Canım Cicim Doktor

5

Bugün yazmak için şifa kapısı hastanelerimizi ve içlerinde şifa dağıtan tâbâbetlerimizi seçtim. Hadi başlayalım. Geçen gece öksürük krizleriyle sarsılıp uyku tutmayınca eşim beni kolumdan tuttuğu gibi en yakındaki hastaneye attı. O, arabayı park ederken ben âcilden hastaneye girmek için yollandım. Kapı eşiğinde bir güvenlik ve resmi giyimli iki kişinin (muhtemel ambulâns şoförüydüler) duman altı yaptıkları âcilden öksüre öksüre içeri daldım. Ve daha ‘Nen var kuzum?’ denmeden hemen hesap açtırmam için vezneye yönlendirildim. Veznede görevli kızın, gece gece gelip, ne beni rahatsız ediyorsun bakışları altında ödeme yapıp muâyene için beklemeye koyuldum.

Sıra muayeneye geldiğinde odasına girdiğimiz doktor beyimiz masasından kalkmayı bırak, toparlanma zahmetinde dahi bulunmadan arkasına saklandığı ekranın ardından ‘Buyurun neyiniz var?’ diye konuşmaya başladı. (hakkını yemeyeyim, buyurun derken yüzünün yarısı görünmüştü) Durumumu kısaca anlatınca, muayene için solumuzdaki üzerinde ya bir kaç muayene yapılmış yahut azcık şekerleme için kıvrılınmış bunu da üzerine çekilen kâğıdın buruşukluğundan anladığım sedyeye iliştim. Stetoskobu sırtıma dayayıp üç derin nefesimi dinlemesi için harcadığı üç saniye ve bir tahta ıspatulayı ışıksız mışıksız şöyle bir dilime değdirip boğazıma göz ucuyla bakmasından ibaret muayenemiz için gündüz bile ödenenden fazla muayene ücreti talebine hiç takılmayacağım, çünkü gerçekten çok hastayım. (akciğer filmi çekilip, minik bir şişe serum ve on dakikalık oksijenli nefes açıcı uygulama sonrası kendimi daha iyi hissetmeye başlamışken, damar yolumu açmak için gelen sağlık görevlisini anlatabilirim)

İşi dışında vaktinin çoğunu spor salonlarında geçirdiğine kanaat getirdiğim koca cüsseli vücuduyla içeri dalan arkadaş, sedyede uzanan bana ve başucumda dikilen eşime bakma tenezzülünde dâhi bulunmadan, karıştırdığı yan dolaptan bir şeyler alıp yaklaştı. Ve homurtuyu andıran bir sesle ‘kolunuzu alıyım’ diye dişlerinin arasından fısıldadı. Allah’tan eli hafifmiş de bir başkasıyla yaşadığım on kez damarı bulmaya çalışma kâbusu tarzı bir nahoşluk olmadan serumu zerk etmeye başladı.

hope

On beş dakika var yok gerçekleşen tedavi sonrası tekrar doktorun yanına yönlendirildik. Senden az evvel gelen hastayı beyin tava yaptım tavırlı, buna mukâbil aslında ben ne sevecen biriyim edasını takınmaya çalışan daktır hanibılımız telefonu kaldırıp veznedeki kıza: ‘burada Aysun Köknar diye biri var onun bıdı bıdısını yapın’ diye talimat verdi. Ve bunu iki kez yineledi. (resmen eşya muamelesi görüyorum ve nasılda kuzuyum görüyor musunuz? çünkü çok hastayım, hırıldıyorum ve içimden şu acayip adam ilâcımı yazsa da bu delikten kurtulup sıcak yatağıma ulaşsam diye düşünüyorum) Ardından, doktor kalkan yaptığı ekranın arkasından önce çektirdiğim filme bakıp iç çekip nefes verirken, elini şakağına dayayıp adeta Selçuk Yöntem ’in dublajıyla konuşmaya başladı, bronşit olduğumu söyledi. (değildim) Ve ertesi gün mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanının beni görmesini salık verdi.

