FETÖ haberleri için sizlere bir tavsiyem olacak

12

FETÖ haberlerini tek tek gazetelerden veya gazetelerin internet sitelerinden takip ediyor musunuz?

Şahsen ben etmiyorum; ihtiyaç duymuyorum çünkü…

Her sabah saat 10.00 dolayında internet gazetesi OCAK’a giriyorum, neredeyse bütün gazetelerin internet sitelerine de yansıyan FETÖ ile ilgili haberlerin tümünü alt alta sıralanmış olarak orada buluyorum.

İlk günlerde Cumhuriyet ya yoktu, ya da FETÖ haberlerine gerektiği kadar önem vermiyordu; son günlerde o da var ve diğerlerinden geri de kalmıyor.

Hasan Cemal’in Devrim gazetesi günleri

Cumhuriyet ve FETÖ haberleri deyince benim zihnim hemen 12 Mart askeri müdahalesine giden yolda Doğan Avcıoğlu yönetiminde çıkarılmış haftalık ‘Devrim’ gazetesi ve onun ikinci sayfasında kocaman bir yer işgal eden ‘Gerici basında ne var, ne yok’ bölümü günlerine kayar…

Hasan Cemal hazırlardı o bölümü.

9 Mart (1971) günü için planlanan darbeyi hazırlayan kadronun kendisine verdiği ‘erkete’ görevlerinden vakit bulduğu vakitlerde… ‘Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım’ kitabında bunları tatlı tatlı anlatır Hasan Cemal

O günlerde çıkan bugünün ölçüleriyle ‘muhafazakâr’ ne kadar yayın organı varsa (Bugün gibi, Babıâli’de Sabah gibi, Vahdet gibi, Yeni İstiklâl gibi) onlarda rastladığı kendisine ters gelen ne kadar haber ve yorum varsa, Devrim’e taşırdı Hasan Cemal

Alay edilsin diye herhalde…

OCAK’ın ‘FETÖ’ haberleri o amaçla hazırlanmadığı, derdin bugünlerde gündemin ilk maddesine oturmuş bir konuda yazılıp söylenenlerin arşivini tutmak olduğu, sergilenen serinkanlılıktan derhal anlaşılıyor.

Keşke birileri Ergenekon ve Balyoz süreci sırasında da her gün gazeteleri tarayıp böyle bir sayfa yapsalardı.

Yapılsaydı, o gün fevkalâde farklı bir çizginin yargılandığı bir dava ile, onları mahkeme önüne taşıyan ve yargılayan kadroyla irtibatlı başka bir çizginin şimdiki davası arasında birliktelik ve aykırıkları karşılaştırmalı olarak daha iyi görebilirdik.

Haberlere her gün göz atarken, ilkinde —Ergenekon’da– yapılan yanlışlıklara benzer özellikleri görebiliyorum.

Orada da öyleydi, burada da gizli tanık veya itirafçı ifadelerine geniş yer veriliyor…

Ergenekon davasının görüleceği Silivri’deki yerleşke tamamlandığında gazetelerde fotoğraflı haberler dikkatimi çekmişti; bugün baktım, o yerleşkenin hemen karşısına inşa edilen yeni mahkeme salonu hemen hemen aynı gazetelerde yine aynı heyecanla yer alıyor…

Operasyonlar, tutuklamalar…

Dünkü haberler arasında bir yerlerde tutuklanmış beş kız öğrenciyle ilgili olan vardı; bugün ise İzmit’te beş kadın öğretmenin adliyeye sevk edildiğiyle ilgili olan… (4 öğretmenden 1’i tutuklanmış, 4’ü şartlı tahliye ile serbest bırakılmış…)

Gazeteler çok serinkanlı veriyorlar bu tür haberleri, yazan ve sayfaya yerleştirenlerin içlerinden “Oh olsun!” düşüncesinin geçtiğini de anlıyorsunuz; ama bilmem neden, benim içim pek kaldırmıyor…

Ergenekon davası sırasında da, çekirdek kadro genişletilip, gazeteciler, üzerlerine iftira atıldığı kolayca anlaşılan subaylar içeri alınmaya başladığında da olanı içim kaldırmamıştı benim…

Kızlar, kadınlar…

O öğrenci kızların babası, kadınların kocası yerine kendimi koyduğumda rahatsızlığım daha da artıyor…

‘Vatan, millet düşmanı’ damgası yiyorlar beraberce…

Damgayı yiyenler yana yakıla anlatıyorlar. Dayanamıyorum.

