Yaz Saati Uygulamasının Etkileri

0
1990 yılında İzmir'de doğdu. Lisans ve yüksek lisansını ekonomi alanında Sabancı Üniversitesi'nde tamamladı. Şu anda UPenn'de doktora çalışmasına devam etmektedir.

En sonunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yaz-kış saati uygulamasına son verdi. Bundan sonra Türkiye’de saatleri geri almayacağız ve böylece yıl boyunca 3. saat diliminde olacağız.

Kış saatini kaldırma düşüncesi yeni değil, bir kaç yıl önce de bununla ilgili bir girişim olmuş fakat nedense hayata geçirilmemişti. Eylül aynın başında ise biraz ani şekilde bir anda kış saati uygulmasının kaldırıldığını öğrendik.

Yaz saati uygulamasının etkileri tartışmalı bir konu. Amacı basit, yazın güneş daha erken doğduğu için saatleri bir saat ileri alınarak güneş enerjisinden daha fazla yararlanıp evlerde elektrik tasarrufu sağlamak. Yani gerçek saat kış saati (standart saat), kış saatini iptal ederek normal olandan sapmış olduk. Yaz saati uygulaması ilk olarak 1784 yılında, bir gün uykusu tutmayıp erken uyanan ve odasının aydınlık olmasına şaşıran, Benjamin Franklin tarafından önerilmiş. Tabii onun önerisi saatleri değiştirmekten ziyade bir şekilde insanları bir saat daha erken uyandırmak, gerekirse kilise çanlarını çaldırarak, gerekirse de top atışları ile. Böylece insanlar güne erken başlayıp akşamları erken yatıp boşuna mum israf etmezler. Sanıyorum devletlerin bunu ilk uygulaması birinci dünya savaşını buluyor. Bugün ise gün boyu çalışan klimalar, elektrikli aletler sayesinde saatlerle oynamanın bir etkisi kaldı mı tartışma konusu.

yazsaat_3.png

Yukarıdaki grafik Enerji Bakanlığının 2013 yılı Enerji Raporundan. Görüldüğü üzere doğalgazdan sonra en fazla tüketilen enerji elektrik, yaklaşık dörtte biri. Aynı yılın TÜİK verilerine göre ise meskenlerde tüketilen elektrik enerjisinin toplam tüketilen elektrik enerjisi içerisindeki payı %22,7. İşte yaz saati ile hedeflenen bu tüketimde azaltma sağlamak, yani evlerde kullanılan enerji miktarını azaltmak.

Yukarıdaki grafik Kocalar ve Toros’un Avrupa Bilim ve Teknoloji Dergisinde 2014 yılında yayınlanan makalesinden alındı. Grafik İzmir’in aydınlanma süresini gösteriyor. Mesai saatlerinin 8:00-17:00 veya 9:00-18:00 olduğu düşünüldüğünde mesai saatleri yılın her zamanı güneşli zamanda oluyor. Bu grafiği doğu illeri için de çizdiğimizde bu değişmiyor. Dolayısı ile yıl boyu yaz saati uygulamasına geçildiğinde güneşten daha çok yararlanacağa benziyoruz. Ama buradaki sıkıntı kış aylarında güneşin geç doğması. İnsanlar sabah uyandıklarında hava hala karanlık olacak.

Çoğu araştırma yaz saati uygulamasının etkisine bakıyor, yani sorduğu soru saatleri bir saat ileri almasaydık enerji tüketimi ne olacaktı? Aries ve Newsham’ın (2008) yaptığıliteratür taramasına göre bulgular karışık. Bir kısım araştırma evlerde elektrikle aydınlanmada %0.5-2 arasında bir düşüş bulurken, bazı çalışmalar da hiç bir etki bulmamış. Yazarların dikkat çektiği nokta çoğu araştırmanın eskiden yapıldığı, yani insanların evdeki elektrik kullanımları daha farklı iken yapıldıkları için, bugünü yansıttıkları söylenemez. Dolayısı ile pozitif etkinin de bugün için geçerli olduğunu bilmiyoruz. Kaldı ki bizim yaptığımız tam tersi, yani yaz saati uygulamasını kaldırsaydık bu çalışmalar bize daha yararlı olabilirdi, ama bizim sormamız gereken kış saatini kaldırdığımızda ne oluyor.

