marifet iltifata tabiidir anlayışıyla yapılan yatırımlar, eserler üzerinden değerlendirenlerin durumu mu, yoksa ideolojik formatlamayla bakanların durumu mu önemli? Beklentimiz şu, benim aziz milletim diyoruz ki bu ülkeye en ufak bir yatırımı olmayan, herhangi bir kazanım sağlamayanların ideolojik formatlamasına, benim halkım bu tezgaha, bu tuzağa düşmemeli. Benim halkım burada bize kim ne kazandırır veya bugüne kadar bize hangi iktidar, hangi yerel yönetim ne kazandırdı buna bakması gerekir diye düşünüyorum. Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de, Kayseri’de, Konya’da, Diyarbakır’da, Antalya’da, Adana’da, Mersin’de kimler ne kazandırdı? Trabzon’da, Samsun’da kimler ne kazandırdı. Velhasıl bu yerel yönetimin bu bakımdan çok önemli olduğunu düşünüyorum. Onun için biz bu süreç içerisinde milletimizle çok ciddi kararlı bir kucaklaşma şansını bulduk.”

“İstanbul depreme ne kadar hazır? Mevcut hazırlıkları hızlandırmak yönünde acaba ne yapmamız lazım.” şeklindeki soru üzerine Erdoğan, “Bu konuyla ilgili olarak her şeyden önce bir defa tabii depremin sebepleri, sebep netice ilişkisi açısından çok çok önemli. Biz böyle gerçekten şu anda kentsel dönüşüme niye geldik? Niye gündemimize bu geldi? Bu soruya bir cevap bulmamız lazım. Eğer biz bu kaçak yapılaşmayla devam edersek tabii ki bu deprem faturası bize çok çok ağır olur.” ifadelerini kullandı.

Japonya’daki depreme dayalı binaları örnek veren Erdoğan, “Japonya’da bakıyorsunuz, 8,5, 9 şiddetinde icabında depremler oluyor ama neticeye baktığınız zaman böyle bedeli ağır bir durum söz konusu değil. Niye değil? Çünkü zemin etütleri ona göre yapılıyor. Zemin etütlerinin yanında inşaatlar ona göre yapılıyor. Bütün bunlar depreme karşı alınan tedbirler muaccelesinde yapıldığı için de orada bu depremlerde ağır faturalar ortaya çıkmıyor.” dedi.

Kartal’daki çöken binada da görüldüğü gibi inşaatlarda deniz kumu, hurda demir gibi malzeme kullanılmış olabildiğini belirten Erdoğan, “Bir de tabii üç kat yapılması gereken yer 10 kat olursa, 8 kat olursa bu bedel önümüze ağır olarak tabii ki gelir.” diye konuştu. TOKİ’nin bu konuda hassas davrandığını aktaran Erdoğan, şunları söyledi:

“Biz de tabii arkadaşlarımızı bu noktada sıkıştırıyoruz. Burada diyoruz yani Emlak Konut da dahil olmak üzere en ufak bir taviz, en ufak bir fire vermememiz lazım. Buna göre yapalım. Çünkü TOKİ’yi biz para kazansın diye kurmadık. TOKİ’yi şehirleşmede güzelliği, güveni, emniyeti yakalayalım ve benim vatandaşım da burada huzur içinde rahatlıkla yaşasın. ‘Benim başıma böyle bir şey gelmez’ anlayışıyla buralarda yaşasın. Bizim kentsel dönüşüm dediğimiz olay işte bu ama vatandaşın bize yardımcı olması lazım. Öyle ki şehir planlarını yapıyoruz. Nerede konutlaşma olacak? Bütün bunlar tabii zemin etütleriyle vesairesiyle yapılıyor. Mesela konuşuyoruz. Benim vatandaşım geliyor diyor ki ‘benim burada şu anda diyelim ki beş tane dairem var. Bana diyor 5 tane daire vermeniz lazım veyahut da benim beş tane çocuğum var, 6 çocuğum var her biri için birer daire vermeniz lazım.’ Şimdi benim şu andaki binamın değeri şudur noktasından bakmıyor veya ‘benim binam kaliteli değil, buradan bakmıyor. Sizin bana vereceğiniz bina çok daha değerlidir, benimki diyelim 50’yse sizinki 250’dir buradan bakmıyor o yine nereden bakıyor, diyor ki ‘benim şu anda işte 5 çocuğum var, beşinin de birer dairesi olması lazım, bunu verecekseniz buna evet derim.’ Olaya buradan baktıkça bu bizim işimizi zorlaştırıyor.”