Anlattıkları ortak savunma şu: Evlerde –biraz da mecburiyetten– kalırken, “Sizlerle daha kolay iletişim kurabilmemiz için..” gerekçesiyle veya öğretmenler arası toplantılarda, ‘WhasApp grubu’ oluşturur gibi… İndirtilmiş o program…

Bir yerde buna nokta konulması gerekiyor artık. Dün “MİT ‘ByLock’ üzerine nihai çalışmasını bitirdi, bundan böyle ByLock irtibatlı gözaltı haberini daha az işiteceğiz” bilgisi duyuldu; nasıl sevindim bilemezsiniz.

Oysa bugün yine FETÖ haberleri arasında ‘ByLock’ ile ilgili olanlar vardı.

‘Mason imamı’na buyurun…

‘Mason’ biri, adam üstelik Birleşmiş Milletler’in uluslararası ihtilâflarda arabuluculuk yapmakla görevlendirdiği bir hukukçuymuş, telefonunda ‘ByLock’ programı bulunduğu için tutukluymuş…

“Benim bunlarla ne işim olabilir” dese de, derdini anlatamıyormuş… Adamın adı gazetelere ‘mason imamı’ olarak geçti.

“Nasıl yani?” sorumun cevabını da aldım: “Burkina Faso’nun eski dışişleri bakanı arkadaşımdır, o yükledi” demiş mason hukukçu Aydın Sefa Akay

Programın kimlerde bulunduğunu araştırırken, MİT, acaba başka ülkelerin devlet adamlarının adlarına da ulaşmış mıdır?

Burkina Faso’nun… Kenya’nın.. Pakistan’ın… Okulların bulunduğu 120’den fazla ülkenin…

Sadece bir merak benimki…

Giderilmesine yarayacak bir haberle karşılaşırsam bu merakımın, OCAK’ın ‘FETÖ haberleri’ bölümünde ratslayacağımdan emin olduğum için, sizlerle de mutlaka paylaşırım.

Eagle’a ve haberlerine sıra bakalım ne zaman gelecek?

§§§§

12 YORUMLAR

  1. İşte bu,sayın Koru”dan işte böyle direkt “gözüne gözüne” müşahhas yanı ağır basan yazılar bekliyoruz.
    Devamı dileğiyle teşekkürler..

  2. Ocak medya hazırlanıyor denince oh be dogru bir haber kanalı oldu hic degilse sağlam bir kanaldan haber alırız demiştim. Inanirmisiniz bütün haber kanallarında feto haberlerini okuyunca midem bulanıyor. Acaba ocak medya bu haberleri niye toplayıp yarı doğru yarı yanlış bu haberlere neden yer veriyor diye çok endişeliydim. Bugünkü açıklamalarinız endişelerimi giderdi ve Fehmi beye karşı olan duygu ve düşüncelerimin beni yaniltmadigini anladım. Evet zor günlerden geçiyoruz ama ne olur telafi si mümkün olmayan şeylere karşı sizden dik durusunuzu muhafaza etmenizi rica ediyoruz. Sizi biz böyle tanıdık çünkü.
    Büyük üstat Akif in söylediği gibi.
    “Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
    Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
    Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! “

  3. Bu konuda beklenen bir yorum Taha Kivanc’tan geldi tesekurler.
    Ocakmedya dah simdiden kalitesini belli ediyor.Basarilarinin devami dileklerimle yolunuz acik olsun.