Türkiye üzerine yapılan pek bir çalışma bulamadım. Daha önce bahsettiğim Kocalar ve Toros bu soruya cevap arıyor, yaz saatini kaldırmak ve kış saatini kaldırmak alternatiflerinden kış saatini kaldırıp yıl boyu yaz saati (yani şu anda uygulanmaya başlanan) alternatifi öneriyor. Nedeni bu sayede mesai saatleri gün içerisinde kalmış olacak. Eğer yaz saatini meskenlerdeki tüketim için yapıyorsak bu çok bir anlam ifade etmiyor, kaldı ki sanayide kullanılan enerjinin güneş ışığı ile alakasının pek yüksek olmadığını düşünüyorum. Etki resmi dairelerden ve serbest meslek sahibi insanların ofislerinden gelebilir, ama baktığım makalelerde yaz saati uygulamasının hedefi olarak bu kesimi araştıranı pek göremedim. İkincil olarak da yaptıkları hesaplamayı pek anlamadım.

Şu an uygulanan sistem ile Türkiye’nin batı illerinde toplam 6.652 saat mesai, güneş doğmadan veya güneş battıktan sonra devam etmektedir. Bu ise toplamda 277 gün gibi çok yüksek bir sayı ile gün ışığından faydalanmadan mesai yapmak anlamına gelmektedir. … GMT+3 (sürekli yaz saati) kullanıldığında ise batı illerimizde (26°-37° doğu boylamları) sadece 1.085 saat mesai, gün ışığından faydalanamadan yapılacaktır. Bu değer 45 güne eşit gelmektedir.

Yukarıdaki alıntıdaki hesap nedir pek çözemedim. Saati bir saat kaydırarak nasıl 200 günlük mesai elde ettiğimizi anlayamıyorum, buradaki mesai saatinden kasıt nedir? 277 gün güneşsiz mesai yapıyormuşuz, yılda 365 gün olduğuna göre sadece yüz gün güneşli mesai yapıyoruz demek oluyor. Yani mesainin üçte ikisi karanlıkta geçiyor olması gerekiyor. Buradaki hesabı pek mantıklı bulmadığım için bunu bırakıyorum.

İkinci bir çalışma ise Servet Karasu (2010) tarafından yapılmış. Karasu yaptığı simulasyonlar sonucu çeşitli senaryoları karşılaştırıyor: sürekli yaz saati, sürekli GMT+2.5 saat dilimini kullanmak, GMT+2.5 saat dilmini kullanıp yaz saatini uygulamak, GMT+3 ve +4 saat dilimlerini kullanmak ve eski sistem. Vardığı sonuç saatleri sürekli olarak yarım saat ileri almak (GMT+2.5) ve yaz saati uygulamasını da kullanmak. Bunun bize %0.7 oranında tasarruf sağlatacağını iddia ediyor. Sürekli yaz saati uygulamasının sorunu: batı illerinin karanlıkta güne başlaması.

Bunların dışında akademik çalışma bulamadım, TUBİTAK veri tabanı da Google da başka bir sonuç çıkarmadı karşıma. Ama gazete haberlerinde Bakanlığın İTÜ tarafından hazırlanmış bir raporu baz aldığı söyleniyor. Bu raporu bulamadım, ama üniversitenin sitesinde bununla ilgili bir haber var: “İTÜ, Tasarruf eden ve Daha Mutlu Bir Türkiye İçin Saatleri Sabitledi“. Yapılan araştırmaya göre sürekli yaz saati uygulaması ile birlikte kış aylarında %8.52 seviyesinde tasarrufa yol açacağını iddia ediyor. Buna iddia diyorum, birincisi yüzde sekiz oranı çok yüksek, kendilerinin belirtmesi ile Konya’nın yıllık tüketimi kadar. İkincisi kış saati uygulamasının en büyük sorunun elektrik fiyatının en yüksek olduğu 17:00-22:00 saatleri arasında elektrip talebini arttırması olarak görmek. Buradaki tasarruf elektrik kullanımı üzerinden mi yoksa elektriğe harcanan para üzerinden mi? İkincisi ise tasarrufu TL üzerinden mi hesaplıyoruz, MW üzerinden mi hesaplıyoruz? Çünkü insanların sabah karanlıkta kalkacakları problemi Habertürk televizyon kanalında kendisine sorulduğunda verdiği cevap “paunt değerleri sabah saatlerinde oluşmadığından dolayı elektrik tüketimi olsa da bir sorun oluşmayacaktır. Zaten normal tüketimin altında olduğu için o saatlerde her hangi bir problem yok.” Tam da sorun burada zaten, gözlemlerin yapıldığı zamanlar insanlar uyuyordu, dolayısı ile tüketim azdı, ama şimdi uyanık olacaklar ve talep yükselecek. Verdiği cevap rapora inanmamı zorlaştırıyor, çünkü alternatif senaryoda hesap yaparken şu an ki puant değeri kullanamazsınız. Eğer puant değeri talebin yüksek olduğu zamanı gösteriyor ise saat ayarlarını değiştirdiğinizde puant değerleri de değişecektir.

