Cemal Alçık yazdı: Türkiye’nin tüm üniversitelerindeki kitap sayısı bir Harvard etmiyor!

6

35 yıldır düzenlenen Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı 12-20 Kasım tarihleri arasında ziyaretçilerini bekliyor olacak.

Kütüphaneler üzerine fazla yazıya rastlamayız. Kütüphaneler gündemimiz olmuş mudur veya kütüphanecilik haftası dışında ülkemiz gündeminde ne kadar kalmıştır bilemiyorum.

Biz öğrenciler sınavlara hazırlık yaparken kütüphaneleri ziyaret ediyoruz, ancak millet olarak kütüphaneye gitmek, düzenli alışkanlıklarımız arasında yer almıyor. Tabii bunda kütüphanelerin de büyük bir suçu var.

Kütüphanelerimizin çoğu mesai saatleri ve mesai günleri dışında kapalı oluyor. 7/24 açık olan kütüphane sayısı halen bir elin parmağını geçmez.

Çalışan herhangi bir vatandaş kütüphaneye gitmek, kitap almak istese ya mesai saatleri dışında gidebilecek ya da hafta sonu gidebilecektir. Ama kütüphanelerimiz maalesef akşam 5 dedi mi kapanıyor. Bazıları da hafta sonu kapalı oluyor.

Millet olarak kitaba ve kütüphaneye ne kadar değer verdiğimizi buradan da anlayabiliriz diye düşünüyorum.

Bir zamanlar bu coğrafya kütüphanelere çok büyük değer vermiş ve karşılığını da almış halbuki.

Abbasiler 800’lü yıllarda Bağdat’ı ilim merkezi haline getirip devrin en büyük kütüphanesi ve bilim merkezi olan Beyt’ül Hikmet’i (Hikmetler Evi) kurmuşlardır. Endülüs Emevileri 1000’li yıllarda 400 bin ciltlik kütüphaneler medreseler kurarak medeniyet ve ilim dağıtmışlardır. Selçuklular ve Osmanlılar kitaba ve kütüphaneye büyük önem vererek medreselerini kitaplarla donatmışlardır. Bu topraklarda en az 4.400 yıldır kütüphane olduğu kesin.

Çünkü kütüphane demek, medeniyet demektir.

Bu nedenle dünyanın en eski kütüphanelerini arıyorsak en büyük medeniyetlerin kalıntılarında, yani Anadolu’da, kütüphane izlerini bulabiliriz…

Bugün için de: Dünyanın en güçlü ve en gelişmiş ülkelerini merak ediyorsak dünyanın en büyük kütüphaneleri nerede oraya bakmamız gerekir.

Dünyanın en büyük kütüphanelerine bakmadan önce ülkemizde durum nedir birlikte inceleyelim.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ağustos 2016 verilerine göre, Türkiye genelinde 2015 yılında 1 milli kütüphane, 1 130 halk kütüphanesi, 555 üniversite kütüphanesi ve 27 bin 836 eğitim kurumu kütüphanesi olmak üzere toplam 29 bin 522 kütüphane mevcuttur.

Milli kütüphanemizdeki kitap sayısı 1 milyon 261 bin 696,

Halk kütüphanelerindeki kitap sayısı 18 milyon 97 bin 101,

Üniversite kütüphanelerindeki kitap sayısı 15 milyon 256 bin 746,

Örgün ve yaygın eğitim kütüphanelerindeki kitap sayısı 32 milyon 328 bindir.

[Daha fazla istatistik için]

 

Peki diğer ülkelerde durum nasıl?

Türkiye’nin Milli Kütüphanesi’ndeki kitap ve materyal sayısı toplam 2 milyon iken, Amerika Kongre Kütüphanesi 160 milyondan fazla materyale sahiptir.

İngiliz Milli Kütüphanesi’nde (British Library) 150 milyondan fazla materyal vardır.
Türkiye’nin onda biri nüfusa sahip İsrail’in milli kütüphanesinde dahi 5 milyon kitap vardır.

Kanada Milli Kütüphanesi’nde 20 milyondan fazla kitap vardır. Fransa Milli Kütüphanesi’nde 14 milyon kitap, 40 milyondan fazla da materyal vardır. Nüfusu 10 milyonu bile bulmayan Macaristan’ın Milli Kütüphanesi’nde 2,5 milyon kitap, 8 milyon materyal vardır. 5 milyon nüfusu olan Danimarka gibi küçük bir ülkede milli kütüphanedeki kitap sayısı 6 milyondan fazladır.
İşte, bu coğrafyayı zor durumda bırakan asıl neden buradadır bence.

Ne yazık ki üniversite kütüphanelerimiz de bu vaziyette.

