Bir KİTAP FUARI’nın ardından duygular.. Ebrar Çetindil yazdı..

0

KİTAP BAHARI

“… okuyamamanın belli bir yararı olduğu söylenebilir, çünkü okumayınca zaman bir başka biçimde akıyor. Gözlerim görürken, hiçbir şey yapmadan yarım saat geçirecek olsam, çıldırırdım, çünkü okumam gerekirdi. Ama şimdi uzun zaman yalnız kalabiliyorum.
Sanırım yapacak bir şeyim olmadan yaşayabiliyorum. İnsanlarla konuşmam ya da bir şey yapmam gerekli değil… “
— Ficciones – Hayaller ve Hikayeler
Jorge Luis Borges 

**
İnsanların ifadelerinde, suya sudan şeylerden bahsetmek duygusu dalgalanıyor. Kesinlikle belirli bir gruptan söz ediyorum. Eskilerin kadim klanları gibi okumayı içselleştirmiş; kişilikleri ile gerçekler arasında tampon görevi yapan hayalgüçlerinin çağrısına uymuş, güdümlü arılar gibi Tüyap Kitap “Kovanı”na (Fuarına) seyiriyorlar.

Hayalin gücü kraliçe. Dişi. Doğurgan ve doğrudan. Kişiliklerine köprü. Zira kişilikleri seçimleri belirler.

Yüzlerdeki ifade benzerse de, tipolojileri uğultulu kovana uçan klanın. Genci, orta yaşlısı, ihtiyarı var. Kadını, erkeği, öğrencisi, emlakçısı, hocası esnafı. Kitaplara uçuyorlar. Kapılarını açacakları bambaşka dünyaların, fikirlerin, düşlerin, maceraların, aşkların, ayrılışların, şiirlerin, deneyimlerin, mahremine davetlenmiş. Kitaplar çiçek gibi. Değişik türlerde, kokularda, tadlarda…

Rengarenk kitapların arasında kendilerini kaybediyorlar. Onları sınadıklarından habersiz uçuyorlar. Sırlı dünyalarını açmayı bekleyen binlerce kitap arasında, kulak kabartıyorlar sayfalardan gelen seslere. Tadını, kokusunu  doya doya alarak içselleştiriyorlar. Önce kapak tasarımı güzel olan kitaplara yöneliyorlar. Sayfalarına bile bakmadan konuyor kimisi. Güceniyor diğer kitaplar.

En iyi kitaplar, sırlarını paylaşmada da en çetini. Kendilerini çok iyi saklıyorlar. En az üç kere okuduktan sonra, kendisini açan kitaplar bile var. Onlar ise bu duruma alışık. Buna gülüp geçiyorlar.

Geniş planlı bir açıdan bakıldığında Zaman Çarkı’ndan bir epizod gibi buluşmaları. Ayrıksı bir bahar, kutsal bir gizli bahçe. Burada kendini bilene zehirli kitap yok.

Fuarda gezenleri, kitaplara dokunup inceleyenleri, imza gününde düşlerine hayat veren başka dünya elçisi yazar-şairleri görmek kendi gerçekliği ile dışındaki gerçekliği piştilemek için uçarak gelinen yerdeki uğultulu kalabalığı izliyorum. ‘’Acaba”, diyorum: “kitaplar da okurlarını seçerler mi?”

Zamanın işleyişini ise anımsamıyorsunuz burada. Sesin duyulmasıyla, kitapların üstüne örtüler örtülmesiyle herkes kendine geliyor.

Ve onlar uzun çileli yolculuğu şimdi düşünmeye başlıyorlar. Yetişemeyenlerin düşleri bir başka bahara…

CEVAP VER