Gece yarısı aldığım randevuyla ertesi sabah aynı hastanenin Göğüs Hastalıkları bölümündeydim. Bu sefer dün geceki gibi in cin top oynamıyor, içerisi pek yoğun olmasa da muayene için bekleyen hastalarla doluydu. Kural olduğu üzere hemen elinin resminin çekildiği kaydının olmasına rağmen illa nüfus cüzdanının kontrol edildiği, hastalarla hep ruhsuz bir şekilde hâttâ zaman zaman azarlar bir tonda hitap edilen şifahânemizde sıradaydım. Neyse ki bu alandaki doktor hanımımız güler yüzle beni karşıladıktan sonra kan tahlili yapacağını dile getirdi. Ardından bir tıkla bilgisayarında kendisiyle hiç alâkası olmayan hakkımdaki bilgilerin şeceresine sahipti. Hâttâ bunları yüksek sesle dile getirerek bana kendi ihtisas alanı dışında bir alanla ilgili tetkikler yaptırıp yaptırmak istemediğimi sordu??? Ben kendisine ciğerim için giderken kadın hastalıklarından girip, guatrdan çıkma özgürlüğünü bu hatuna kim veriyor. Ayrıca ödeme yapmak için vezneye gittiğimde öğrendim ki bana bilgi vermeden konuyla ilgisi olmayan birkaç tahlili de istemişti. Şimdi sormak istiyorum Sayın Sağlık Bakanlığı:

-Hastaların özel hayat gizliliğini korumak sizin yetkinizde değil mi? Sınır ihlalinde korumak için ne yapıyorsunuz?
-Hastaya yapılan tedavi ile ilgili onay ve bilgilendirmenin hekim tarafından kişinin eğitim ve anlayış seviyesine göre açık bir şekilde yapılması gerekmiyor mu? Yapılmıyorsa bunu kim denetliyor?
-Bu saygıdeğer hekimlere ne yaşatıyorsunuz ki hastaya ihtisas alanı dışında yorum yapıp, tedavi önerebiliyor?
-Kullanılmayacağını bildiği halde fazladan ilaç neden yazıyor?
-Bir hafta sonra gerçekleşen kontrol muayenesinde dozu düşürülen ilacı sistem, hangi akla hizmet onaylamıyor?
-Elzem olmadığı halde neden film çekiyor, tahlil yapıyor?
-İlaçlarımı almak için gittiğim eczane çırağı yine bir tıkla benim beş yıl önce bile kullandığım ilacı neden, niçin, hangi mantığa göre bilebiliyor?

942b708bb71174daa3bcc9f1f658670b

O zaman konu sağlıktan, aksaklıklardan açılmışken devam edelim. Küsmece darılmaca yok. Aslında bu anlattıklarım birkaç yıl önce ülkemizin en büyük devlet hastanelerinden birinin halkla ilişkiler biriminde görev yaptığım zaman zarfında gördüklerimin yanında devede kulak kalıyor. İşe girerken yardıma ihtiyacı olan herkese el uzatacağımı sanmıştım ancak görev tanımı bir süre sonra netleşti ki Proflar, üst düzey kişiler ve yakınlarına keşmekeşe dönmüş bu kurumlarda tedavilerine ön ayak olacak, kaplumbağa gibi işleyen prosedürü kolayca atlatacaktım. (cengaverce herkese yardım edicem diye olaya daldım. kemikleşmiş sistemle benden bi’ cacık olmayacağını gayet net anladım. bankonun altına girip girip hüngürdemekten helak olunca, gözüm görmesin bari diyerek üç ay sonra işten ayrıldım)