Türkiye’deki tüm üniversitelerin kütüphanelerini topladığımızda 13 milyonluk bir koleksiyon çıkıyor. Oysaki sadece Harvard Üniversitesi Kütüphanesi’ndeki kitap sayısı 19 milyona yakındır.

Başka bir deyişle, tüm Türkiye üniversitelerinin kütüphanelerinin toplamı bile bir tek Harvard etmemektedir.

Görüldüğü gibi, bu sayılarla çağı yakalamak ve aşmak çok zor görünmektedir. Binlerce yıllık tarihimizin geldiği birikim bu olmamalıdır…

Oysaki kütüphane ve kitap sayısı hem gelişmişliğin bir göstergesi hem de gelişmenin temel unsurlarından biridir.

Bu nedenle en iyi kütüphaneler en gelişmiş ülkelerde ve en hızlı gelişen ülkelerde var.

Aşağıdaki tabloda ise dünyanın en büyük 10 kütüphanesi bulunmaktadır. Türkiye’nin en büyük kütüphanesini de listeye ekledim ki daha rahat mukayese yapabilelim.

sekil3Görüldüğü gibi Türkiye bu listede hiç de gurur duyulacak bir yerde değildir. Kütüphane sayımızı, kitap sayımızı ve hepsinden de önemlisi kitaba olan ilgi ve alakayı artırmamız şarttır.

Kütüphane hakkında araştırma yaparken çok ilginç bir veriye daha denk geldim.

İngiltere’de en çok arzu edilen mesleklerin başında KÜTÜPHANECİLİK olduğunu biliyor muydunuz?

İngiltere'de en fazla arzu edilen meslekler sıralaması: 2. sırada kütüphanecilik yer alıyor
İngiltere’de en fazla arzu edilen meslekler sıralaması: 2. sırada kütüphanecilik yer alıyor

İngiltere’de yazarlık, kütüphanecilik ve akademisyenlik en çok arzu edilen meslekler arasında. Ülkemizde kütüphanecilik mesleğinin tercih edilip edilmediği veya hakkıyla kütüphanecilik yapılıp yapılmadığı konusunu sizlere bırakıyorum.

“Kimler fazla kitap okuyorsa az okuyanlara hükmeder” cümlesi gereğince, okumuyorsak hükmedilmeyi de kabul edeceğiz demektir.

Kitaplarla ve kütüphanelerle içli dışlı bir hayat için, yeni bir sayfa açmanız dileğiyle…

Yetkililer sesimi duyar mı bilmem ama kitap okumayı teşvik amaçlı bir önerimi de buraya not düşeyim:

Otogarlara, tren istasyonlarına ve havalimanlarına küçük küçük kütüphaneler kurulsa ve yolcular istediği kitabı alıp okuyarak yolculuk yaptıktan sonra, varış noktasındaki kütüphaneye de kitapları teslim etseler. Kalkış noktasından alıp, varış noktasında teslim edebileceğimiz bir sistem kurulsa çok güzel bir çalışmaya imza atılır diye düşünmekteyim.

÷÷÷÷

6 YORUMLAR

  1. Ben malatyada yaşıyordum. Bazı otobüs duraklarında bu şekilde kitaplar vardı. Klasik kitaplardı genelde. Görünüşten anlaşıldığı kadarıyla da çok okunmuyordu. illa yararı dokunduğu insanlar olur tabi. İstanbulun kalabalık nüfusu bunu daha iyi değerlendirir heralde.

    • Ben de Malatya’lıyım. Böyle bir uygulamanın olması sevindirici ancak dediğiniz gibi rağbet olması için bir yandan da okuma bilincini artırmamız gerekmektedir.

  2. Ülkemizde bu anlamda okumaya teşvikin olmaması “okumayanı yönetmek daha kolaydır” düşüncesiden mi kaynaklanmaktadır .Kahvehaneler bir türlü oyunhaneden kıraathaneye dönüştürülmedi. Gerçekten hayati öneme sahip bir konu.Ama bizim ülkemizde hiç önemsemeyen bir konu.Malesef basınımuzda bu konuda çok duyarsız. Hatta yazarlarımız bile.Bu nedenle gündeme getirdiğinizden dolayı teşekkür ediyorum.
    Not:Bu arada gazeteniz (gazetemiz )hayırlı olsun. Hayırlara vesile olsun inşallah.

  3. İlk olarak Türk dili edebiyatı bölümünden başlanmalıdır. Öğretmenler 500 hatta 1000 kitap okuyarak mezun edilmesi hedeflenmelidir. Acele edilmemelidir. Bu bölümlerde Kıpçakça çağatayca vs öğreteceklerine Anadolu Türk edebiyatı öğretilsin yeter. Edebiyat ve Türkçe öğretmenleri kitap okursa arkası gelir. Kısacası Türkçe öğretmeni okumuyorsa diğerleri hiç okumaz.

CEVAP VER