Erdoğan, vatandaşların daha dikkatli olması gerektiğinin önemine işaret ederek, “Aslında olması gereken nedir? Bunun bir defa bedeli nedir? Eğer burada bir kıymet biçmeye ki birçok yerde arsa kendinin de değil, bütün bunların hepsi kaçak yapılmış, işgal, böyle yerler var. Böyle olunca netice almak zorlaşıyor. Onun için de bize medyanın çok yardımcı olması lazım. Vatandaşımızın bize çok yardımcı olması lazım. Sonra Allah göstermesin işte Kartal’da yaşadığımız gibi hayatlar gittikten sonra 21 kardeşimiz, çoğu birbiriyle akraba biliyorsunuz, öldükten sonra bunun bedel olarak bir bedeli var mı? Yok. Ondan sonra ‘eyvah eyvah’ deniyor. Bunu yaşamadan şu tedbire herkes yardımcı olsun. Bakın biz orada ilk etapta 10 binanın yıkım kararını çıkarttık. Artık dedik dinleyemeyiz. Bundan sonra da dinlemeyeceğiz.”

İhbarların yapıldığını aktaran Erdoğan, “81 vilayete Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız yazılarını yazdı. Onlar vasıtasıyla da bütün oralarda şu anda yıkım noktasında sıkıntılı olan yerlere hemen valilik onlar da yazılarını gönderiyorlar, hemen süratle oraların boşaltılarak kirasını biz devlet olarak vereceğiz ve gönüllülük esasına dayalı olarak biz süratle orada oturmak istiyorsa kira süresince kirada kalacak, biz ödemesini yapacağız. Konutlar bittikten sonra da tekrar gelip oraya yerleşme şansı var.” şeklinde konuştu.

“Terörle bağlantısı tespit edilen isimler alındı ve kayyumlar devreye girdi. Bu, bundan sonrası için de geçerli bir uygulama olacak mı? Yerel seçim ve sonrasında yine böyle bir tespit olursa, benzer kayyum ataması yapılacak mı?” sorularına ise Erdoğan, şu cevabı verdi:

“Herhangi bir terör olayına bulaşmayan, terörle ilişkisi olmayan seçim kazanmışsa, o insanlara yönelik bizim herhangi bir adımımız olmaz. Terörle ilişkisi seçim öncesi olmuş, tespit edilememişse, daha sonra bu tespit edilmişse, terörle ilişkisi olan kimse, biz onları orada tutmayız. Bunu ben söylemiyorum, yasalar söylüyor. Çünkü bunlar devletten aldıkları parayı, Kandil’e boca ederler. Yine devletten aldıkları paralarla ne yazık ki bütün terör eylemlerini bunlar pratiğe geçirdiler. Biz bu milletin parasını kalkıp da böyle terör eylemlerinde kullansınlar diye bunlara vermiyoruz ki… Yatırım yapsınlar diye veriyoruz. Aldıkları araç gereçlerle çukurları açanlar bunlar. Bunlara bu fırsatı vermemiz mümkün değil. Bundan sonraki süreçte de atacağımız adımda bu hassasiyete dikkat edeceğiz. Yargının vereceği kararlar neticesinde de bunlar görevlerinden alınarak, bunların yerine bu işi en ideal şekilde yürütecek kayyumlar atanabilir. Bu, kanunun, hukukun vermiş olduğu bir yetkidir. Oralarda yaşayan halkımızı biz, zulme mahkum edemeyiz.”

