Veysi Dündar “Jupiter’s Moon” filmini sizin için izledi: Çevremize Yatay Olduğumuzun Filmi

0

‘Beyaz Tanrı’ filminden bildiğimiz Kornél Mundruczó’nun yönettiği ve senaryosunu Kata Wéber ile birlikte kaleme yazdıkları Jupiter’s Moon yani Jüpiter’in Uydusu…

Macar yapımı filmin türü drama. Filmin süresi 100 dakika. 

Sıradışı ve cesur bir film. Farkındalık yaratıyor. Şüphesiz bu yılın en sürprizli filmlerinden biri. İzleyenlerin bütün duygularını kaşıyor. Deli işi bir öykü barındırıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Merab Ninidze, György Cserhalmi ve Mónika Balsai yer alıyor. 

Film, bin bir zorlukla Suriye’den kaçmaya çalışan göçmenlerin hikayesini konu ediniyor. Göçerlere ve göçmenlere bakışa yeni bir çerçeve kazandırıyor. Daha önce benzerini ben hiç izlemedim. Yönetmen bu festivallik filmi ile yakında Hollywood’da boy gösterecektir. 

Başrolümüz Aryan ve babası Suriye’den gelen göçmenlerdir. Botla Avrupa’ya kaçmaya çalışırlar. Macaristan sınırına varırlar. Burada öldürülmeleri emrini almışçasına bekleyen ırkçı Macar polisi ile karşılaşırlar. Çıkan karmaşa, çatışmaya dönüyor ve Aryan ırkçı bir polisin mermilerine hedef oluyor.

Korku ve dehşet içinde, son nefesini vermeye hazırlanan Aryan mucizevi bir şekilde hayatta kalıyor.

Aryan, bir yandan geçmişiyle hesaplaşırken bir yandan da burada hayatta kalmaya çalışacaktır.

Ölümün kıyısına kadar gelen Aryan mucizevi bir şekilde süper güçler kazanır. İçine girmiş olduğu yeni dünyaya alışmaya çalışan Aryan, tanıştığı ahlaksız bir doktorla kendisini farklı maceralar içerisinde bulur.

Kullanılan metafor aslında suçsuz ve göçmek zorunda bırakılan bu insanların yaşadığı zorlukları dile getirmek için, uçan bir insan şeklinde resmedilmekte. Güzel, saf bir sembolize şekli. 

Zira; filmin özelinde şöyle demek isteniyor:

“Geçmişin yaralarından kaçabileceğiniz güvenli bir tek yer yoktur.

Ve gökyüzü yeryüzünden kat be kat daha güvenlidir.

Dolayısıyla yeryüzünde yaşamanıza izin verilmiyorsa, gökyüzüne göçmeniz, orada olmanız istenmektedir.” 

Gerçekten de mültecilerin özelinde farkında olmadığımız bir süreçle yüz yüzeyiz. Ve hakikaten acınası, üzülünesi, kahredici bir yaşamları var. Her insanın başına gelebilecek bu hali maalesef anlayamıyor ve hissedemiyoruz. Onları görmezden geliyoruz. Sorsanız, aslında hiç biri ülkesini terk etmek istememiştir.

“Kendi çevremizde yatay yaşıyoruz.”

İKSV filmekimi festivalindeki bu filmi izleyebilmeniz için daha 2 gün var. Denk getiremezseniz, internet üzerinden izlemenizi tavsiye ediyorum. Filmdeki gerçek kesitler, mültecilere bakışınızı, hislerinizi ve düşüncelerinizi değiştirecektir.

CEVAP VER