Nevruz Hıdrellez ve Türk-Kürt kardeşliği

2

Benim kişisel tezimdir. Beğenen de olur, kabul etmeyen de.

“Kürtlerin en güvenilir sığınak ülkesi Türkiye’dir…

Zira; Amerika Kürtleri her daim satmıştır. Hep kullanmıştır. Rusya taktik icabı işine geldikçe kullanmıştır. Suriye Kürtlere vatandaşlık kimliği bile vermemiştir. İran ise hiç bir şekilde Kürtlere ne güven vermiş ne de güven duymuştur”

90’lı yıllarda rahmetli Özal, Kürtçe kaset yasağını kaldırmış. Bu yasaktan önce el altından milyonlar satan Kürtçe kasetler, bir anda satış yapamayan ve rağbet görmeyen bir şekle bürünmüştü. Kürtçe müziğe yasak, rağbeti artırıyordu.

Yasaklarla bir ülkenin iyi yönetilemeyeceğine güzel bir örnektir Kürtçe kaset hikayesi.  Aslolan demokratik çerçevede bireylerin özgürleştirilmesidir.

Daha barışçıl, daha demokratik, daha özgürlükçü yönetim ülkenin refahını artırır. Vatandaşlarını mutlu eder. Hiç bir şey için “Geç kalınmış değil”

Kürtler “Edi bese” dedikçe, Türkler de “Artık Yeter” demeli. Bu duygu birlikteliği,  kardeşliği tesis etmeyi daha kolay kılacaktır. Cesur ve barışçı insan sayısı artmalıdır.

2013 Kasım ayında Diyarbakır’daki mitingte  Mesud Barzani’nin kullandığı güzel bir söz vardı. Şöyle demişti;

“Barış yolu ne kadar uzunsa, bir saat savaşmaktan daha iyidir. Tüm gücümüzle barış için çalışmalıyız”

Diyarbakır’da 2013’te gerçekleşen ve ‘tarihi’ olarak nitelenen Nevruz’dan yedi ay sonra 16 Kasım’da Diyarbakır meydanında Başbakan Erdoğan, Kürt lider Barzani, İbrahim Tatlıses ve Şivan Perwer barış ve kardeşlik mesajlarını birinci ağızdan çok coşkulu bir şekilde dillendirmişti. Öyle ki; Bülent Arınç ve Erdoğan’ın eşi tarihi görüntüyü ağlayarak izliyordu hemen hemen ülkenin yarısı gibi…

O coşku malesef kısa sürdü. O tarihten bu yana barış havarilerinin sesi kısıldı. Dolmabahçe mutabakatı masadaki bardağı devirdi. “Ben bu kararları tanımıyorum” dedi Erdoğan. Ardından Urfa’da iki polisimin şehit edilmesiyle silahlar susmamacasına tekrar ateşlendi. Barış umutları tuz buz oldu.

Kürt Baharı çok kısa sürmüştü. Bahar; nefret ve şiddetle yüklü bir kışa dönüşmüş durumdadır.

O günden bugüne çok şey değişti. Türkiye’nin geleceği açısından bir umuttu…

Özgür ve demokratik bir geleceğin mümkün olduğunu hatırlamış.

Artık silahların değil fikirlerin konuşacağı yarınların temennisini dilimize pelesenk etmiştik.

Atatürk’ten bu yana en güçlü Cumhurbaşkanı iktidarda. Erdoğan, iktidarı ve yetkileri elinde toplama konusunda olağanüstü beceriklidir.

Aynı beceriyi ülkenin sorunlarını çözme konusunda sergileyemiyor. Erdoğan hâlâ bir demokrasi olan Türkiye’de tüm yetkileri tekelinde toplarken, ülkenin güneydoğusunda Kürtlere karşı yürütülen mücadele kontrol dışına çıktı.

İşte bu şartlar altında bir Nevruz’a daha ulaşmış bulunuyoruz.

Nevruz’un, her ne kadar İslami bir kökeni olmasa da Müslüman coğrafyasında bir şenlik olarak kutlandığı bilinen bir gerçektir.

