Veysi Dündar ‘Öteki/ler’ oyununu izledi, yazarı ve oyuncularıyla söyleşti: “Dünya rengarenk güzel”

0

Türkiye’nin toplum renkliliği açısından en dikkat çekici ilçelerinden Avcılar’da Kültür -Sanat faaliyetlerinin yoğunluğu ve niteliği nicedir dikkatimi celbediyordu. Fakat iş yoğunluğu ve yurt içi seyahatlerimden ötürü bir türlü katılamadığım bu etkinliklere, en son Avcılar Belediyesi etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Öteki” adlı tiyatro oyununa aldığım davete icabet etmek suretiyle tanık oldum.

Arkadaşlarım milletvekili Hüda Kaya ve Ovacık’ın Yoldaş ve Kardeş Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ile gazeteci arkadaşların da ilgi gösterdikleri oyun öncesinde Avcılar Belediyesi’nin doktor başkanı Handan Toprak Benli Hanımefendinin, Barış Manço Kültür Merkezindeki çalışma odasında çok keyifli ve verimli bir sohbet gerçekleştirdik.

Hakkında ve çalışmaları ile ilgili epeyce bilgim olan Başkan Handan Hanımı sohbeti vesile ile bir de yakından tanıma imkanı buldum. Kendisiyle ilgili gerçekleştirdiğimiz söyleyişiyi de kısa sürede sizlerle paylaşmış olacağım.

Başkanın mütevazı bir çerçevede bahsettiği çalışmalarının temelinde “önce insan” düsturunun olduğunu takdirle müşahede ettim.

Ardından konusu itibariyle dikkatimi çeken oyunu dostlarla birlikte seyrettik.

Çıkışta nitelikli bir kitle ile oyunun hem tiyatral hem de içerik açısından kritiğini yaptık. Oyunun verdiği mesajları itibariyle gündeme getirilmesini gerekli gördüğümden bir de söyleşi yaptım senarist ve oyuncu Cemal Uçarman ve Tülay Yıldırım Ede ile.
İstifadelerinize sunuyorum…

Oyunun yazarı Cemal Uçarman’a göre Türkiye ve ötekileri…
Veysi Dündar (VD): Neden “Öteki”?

Cemal Uçarman (CU): Aslında bu binlerce yıldır bu toplumda yaşanıyor ve binlerce yıldır insanlar birbirlerini ötekileştirdikleri için bu sancılar yaşanıyor. Birbirinin ötekisi olmaktan kaynaklı önyargılar ve o önyargıların doğurduğu kişisel ve toplumsal sancılar mevcut. Ben buna parmak basmak istedim. Çünkü bu toplum ötekileştirmeyi seviyor ama bunun acılarını hep beraber yaşıyoruz. Bunu kırmak istedim. Kimsenin cesaret edemediği, birbirini ötekileştirmiş Kürt/Türk/Alevi/Sünni ve başka ötekilerin meselesini anlatmak istedim. Birbirimizin ötekileri bizleriz, farkında değiliz sadece.

VD: Oyunu nereden esinlenip yazdınız?

CU: Alevi bir televizyon kanalında türbanlı bir kadın olan Tülay Yıldırım Ede’nin insanların niye birbirini ötekileştirdiği konusunda güzel bir konuşması vardı. Bu çok keyif verici ve önemliydi. Oyunu yazmam bu programdan esinlenerek başladı. Herkesin, özellikle siyasilerin büyük laflar söyleyip ötekileştirme konusunda kimsenin elini taşın altına sokmadığı bir konuydu bu. Elbette istisnalar dışında. Çünkü tehlikeli bir alandı. Ötekiyi anlatmak, berikinden azar işitmeyi ya da laf duymayı da göze almaktı ama birileri yapmalıydı.

Ben de düşündüm, biz aslında birbirimizin öteki bizleriyiz. Bunun anlatılması gerekiyordu ve ben tiyatrocu olduğum için, bunu tiyatro ile anlatabilirdim. Çok keyif aldım. Çok doğru bir şey yaptığımı oyun sonrasında da gördüm zaten. Eleştirilebileceğimizi, övülebileceğimizi, yerilebileceğimizi biliyorduk ama biz kararlıydık. Çok uzun bir zaman uğraştık, çalıştık. 4 ay süren bir çalışma ile seyircinin karşısına çıktık. O yüzden çok mutluyum.

VD: Oyunun amacı nedir?

CU: Dediğim gibi, neden birbirini öteki yapıyor ve niye öteki yaptığının sorusunu sormuyor insanlar. Bütün anatomik, kültürel ortaklıklara rağmen niye birbirinin ötekisi olunuyor; bunun sorgulanması gerekiyor. Amacım; herkesin, tüm ötekilerin kendi sorularını sorabilmesi, onlara felsefi/sosyolojik/yaşamsal şeylerin sorularını sordurmak. Öteki olmadıklarını, aslında birbirinin aynısı olduklarını görmelerini istedim. Yani şunu düşünün: fabrikada çalışıyorsunuz. Koşullar iyiyse oradaki Kürde, Türke, Aleviye, Sünniye de iyi. Kötüyse, bunların hepsine kötü.

Bir Türk neden Kürdün öteki olduğunu ya da bir Kürd neden Türkün öteki olduğunu sormak zorunda. Keza tüm ırklar dahil buna. Alevi, Sünni ya da farklı inançtaki kesimler için de bu geçerli. Herkes empati yapmak zorunda. Vermek istediğim mesaj aslında bu.

