Veysi Dündar’dan Haftasonu Ocakbaşı (17 – 23 Aralık 2018)

0

HAFTANIN MOTORİZE OCAĞI

1960 anayasasını yapanlar meclis denetimini güçlendirmek için kurdukları Senato’nun artık kartvizitlere prestij emaresi olarak yazıldığını görseler ne hissederlerdi acaba? Eski Türkiye’den yeni Türkiye’ye dönüşümde eksik olan şeyler bayağı çoğalmış durumda.

HAFTANIN SEKÜLARİST OCAĞI

Din dersi için her tür seçenek varken din dersi almamak için de seçenek olmalı. Dünyada 4200 çeşit din var. Birileri Milli Eğitimi eğitmek için işe başlasa iyi olacak.

HAFTANIN ANTİ-ÜLKÜ OCAĞI

Ülkü gibi bir kavramı şaire saldırı ile yan yana hayal edenlerin üniversitede efelik yaparak kendilerini göstermesi için ne söyleyebiliriz? Islah mümkün mü acaba?

HAFTANIN VATANSEVERLİK OCAĞI

Patriot, “vatansever” demektir. Kökeni Amerikan Bağımsızlık Savaşıdır. Patriotları 3.5 milyar dolara Türkiye’ye satma fikri herkesin hoşuna gitti ama, belli ki, “Siyaset” “Savaşın” farklı araçlarla devamı olduğu gibi “Savaş” da “Ticaretin” farklı araçlarla devamı.

HAFTANIN NARENCİYE OCAĞI

Kabukları yere atılmamak kaydı ile gayet makul bir eylem. Ama yine de pek de barışçıl değil. “Biz adamı yeriz” zekası var. İyi ki soyadı kereste değilmiş.

HAFTANIN HAMASET OCAĞI 

İşsizlik fonundan sermaye almamış gibi çek. Mehmet Şimşek yapısal reform yapmış gibi çek. Ali Babacan kadar ihtiyatlı olarak çek. Kamu Bankası oluyorsa Kamu Bakkalı da olsun gibi çek. “Bana sağcılar piyasa ekonomisini savunuyor, dedirtemezsin” gibi çek.

HAFTANIN BULUŞ OCAĞI

Türkiye bütçesinin önemli bir kısmını tüketen kurumdan devrim niteliğinde bir açıklama. Tam da bilmediğimiz yerden.

HAFTANIN DANIŞMA OCAĞI

Gazetede yazmanız gazeteci olmanızı gerektirmez. Gazetede yazılacaksa bizim gazetemizde yazın. Yoksa!

HAFTANIN DEĞİŞMEZ UTANÇ OCAĞI

Eski Türkiye’de yamyam diyenleri topa tutarlardı. Yeni Türkiye’de gazeteciye sayıyorlar.

HAFTANIN ANTİ SEMİTİST OCAĞI

Aydın Ünal bir zamanlar metin yazıyordu. Kendisi için yazdığı metin gayet mebzul çıktı. Islahatı mümkün değil.

HAFTANIN ÇELİŞKİ OCAĞI

Fakirlere daha çok yardım yapıp fakirleri azalttığını savunan AKP’li bakana ne diyelim? Hiç bir şey mi?

HAFTANIN SÖNEN OCAĞI

Filistin’in Türkiye’de başkonsolosunun ölüm haberini okurken, 1979’dan 1994’e kadar FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü’nün) Ankara temsilcisi olduğunu öğrendim. Zamanında bu örgütte eğitim gören Türkiye’li Solcu ve devrimcilere reva görülen eza, cefa ve darağaçları aklıma düştü. 1979’da 21 yaşında FKÖ’yü temsil için ülkemize gelen El Katib’in o günlerden bugüne uzanan hikayesinde ülkemizin kırılan devrimcilerine de yer olsa gerek. Allah rahmetiyle muamele etsin.