Nevruz; Farslar, Kürtler, Zazalar, Azeriler, Anadolu Türkleri, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikler, Özbekler, Kırgızlar, Karakalpaklar, Kazaklar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramıdır.

Nevruz, baharın ilk günüdür ve bu gün gece ve gündüzün birbirine eşitlendiği gündür.

Ülkemizde bu bayramı genelde Kürt kökenli vatandaşlarımız kutlamaktadır. Çoğunlukla şehir dışındaki bölgelerde ve açık alanlarda bir araya gelirler.

Kürt kadınlarının giydiği elbiseler çok şaşaalı ve çok süslüdür. Rengarenk elbiseler giyerler ve başlarına pullarla süslenmiş ışıltılı örtüler örterler.

Topluluk büyük bir ateş yakar ve bu ateşin etrafında dans ederek ya da üstünden atlayarak büyük bir coşkuyla bu bayrama iştirak ederler.

2010’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, üçbin yıldan beri kutlanmakta olan bu şenliği, 21 Mart Dünya Nevruz Bayramı ilan etmiştir.

Günümüzde Hıdrellez hemen hemen unutuldu. Hıdrellez, inanışa göre iyiyi mükafatlandırıp kötüleri cezalandıran, zorluklarda yardımcı olan ve bolluğa kavuşturan Hızır’ın İlyas Peygamber’le buluştuğu 6 Mayıs’tır.

Hıdrellez, aynı zamanda kış mevsiminin bitip, sıcak yaz günlerinin başladığının, doğanın canlanmasının habercisi olarak da kabul edilir. Bir nevi Nevruz’dur. Nevruz’un kardeşidir. Hıdrellez ve Nevruz kök itibariyle iki ayrı yapıdadır. Ama içerikleri kutlanma merasimleri ve baharı müjdeleyen halleri bu iki bayramı aynı potada birleştiriyor.

Nevruz ve Hıdrellez kardeşliğini, Türk-Kürt kardeşliğine benzetirim ben. Yapıları aynı kökleri farklı. Bu anlayışın farklı bir soluk getireceğine inanırım. Yapımız mozaiktir ve mermer kadar güçlüdür. Kolay kolay kırılamaz.

Bu anlayışla kardeşlik ruhunun yeniden canlanması için dua ediyor; Nevruz’un bayram tadında kutlanmasını diliyorum.

Türk kardeşlerimin baharı müjdeleyen Nevruz Bayramını kutluyor, Kürt kardeşlerime de “Newroz piroz be” diyorum.

2 YORUMLAR

  1. Veysi Dundar bey kardesime )))

    cok okumak yazamak yetmiyo maalesef .. biraz dunya gormek baska kulturlerle tanismakta lazim demekki ..

    yazinizin ana cercevesi Ulkemizin resmi gorusuyle ayni temele oturmaktan oteye gidememis.

    ulus devletlerin olusum surecindeki kurtlerin durumu ayri bi kitap konusu

    kemalist turkiyenin tutumu ayri bi kitap

    siyasal Islamcilarin bugunku milliyetci / ulusalci donusleri ayri ..

    ozetle olmamis bu yaziniz ..

    sizin yazilarinizi takip etmeye calisan bi okur olarak yazdim

    saygilar

  2. Turk Kurt ayrimi buyuk oranda suni bir ayrim pratik hayatta. Bundan kastim insanlar kendilerini istedikleri gibi tanimlamasin, istedikleri dilde konusamasin degil. Kasteddigim, gunluk hayatta karsinizdaki Turk y ada Kurt fark etmiyor. Bakkla gidiyorsunuz, bir ekmek istiyorsunuz, koken v.s. yok bunun icinde, en azindan Turkiye’deki Turk ve Kurt etnisiteleri dusunuldugunde.

    Bu is aslinda zannedilenden daha kolay cozulebilir, cozulebilirdi. Her gecen sene cozumu daha zorlastiriyor aslinda.

CEVAP VER