Veysi Dündar’dan Haftasonu Ocakbaşı (20-26 Mayıs 2019)

0

BÖLÜK PÖRÇÜK OCAKBAŞI:

Türkiye neresidir? Türkiye faiz lobisine cevaben banka kurulan ülkedir.

Kamuda çalışmıyorsanız emin insan, güvenilir vatandaş değilsiniz. Biri size “yeter söz milletindir” derse kafasına terlik atabilirsiniz.

Şimdi içişleri deyince benim aklıma içerdeki işler geliyor ama yine de emin olamıyorum.

Bence Anayasamıza 1984 romanını direk madde olarak koyalım. Bunca çarpıtmaya daha uygun bir metin olamaz.

İstanbul’dan Ankara’ya en kısa yol Bulgaristan üzerinden derlerse şaşırmayın.

Dış güçlere kurşun kalem yerine renkli pastel boya versek olmuyor mu ?

Eskimo ile Bilim Adamı kutupta geziyormuş. Bilim Adamı “kaybolduk” demiş. Eskimo “kaybolmadık buradayız” demiş.

Vallah yazmıştım. Ama seçmen okumaz demiştim.

Ağır sıklet boksör tüy sikleti dövüp bir de şikayet ederse buna İstanbul’da seçim var da diyebilrsiniz.

A-Spor zaten spor değil demek. Uğur hocam kayıpta değilsin.

Alişan’ı Türkiye tanıyor. Normal.

“Zihniyete teslim etmeyin” diyor. Bence bundan sonra seçime gerek yok. Onun yerine satranç oynayalım.

Yenilince aklına mahkeme gelenler parmak kaldırsın.

100 yaşında bile ağaç dikmek diye buna derim.

Sağcı iktidarın serbest piyasayla imtihanı. Özal mezarında ters dönüyor.

Beka için katlanacak Manisa. Bir İstanbul değil tabii.

Demokrasi Almanca’da ne demek? Neyse çevrilmiş Türkçe’ye…

OCAĞI SÖNEN:

Yavuz Özkan üstadı genç sayılacak yaşta sonsuza uğurladık. Onun az ve öz işleri bu ülke için her zaman değerini koruyacak. Ülkede demokrasi umudunun yeşermesi için gösterdiği çaba, ceberut devletin 80 öncesi versiyonu ile yaptığı mücadele, Emek sineması sinema iken Maden filmine gala yapmaktı. Bugün artık Türkiye’de seçimler dahi halkın iradesini tahakkuk için kifayet etmiyor. Kayyumlar ve seçim tekrarları ile demokrasi bükülüyor. Yavuz Özkan Türk sinema tarihinin bir emekçisi olarak altın karmada yerini aldı. Allah rahmet etsin.

HAFTANIN SÖZÜ:

Mehmet Göksu “Oyun Büyük” dedi. Ahmet Hakan “oyna devam” dedi. Aslında Göksu meşhur “Manidar” sözüne atıf yapıyordu. Tek sözde dünyaları anlatmanın derdi idi bu. Olay manidardı.

Tanıl Bora’nın dilinden;
“Ma’nidâr, Farsçadan geliyor. Dümdüz çevirisiyle: ‘anlam sahibi’, yani anlamlı. Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca Sözlüğü’nde “bir şeye delâlet eden, bir şey demek isteyen,” diye açıklanıyor. Ötüken Osmanlı Türkçesi Sözlüğü’ne göre: “Bir anlam taşıyan; bir şey ima edercesine; gizli ve ince bir anlam taşıyan,” demektir. Yani, anlamdan öte, bir imâ, bir nevi gizli ‘işaret’ veya alâmet manâsı var manidar’da…”
Bunu bir Ahmet Hakan anlamadı ya orası manidar.

HAFTANIN FİLMİ:

Bir Yavuz Özkan filmi: Maden.
Emile Zola klasiği Germinal’de resmedilen hikaye bizim ve onların hikayesidir. Bu hikaye belki de en güzel Yavuz Özkan filmi olarak yerini almıştır Türk sinema tarihinde:
“Kapkara upuzun tünel. Sonra acı bir siren sesi. Kara tünellerden ışığa taşınan işçi bedenleri. Yas evi.”

Maden filmi azıcık da olsa bir duyarlık yaratsa Soma’da 301 insan ölür müydü? Türkiye pahalı hayatların ucuz ölümlerin ülkesi.
İşin fıtratında diyenler 10 yıllardır iktidarın başında ve gitmeyi de bilmiyor.
Ülke koca bir madene mi döndü yoksa ?

HAFTANIN KİTABI :

Sessiz sedasız ülkede askerlik sistemi değişiyor. Tartışıldı mı? Konuşuldu mu? Bence hayır. Biz yaptık oldu diyenler sosyoloji, tarih ve bir çok disipline dair kendilerini yeniden kontrol etseler iyi olacak. Twitterda da yoğun biçimde takip ettiğim A. Sefa Özkaya‘nın kitabı bu açıdan değerli. 15 Temmuz travması da bu kadar taze iken kodlarla bu kadar oynamak üzerine de kafa yormak gerekmez mi?

 

OCAKTA HAFTANIN BEYOĞLU MEKANI :

Beyoğlu’nda kitapçılardaki gezintimizin bu seferki durağı Encore Kitap. Zizek’ten yaptığı çevirilerle adını duyuran kitabevi aynı zamanda bir buluşma noktası kitap severler için. Kültüre ayrılan kaynak ve zamanın giderek azaldığı günlerde Encore’a ayıracağınız vakte pişman olmazsınız.

HAFTANIN İSTANBUL MEKANI :

İstanbul seçimlerini iptal ettirecek bir siyasi iktidarı hayal edemezdik. Seçimleri CHP İmamoğlu kazanacak AKP iptal ettirecek. Bu gerçekten de az rastlanan bir çılgın proje gibi görünüyor. AKP’nin çılgın kanal projesi bile bunun yanında daha masum duruyor. İstanbul’da halk iradesine karşı durmayı meşruiyet çizgisinde savunmak da bir beceri. AKP’nin temeli olmasa da üst yapısı sağlam duruyor. Yine de ben demokratik seçimlerden yanayım. Benim için haftanın mekanı İstanbul’da Bağdat Caddesi. İstanbul’un tartışmasız en güzel caddesi. Burada insanlar %82 İmamoğlu’na oy verdiler. Ve YSK bunu yok saydı. Bu unutulmayacak bir tutum olarak tarihte yerini aldı. Bağdat Caddesi ahalisine yapılan bu muamele tarihe ağır bir mesuliyet yükledi.

HAFTANIN MÜZİĞİ :

Ahmet Hakan’ın Mehmet Tevfik Göksu üzerinden Ekrem İmamoğlu’na açtığı cephe klasik tarih istismarı faslının basit bilirbilmezliğinin güncel örneği oldu. Türk sağının yapabildiği en klasik propaganda yöntemi olup tarihi yedeklemenin en banal örneklerinden birini anlamayacak kadar saf olmayanlar için değil ama naiflikten vaz geçmeyenler için Ege’nin aynı suyunun iki kenarında huzur arayanlara gelsin.

CEVAP VER