Yerelin de kendi içinde bir beka meselesi olduğunu dile getiren Erdoğan, demokrasinin yerelden başladığını, yerelde demokrasi yoksa, genelde de olmayacağını anlattı. Erdoğan, şöyle konuştu: “Yerelde beka meselesi hallolmadıkça, genelde o sıkıntı yaşar. Bu iş öyle hafife alınacak bir şey değil. Yerelde de biz o beka meselesini çözüme kavuşturmamız lazım. Cumhur İttifakı bunu kanıtlamıştır, yerelde de genelde de kanıtlamıştır. Ülkenin bekası için taban ve teşkilatlar uyum içinde çalışmaya devam ediyor. Zillet ittifakı kendi içinde koltuk kavgasında. Bizim böyle bir derdimiz yok. Bunun yanında çok daha önemlisi ülkenin geleceğini inşa etmeye çalışıyoruz. Bunlar ise araçlarla gereçlerle ne var ne yok ellerinde kalıyorlar hatta binalardan binalara bitişik nizamda tüneller açmak suretiyle neler yaptıklarını biliyoruz. Bunları gördüğümüze göre hala bunlara ‘Arkanızdayız, tamam, yerinizde durabilirsiniz, devam’ mı diyelim? Kayyum atamalarında geç kaldık bile biz geç… Daha zamanlı bu atamaları yapsaydık, Güneydoğu bugün çok daha farklı bir yerde, çok daha farklı bir konumda olurdu. Çünkü artık mızrak çuvala sığmıyor. Bu milleti kimse kandırmaya yeltenmesin. Bu ülkeyi bölmek isteyenlerle yapılan ittifakı ne tarih ne de millet affetmeyecektir.”

Cemal Kaşıkçı cinayeti

Cemal Kaşıkçı cinayetinin uluslararası platformlara taşınmasına ilişkin soru üzerine Erdoğan, şu karşılığı verdi: “Bizim partimizin adı adalet. İkincisi kalkınma ve bir devlet veya liderler adalet üzere ayakta dururlar. Eğer adalet yoksa çökmeye mahkumdurlar. Türkiye her zaman olduğu gibi adaleti savunmaya devam edecek, buradan taviz veremeyiz. Çünkü adalet mülkün esasıdır. Burada zikredilen mülk, ‘mal mülk’ anlamında mülk değil. Devletin ikamesi için ifade edilen bir anlamdır. Gelinen noktada Cemal Kaşıkçı cinayetini örtbas etmek, yok saymak mümkün değildir. Elimizdeki belgeler bize bunu gösteriyor. Biz bunu başta Suudi Arabistan’ın yetkilileri olmak üzere hepsine dinlettik. Kendileri bunu dinledikleri zaman, feveran ettiler. ‘Bu ancak morfinlenmiş bir insanın yapacağı bir iş’ dediler. Bunu biz özellikle Kral Selman’la da görüştük. Aynı zamanda veliaht prensle de bunları telefonda görüştük ama bir netice alamadık. Hep söylüyorlar, ‘Biz bunlara verilmesi gereken ceza neyse vereceğiz.’ Şimdi ortada bir defa şöyle bir durum var. Bunu kaç kere anlattım televizyonlarda. İki tane uçakla buraya gelen 15 kişi, bu işi icra edenler ve bu 15 kişinin içinde bunun katilleri ama zaten burada ortak bir eylem var. Bu ortak eylemin talimatını veren kim? Bunun ortaya çıkması lazım. Bu da belli, niye? Bu 15’e talimatı kimin verdiğini bu 15 biliyor zaten. Hatta Dışişleri Bakanları şu anda Dışişleri Bakanlığı görevinden alındı, başka bir göreve getirildi. O çok daha ileri gitti, dedi ki ‘Yerli işbirlikçiyle beraber bunu yaptık.’ Veliaht prens ise arka kapıdan Cemal Kaşıkçı’nın çıktığını söyledi. Bizzat kendisi. Ya bu nasıl bir iş ki, dışarıda nişanlısı bekliyor, Cemal Kaşıkçı arka kapıdan çıkıyor, nişanlısını almadan gidiyor. Böyle bir mantık, böyle bir anlayış olabilir mi? Bunlar dünyayı enayi zannediyorlar. İşin tabii ileri boyutlarını da kendileri çok daha iyi biliyor. ‘Ben kesmeyi çok iyi bilirim’ diyen bir ahlaksız, adi var orada. Meğerse bu adli tıp mensubuymuş. Bakın gelişte kimi nereye gönderecekleri belli. Başlarındaki lider konumunda olan isimler belli. Bu isimler ortada olduğuna göre, bunu şimdi veliaht prens bilmeyecek de kim bilecek. Bunun toplamda 22 kişiye falan çıkarıldığını söylediler. Talimatı veren belli. Bunu Amerika’dan gelen heyet, onlar bile kararı adeta kendi aralarında vermiş durumdalar ama konuşmuyorlar, konuşamıyorlar. Sadece ‘biz böyle zannettik’ diyorlar.”

CEVAP VER