OCAKTA HAFTANIN CÜMLESİ: “BİZİM KÜLTÜRÜMÜZDE YOK” 

Tayyip Erdoğan önce, ödül töreninde sonra Necip Fazıl gecesinde mütehakkim dille sanata, kültüre dair sınırları çizdi, teğelleri attı, kutuları kapattı. Tanıl Bora’nın faydalı eserinden alıntımız ise şu şekilde:

“Bu “kültürümüzde yok”- “kültürümüzde var” teftişi, “kültür”ü bir “genetik kod” olarak, fıtrat olarak, kader olarak sabitliyor. Ahlâk olarak ve ahlâkın nihâî ölçüsü olarak sabitliyor. Başkanlık sisteminden deve güreşine, hoşgörüden zombiye, cinsiyet ayrımcılığından yörük bastonuna, vakıf idaresinden köçekliğe, her ahkâmı “kültürümüz”deki sicil kaydı kontrolüne bağlayan bir zihniyet bu. Ne istiyoruz? Doğrusu nedir? Ne yapmalı, nasıl davranmalıyız? sorularının safiyetini, ‘samimiyetini’, hukukunu iğfal eden bir zihniyet – yoksa “kültür” mü demeliydik?”

OCAKTA HAFTANIN KİTABI

Amin Maalouf’u herkes bilir ama yine de kitaplarını hatırlamakta fayda var. Romanlarının hoşluğundan ayrı dünyanın ahvaline dair söyledikleri de mühimdi. Birkaç sene önce çıkan ‘Çivisi Çıkmış Dünya’ geçerliğini hala koruyor. Kitaptan Atatürk’e dair alıntının son cümlesi:
“Siyasette, dinin kendisi bir amaç değildir, düşüncelerden biridir yalnızca; meşruiyet en inançlı olana değil, mücadelesi halkınkiyle aynı olana verilir.”

 

 

OCAKTA HAFTANIN FİLMİ

AKP farkında değil belki ama özellikle kültür, basın, siyaset, iktisat alanındaki hamle ve söylemler ülkede soğuk savaş benzeri bir kamplaşmayı, biz ve onlar bölünmesini teşvik ediyor. Soğuk savaşın propaganda makinaları işliyor, yargının halleri biz ve onlar arasındaki ayrımı körüklüyor. Burada söylem sağcı da olsa uygulama da neredeyse Sovyetik haller göz önüne geliyor. Hele ki partinin geçmiş kadrolarına gösterilen muamele nasıl olacak bu işler tadında. Geçen hafta soğuk savaşın Almanya’dan görünümüne dair film hatırlamıştık. Bu defaki filmimiz Amerikan propagandası cenahında: Rocky IV. Hatırlamak iyidir. Aklı selim tutar.

 

OCAKTA HAFTANIN BEYOĞLU MEKANI

Tünel’de ve hemen Tünelin karşısında Tünel geçidinin içi de kenarı da gayet güzel ve estetik mekanlarla doludur. Bunlardan biri de Türkiye’nin en özgün işletmelerinden Midpoint restaurantının markası olan Welldone. Tünel meydanına bakarak geçmişin hayallerini kurabileceğiniz bu güzel mekanda hiçbir zaman hayal kırıklığına uğramazsınız.

OCAKTA HAFTANIN İSTANBUL KÖŞESİ

Haftalardır Anadolu yakasında dolaşmaktayız. Madem öyle vapura binip Haliç’e uzanmanın vakti gelmiştir. Balat iskelesinde inip önce biraz sahilde dolaşıp akabinde mahallenin içlerine yolculukta fayda var. Malum Hristiyan kardeşlerimizin kutsi günlerindeyiz. Balat Osmanlı’nın çok kültürlü günlerinden bize miras kalan ender güzelliklerden. Patrikhane de yanındaki Ayazma Kilisesi de Moğolların Meryemi de (Kırmızı Kilise) ilk akla gelenler. Balat, hele ki azıcık da ışık varsa, her daim seyre, geziye değer.

OCAKTA HAFTANIN MÜZİĞİ

Noel günlerindeyiz. Allah Hristiyan kardeşlerimize Noeller nasip etsin. Bu vesile ile Noel Oratoryosu dinlemenin zamanıdır.

Coşkuyla ve tabii ki Bach’tan:

CEVAP VER