VD: Türkiye’deki ötekilere ve ötekileştirmeye dair neler söyleyebilirsiniz?

CU: Ekonomik olarak duvarların yıkıldığı global dünyada ve teknolojik olarak bugün dünyanın öbür ucuna gidebileceğiniz bir dünyada hala öteki olmak ve ötekileştirmek inanılmaz derecede anlamsız ve trajik. İnsanların sadece birbirlerine dokunmaları, tanımaları, emek harcamaları yeterli. Severek, anlayarak dokunduğun zaman aslında kendisini görüyor insan. Aynaya bakmak gibi bir şey. Bizim amacımız da, herkesin aynaya bakmasını sağlamaktı zaten. Bunu da başardığımızı düşünüyorum. Dediğim gibi bütün hikaye, herkes kendi sorusunu sorsun. Niye diğeri benim için öteki?

Oyuncu Tülay Yıldırım Ede’ye göre Türkiye ve ötekileri…
VD: Sizin “Öteki” oyunu ile kesişmeniz nasıl oldu?

Tülay Yıldırım Ede (TYE): Öteki oyunu, benim Alevi bir TV kanalında konuk olmam ve Cemal Uçarman’ın buradan yola çıkarak oyunu kaleme almasıyla başladı. Yıllardır zaten tüm ötekiler, mazlumlar, mağdurlar için verdiğim bir mücadele söz konusuydu. Ki programda da buna çokça yer vermiştim. Haliyle merkezimde insan ve insanlar için mücadele olduğu için, yolum da Cemal Uçarman ve Öteki oyunu ile kesişti.

VD: Oyunda Kürt bir kadını canlandırıyorsunuz ve Sünni olmanıza rağmen Alevi/solcu bir adamla evlisiniz oyunda. Tepkiler konusunda neler söyleyebilirsiniz?

TYE: Biz her türlü tepkiyi göze alarak çıktık bu yola. Türkiye mantığıyla iki zıt kutbu birleştirdik. Ötekilere değinmenin en güzel ve doğru yoluydu bu aslında. İmkansız gibi gözüken bir şeyin olabileceğini, önyargıların kırılabileceğini, her şeyin birbirimizi anlama noktasından geçtiğini göstermek istedik. Oyun sonrasında çok güzel yorumlar aldık her kesimden. Elbette eleştirenler, yerenler de olacaktır. Ancak biz her türlü tepkiye hazır olarak bu oyuna başımızı koyduk. Bir insanın bile önyargısını kırabilsek ne mutlu bize ve en büyük kazanç da budur bizler için.

VD: Oyunun mesajı nedir?

TYE: Cemal hocamın da dediği gibi, biz aslında birbirimizin öteki aynısıyız. Yok birbirimizden farkımız. İnsan tanımadığı, bilmediği şeyden korkar ve ona karşı kalkan oluşturur. Sorun birbirimizi tanımamakta, yüreklerimize dokunmamakta. Birbirimizi tanısak, anlayarak baksak, tüm sorunlar çözülecek aslında.
Irkları biz seçmiyoruz.
Bu bizlere doğuştan gelen bir özellik.
İnsanın seçmediği ve doğuştan sahip olduğu bir ırktan dolayı ötekiler kervanına dahil edilmesinin neresi insani?
İnançlar ise kişinin şahsi seçimine kalmış bir tercih.
Peki bir inanca sahip olmak, nasıl olur da başka inançtan olan kişilere zulmetme hakkı verir insana?
İşte bunların ve fazlasının sorgulanması gerekiyor. Dünya sadece tek renkle mi güzel olur, yoksa rengarenk olunca mı?
Aynaya bakalım ve bu soruyu soralım kendimize.

VD: Ötekiler, mazlumlar için mücadele ettiğinizden bahsettiniz. Bunu biraz açabilir misiniz?

TYE: Mücadelemin yelpazesi oldukça geniş bu noktada. Afrikalı mülteciler, Suriyeli mülteciler, sokak çocukları, evsizler, zorla fuhuş yaptırılan kadınlar, ırkından dolayı ötelenenler, keza inancından ötürü ötekileştirilenler ve daha bir çok kesim söz konusu. Gerek maddi, gerekse manevi anlamda bunlar için mücadele veriyorum. “Öteki” oyununda yer almam, işte tam da bundan dolayıdır. Ki ben de birilerinin ötekisiyim. Haliyle ötekiler için zaten mücadelenin içinde olunca, bu oyunda yer almak da benim için bir mücadele biçimi oldu. Bu şekilde de sesimizi duyurabileceğimizi gördüm.
Ki sanat, yaralara parmak basmanın ve insanlara mesaj vermenin en güzel yollarından biri.

VD: Son olarak ‘Öteki’ye dair neler söyleyebilirsiniz?

TYE: Kimse birbirinden üstün değil.
Hiçbir ırk başka bir ırkın efendisi ya da kölesi olamaz. Keza inançlar da aynı şekilde.
Güç sahibi olmak veya çoğunluğu elde tutmak, beraberinde azınlığı ya da güçsüzü ezme hakkını vermez insana.
Her şey birbirimizi tanımaktan ve güce tapmamaktan geçiyor.
Biz, birlikte güzel oluruz.
Ayrışarak ve ötekileştirip zulmederek varacağımız nokta, sadece acı ve zulüm olur.
Doğa, insan, hayvan hepsi bir bütün.
Bütünden koparılan parçaların getirisi güzellik değil, adaletsizlik/zulüm/eşitsizlik/yalnızlık/keder olur.

 

CEVAP VER