  4. Haksız yere görevinden alınan sadece maaşı ile geçinen insanların halini düşündükçe üzülüyorum, tansiyonum yükseliyor. Böyle insanları görevden alanlar nasıl rahat uyuyabiliyorlar, bunun hesabını vicdanlarına nasıl verebiliyorlar? Bunlar tanrıya nasıl dua ediyorlar? Anlamak çok zor.

  5. Sayın Kıvanc gazeteye Seyahat da ekleyin……Reklam gelir.(mali)katkı…. için faydası olur….ve şunu arkadaşlar araştırma yapsınlar. Fc…264…..Tw..726…….(gazete) diğer ise Fc 4900….G+894…Tw…352…. sebepler nedir……

  6. Sn Taha Kıvanç, dün Fehmi Koru’nun köşe yazısı için geçtiğim yorumu, bugünki yazınızla doğrudan ilintili olduğu için biraz ilaveyle buraya da dercediyorum:Evet tabandaki ‘The Cemaat’ sempatizanı mağdurların çoğunun durumu içler acısı.Elbetteki bu ailelerin masum çocuklarının da bu mağduriyeti yaşamaları adalete sığmıyor.Ama lütfen unutmayalım, bu hareketin mensupları 17-25 Aralık’tan beri halkın meşru oyuyla seçilmiş Başbakanlarının Lahey’de (Yüce Divan’da yargılanması da onları kesmiyordu!) yargılanmasını sıradan bir temenni, hatta dua olarak pervasızca dile getiriyorlardı.Devlet denen heyyula aygıta savaş açtıklarının pekala bilincindeydiler.Bu savaşı kaybedebileceklerini ve devlet denen heyyulanın dünyanın her yerinde vicdan yoksun olduğunu, kendilerini nasıl cezalandırabileceğini, bu cezadan çoluk çocuklarının da nasibini alacaklarını niçin hesaba katmadılar?Hala da kendilerinden bir nedamet emaresi sadır olmuyor?Ehl-i Sünnet akaidine göre Peygamberlerin İsmet sıfatı vardır, yani günah işlemezler, ama hatadan ari değillerdir, hata edebilirler.Özeleştiriden vazgeçtik, bu insanlar Cemaat liderlerinin hata edebileceği ihtimalini dahi kabul etmiyorlar, bunca yaşananlardan sonra bile.Niçin hiç biri Allah (CC) liderimizin ‘Mülaenesini kabul etti, şimdi hepimizin ocağına ateşler yağıyor’ itirafında bulunamıyor?Hala teheccüd namazına kalkarak bu ülkenin meşru iktidarına ve kendilerine muarız masum kitlelere bedduaya devam ediyorlar.Nedir bu derece saplantının -vicdanım sapkınlık dememi emretse de- nedeni?’Leyse lil-insene illa mesea’, her insan yaptıklarınını karşılığını görür.Başarılı olmaları durumunda acaba mağdur edecekleri insan sayısı şu an mağdur olanlardan daha mı az olacaktı?Kendilerinden olmayan insanlar için zerre kadar empatiyi esirgeyen bu insanlar, zaafiyetimizin tezahürü olarak gösterdiğimiz sempatinin ne kadarını hak ediyorlar?

    Meselenin anlaşılması için doğru soru şu olsa gerek:Demokrasi ve insan hakları kaygılarımızı geçici bir süre gözardı ederek, bu habis urun bünyemizden 3-5 senelik ağır sancılı bir kemoterapiyle atılmasını mı, yoksa demokrasi ve insan hakları kaygılarımızı öne çıkararak bu habis urun metastaz yapıp tüm bünyeyi ele geçirerek, mevcudiyetimizi ve bağımsızlığımızı ele geçirmesine kayıtsız kalıp pasif bir toplu intiharı mı tercih ederdik?Bu sorunun cevabı herkesi kendi doğrusuyla tutarlı iradi bir seçime zorluyor.Bu seçimini serbest iradesi ve hür vicdanıyla yapan hiç bir birey de fikir, inanç ve vicdan hürriyeti kapsamında suçlu sayılamaz.İroni odur ki bazıları bu özgürlüklerini yanlış tarafı seçme yönünde kullanabiliyor.Dinen ferdi imtihanımızın temelinde de bu var.Aksi takdirde hesap gününün bir anlamı kalmazdı.