Kış saati uygulamasına karşı yapılan ikinci itiraz ise diğer ülkelerle iş yapan, ithalat-ihracat şirketleri, finans kuruluşlaırnın yaşayacağı sorunlarla ilgili. Programda bununla ilgili soruya da sıkıntılı bir cevap veriyorlar. Amerika ve Japonya’ya borsalarının örnek gösterip bunların sorun yaşamadan bu işi yapabildiklerini söyleyip Türkiye için de bundan dolayı bir sorun olmayacağını iddia ediyorlar. Çok kötü bir argüman. Burada sorulması gereken soru, eğer Amerika ve Japonya aynı saat diliminde olmayı başarabilselerdi elde edecekleri ekonomik getiri ne olacaktı? Sorun duruma adepte olmak değil, sorun bu farklılığın yol açtığı kayıp. Eğer bütün borsalar aynı saat diliminde olsaydı şu ankinden çok daha fazla kazanç elde edebileceksek, borsaların farklı saatlerde açılmasına göre hareket ediyoruz deyip bir sorun olmadığını iddia edemezsiniz. Amerika-Japonya borsası sorunlu, ama saatlerini 10 saat kaydıramayacaklarına göre buna yapabilecekleri bir şey yok.

10 dakikalık programda beni çok ikna edemediler. Raporu görmediğim için derinlemesine bir yorum yapamayacağım. Ama şu iki soruna verdikleri cevap, bana göre, cevap olmaya yakın bile değil.

Buradaki amacım kış saati uygulamasını savunmak değil. Bana göre de pek bir etkisi yok elektrik tüketimine. Hatta insanlar üzerine ters etkisi de olabilir. Sürekli yaz saati uygulayan ülke bir tek biz değiliz. Vikipedi’den alınan aşağıdaki resimde kırmızı renkler hiç yaz saati kullanmanyanları, turuncular ise eskiden kullanıp şimdi tek saat sistemi kullananları gösteriyor. Görüldüğü gibi Türkiye yalnız değil. daylightsaving-world-subdivisions

Kış saati uygulamasının elektrik tasarrufuna etkisi olmayabilir, ama başka şeylere etkisi olma ihtimali var. Sabah karanlıkta yola çıkmak, trafiğe karanlıkta katılmak gibi. Ya da insanları psikolojik olarak etkileyebilir. Rusya da bizim gibi ilk başta yıl boyu yaz saati uygulamasına geçmiş, fakat sabah hava çok geç aydınladığı için insanlar itiraz edince sürekli olarak kış saati kullanılmaya başlanmış. Bunun yanında ekonomik partnerler ile olan saat farkı başka sorunlar açabilir.

Benim buradaki derdim bu konuda doğru düzgün bir araştırma olmadan, aniden bu işe girişilmesi. Kaldı ki bir kaç yıl önce bu konu gündeme geldiğinde, Bakanlık pek ala sadece bir üniversiteye değil, bir kaç farklı kuruma bu konu üzerinde araştırma yaptırtabilirdi. Tübitak yüksek lisans öğrencilerine burs dağıtırken, bir tanesine de bu konuyu araştırması için burs verebilirdi. Umarım başka yapılacak değişikliklerde biraz daha düzgün çalışmalar elimizde olur.

CEVAP VER