Dr Eyüp İsa bir felsefi yazıyla başlıyor: İblis nasıl Şeytan oldu?

1

 

Öncelikle OCAK internet gazetesine yayın hayatında başarılar dilerim.

Neden adım Eyüp İsa diye soran meraklılarıma cevap vererek başlayayım.

Eyüp Peygamber çilede zirve yapmış örnek abidesi bir şahsiyet. İsa Peygamber ise toprağa üflemesiyle, ölülere de duasıyla can veren mucizenin sembolü. Yani fikirlerimin de Eyüp gibi çileli, İsa gibi de mucizeli olmasını temenni ettiğim için böyle bir ismi seçtim.

İlkler her zaman değerlidir. İlk ölüm! İlk vahiy! İlk hicret! İlk insan! Ve tabii ki ilk isyan! Ben de bu ilk yazımda ilk insan Hz. Adem’in İblis’le olan hadisesi üzerinde düşündüklerimi sizlere anlatmak istedim.

İlklerin temellerinin atıldığı ilk isyan İblis’in şeytanlaşmasını.

Malum İblis “Ben ateşten yaratıldım nasıl çamurdan yaratılan birine secde etmemi istersin” dediği için Rabbinin kendisini huzurundan kovduğu ve ‘Şeytan’ lâkabını alan, ateşten yaratılan cin.

İblis’i böyle bir kendini beğenmeye, daha da önemlisi kendisini ateşten yaratana –yani bu bir üstünlük olsa bile bu üstünlüğü kendisine verene– isyan etmesine neden olan şey gururuydu. Gurur ve kendini beğenmesiydi İblis’i itaatinin zirvesindeyken, kovulmanın çukurunda Şeytanlaştıran.

Peki ateşin üstünlüğüyse toprağa ve sahibine isyan etmek için bir neden, bugün yani 21. yüzyılda insanların birilerini kendilerinden alçak, birilerinden ise üstün görmelerinin sebebi nedir? Burada ateşten yaratılan kim? Herkes yani bütün insanlar çamurdan yaratılmamış mı? Ham maddesinde ateş olan kim? Yoksa mayada olan ateş değil de ateşten yaratılanın nefsani üflemeleri mi? Yani Şeytan’ın ilk tohumunu serptiği “ben”lik kavgası mı?

İblis’i isyana götüren diğer bir gerçek de İblis’in bütün meleklerin imrendiği ibadet karnesi. Yani isyandan önce emirde nisyan ettiği Rabbine olan itaatini göstermek için yaptığı ibadet geçmişi. Bunun ne kadar sürdüğü konusunda kesin bir bilgi yok. Belki de Hz. Adem yaratılmadan önce 100’lerce belki de 1000’lerce yıl ibadet etti. Fakat nasıl ibadette bu kadar zirveye çıkmış biri Rabbi tarafından kovulmanın gazabına uğradı?

Benim aslında söylemek istediğim nokta da burası. Yaptığı ibadetler İblis’e Hz. Adem’den üstün olduğunu söyletti. Hz. Adem daha yeni yaratılmışken kendisinin uzun bir süreden beri sürekli aynı ilaha ibadet ettiği gerçeğiydi belki de. Nasıl hata yapabilirdi ki böyle muhteşem geçmişi olan birisi.

Günümüz Müslümanlarına, Kabe’den çıkmayan, hatta öncesince medyaya haber verdikten sonra tavafını yapan İslam ülkelerinin bir çok liderine bakınca acaba diyorum, bu ibadet karneleri mi kendilerine hak adına haksızlık yapma hazzını veriyor?

Yani biz hata yapmayız çünkü ibadetle dolu bir hayatımız mı var diyorlar?

Veya “Nasıl bizim hata, yanlış, kusur yaptığımızı iddia edebilirsiniz, görmüyor musunuz kendimizi nasıl Allah yoluna adamışız” mı diyorlar? Belki kapalı kapılar ardında, belki de kapalı vicdanlarından.

Kendilerini temize çıkaran bir argümanları olduğu kesin.

Belki de bir çoğunuzun söylediğini duyar gibi olduğum, yaptıkları ibadetleri, etrafında döndükleri Kabe, verdikleri büyük hayırlar, karakterlerinin inşası adına bir karıncanın taşıdığı çöp parçalarından öteye bir anlam ifade etmiyor. Kim bilir!

Gerçek olan Şeytani tohumların başaklarını günümüzde görmek bir hayli kolay. Önce üstünlük sonra da hatadan muaf olma!

Sonrasında ne olduğu belli.

İblis Rabbinden mühlet istiyor. İbadette zirve yaptığı Rabbinin yarattığı kullarını ona karşı isyan ettirmek için. Davası kendisini huzurundan kovan Yaratanından intikam almak oluyor, davayı ona itaatin zirvesinde gördüğü geçmişinin ardından.

Günümüzde de mi acaba Müslüman ülkelerin yöneticileri, idarecileri, hatta halkları önce kılı kırk yaran bir hayatın peşine düşüp sonra da yaptığı hatalardan, kusurlardan ve günahlardan dönememe ihtimali belirdiği ilk anda, kıyamete kadar mühlet istiyorlar?

Acaba özür dileyememe, yaptığının yanlış olduğunu kabul edip, hata yapmaya mahkum bir yapısının olduğunu unutup, kendisine mükemmeliyet biçmek de İblis’in attığı tohumların meyvesi olmasın? Hz. Adem’in olmadığı kesin. Çünkü o cennetten kovulduktan sonra tövbenin zirvesinde dolaşarak Rabbinin mağfiretine mazhar oldu.

Yani yaptığı hatayı kabul etmenin olgunluğuydu Hz. Adem’i insanlığın babası yapan.

÷÷÷÷

1 YORUM

  1. Elmalılı Hamdi Yazır:” Sonra onu tesviye edib içine ruhundan nefh buyurdu ve sizin için o işitmeyi, o görmeleri ve gönülleri yaptı, siz pek az şükrediyorsunuz”SECDE Suresi 9. ayet
    Hz. Adem’in üstünlüğü kendisine verilen ruh sebebiyle olduğu için ve şeytan bunu anlamaktan uzak olduğu için kıyası yanlış yapmıştır, (yani toprak ve ateş kıyaslaması değil) üstelik Adem’i ve soyunu yoldan çıkarmak için izin isteyişi de Hz. Adem’in tercih edilmesi sebebiyle olabilir ki onun bu tercihe layık olmadığını Rabb’ine göstermek şeytana kendi davranışını makul göstermenin bir yolu gibi görünmüş olabilir. Sonuçta hata yapan sorumluluğu üstlenip haddi koyandan (Allah) özür dilemelidir( itaat davranışı). Bunu yapmayan şeytan olmaz fakat şeytanın açtığı yoldan gitmiş olur.
    Bu yorumumu sizinle paylaşırken yazı hayatınızın başarılarla dolu olmasını temenni ederim.

CEVAP VER