    Bir de tutuklu gazetecilerin durumuna ağıt yakan dostlar, lütfen zahmet edip o tutuklu gazetecilerin geçmişte iktidar ve cemaat hakkında yazdıklarını bir tarasınlar.İktidar hakkındaki temenni ve öngörülerinin; kaderin bir cilvesi olarak kendileri için tecelli ettiğini görecekler.Bu muhterem zatlar o zaman yazdıklarında haklıydılar da, bugün iktidar kendilerine ‘özgün zihniyetlerine hiç de yabancı gelmeyecek tarzda’ aynıyla muamele ettiği için zulmetmiş oluyor, öyle mi?Kargaların bile güleceği bir iddia!

    Bu münasebetle, bir özeleştirimi itiraf edeyim:Ben lise ve üniversite yıllarında 4 yılını Cemaat içinde geçirmiş, yutdışında yaşayan 60 yaşında bir insan olarak, 18 Aralık 2013 sabahına uyanıp haberleri okuduğumda; 40 yıldır hayal aleminde yaşıyor olmanın hayal kırıklığını yaşadım.Bunun nasıl bir yıkım olduğunu takdirlerinize havale ediyorum.15 Temmuz’dan beri de yaşadıklarımız üzerine kafa yoruyorum.Vardığım sonuç şu:Eğitimli olmam bu yaşadığımız travmayı anlamak ve nedenlerini teşhis edebilme konusunda benim için bir zaafiyet nedeni oldu.Daha az eğitimli, benden daha az donanımlı; sağ duyulu kitlelerin yaşananları benden daha doğru teşhis ettiklerine şahid oldum.Eğitim ve donanımımdan dolayı art niyetli dezenformasyon ve manipülasyonlara daha açık ve kırılgan olduğumu idrak ettim.Gerçeklerin ne kadar basit ve yalın olduğu olgusunu iliklerime kadar yaşadım.Bu anlamda bu köşeye katkı veren herkesi nefsi muhasebeye davet ediyorum.

    Doğrusunu Allah (CC) bilir!

    • Ah be kardeşim ne güzel anlattinn.iste bizde bunu anlatmaya çalıyoruz da kimse anlamıyor..seni tv lere çıkarımlarda gel oralarda da konuş..Fehmi koru bile senin kadar idrak edemedi meseleyi.. Allah razı olsun senden..

  7. İktidarın “17-25Aralık 2013 darbesi”dediği olay,özünde mevzuata akırı yönleri tartışma konusu olsa da,ulaştığı sonuç itibariyle parti zombisi olmayan hür düşüncelilerce toplum ve ülke yararına olduğu düşünülmektedir.
    Devlet aleyhine olan mega rüşvet ve yolsuzluk vak”asını doğruluyan deliller,tape konuşmaları ortaya saçılmasaydı,yani öküz ölmesydi hiç kuşkunuz olmasın kadim dostluk ve “iste verelim”ilişkisi devam edecekti.
    Gerisi lafı güzaftır.

  8. Madem konu Fetö haberleri, şunu belirtmek ezem:

    Bir zamanlar kabataş gelini, sümeyye suikastı haberleri vardı ya. Tamamen yalan, kurmaca, algı manipülasyonu amaçlı haberler.

    Hah işte. Fetö haberlerini de aynı ekip üretiyor. Ve şahıs isimleri hariç tamamı yalan. İfadelerin çoğu da işkence altında alınmış ifadeler.

    Bilesiniz diye söylüyorum. Malum, ayet-i kerime’ de “Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun aslını araştırın.”(Hucurat 6) diyor.

CEVAP VER