Atlatacaktım, çünkü sistem öyle acayip ki hasta olduğunuzda randevu almak için bile gece yarısı açılan yeni kayıt saatini beklemeniz gereklidir. (sürekli meşgule düşen hattı bir hafta uğraşla ancak yakalayıp, randevu alabilirsen tabii) Velev ki düşürdün, yoğun olan bazı bölümlerde tedavi için 4 yıl sonraya gün verilmektedir. Burada çalıştığım süre zarfında öğrendim ki oturmanız için koltuk yahut bir kutu kibrit için bile günlerce beklemeniz gerekir. EEE iyi vatandeş olceksen böyle; sabr-ı sülük. Pardon karıştırdım, onun adı seyru sülüktü. Derken; burada çalışanların kendi aralarında geçerli sözsüz gerçekleşen bir hiyerarşileri vardı. Bölüm başkanlarından uzman olanlar, onlardan diğer doktorlar, asistanlar sırasıyla düşünün işte henüz hekim olamamış öğrencilere değin silsile şeklinde birbirlerinden korkuya varan tuhaf bir şeklide çekinen, ve ona göre davranan insanlar topluluğuydular. Zincirin halkaları böyle böyle uzanırken; hekimlerin büyük bir kısmı birlikte çalıştıkları mesai arkadaşlarına alt sınıf insan muamelesi yapmaktan zırnık kadar çekinmezdi. Kendilerini adeta küçük küçük tanrılar ilan etmiş ‘çoğunluğu oluşturan’ yeminli şahsiyetlerimiz; yılların tecrübesiyle sahip oldukları meslekî deformasyonlar nedeniyle hastalara ise canlı muamelesi dahi yapmazlardı. İşini yoluna koyanlar daha öğle yemeği olmadan arka kapıdan sıvışırken; hâlâ namusuyla çalışan günah keçisi seçilmiş bazı hekimlerse mesai sonuna kadar üç yüz dört yüz kişiyle muhâtap olurlardı.

dr

Hastanelerin insan ilişkileri cephesi böyleyken bir ayağı kırık devrilmesin diye şişeyle kaldıraç yapılan somyalardan, yastıksız, çarşafsız belki yirmi yıllık leke içindeki yayı atık yataklardan, tuvalete gireceğim desen kulpu olmayan yarısı çürük kapılardan bahsetsem şapkadan tavşan çıkarmış olmam sanırım. Ameliyat olacaksan döne döne dokuz kat inip döner sermayeye pay yatırmazsan; hareket için inatla ayak direyen sağlık katırının yularını ha babam de babam çekemezsin. Alt katlarda konuşlanan masasında ismi var kendi üç ay içinde ancak üç kez hayalet misali bir görünüp bir kaybolan adeta taşınmazlara dahyolanlardan söz etsem benim gibi ağzınız açık kalır mı. Yâhut onkoloji bölümü önünde üç aydır çimenlerde sabahlayan refakâtçılar, yüzde seksen özürle ayağını sürte sürte oralara kadar gelmiş olduğu halde randevu almadıysan uğurlar ola denilen hastalardan bahsetsem ciğeriniz yanar mı? Ya da seksen yaşında olsan da yeşil kartın yoksa başka bir kuruma yönlendirilenlerden. Veya karnın burnundaysa bile randevu numeron yoksa ’Bugün git yarın gel, bıktım artık sizden!’ leri anlatsam beni duyar mısınız canım ülkemin, her şeyin en güzeline layık, asil insanları…

drr

Dip not: Yozlaşmamış ve hâlâ insan kalan hekimlerimizi tenzih eder; büyük küçük gözetmeksizin, şifâ dağıtan o kıymetli ellerinden öperim. Yüce gönülleriyle çalışanların affına sığınırken paslı dişleriyle dönmekte olan sisteme çomak sokmaktansa bilâkis; onur duyduğumu belirtmek isterim.

5 YORUMLAR

  1. Yazının neresinden tutsak elimizde kalır. Bir gece gittigi muayeneden veya uc ay calistigi halkla ilişkiler biriminden , ulkenin saglik politikasını elestiren, hatta doktordan daha iyi bildigini iddia eden( gereksiz tahlil, gereksiz filmmiş miş miş) çok bilmişçe bir yazı. Her cumlesine cevap verilebilir ama değmeyeceğine eminim. Ne yazık ki eski donemlerde kalan , bana daha farkli muamele edilmeli mantığınız artık kalmadı. Ülkenin çobanının oturdugu sedyeye siz de, ben de oturacağım.

    • Yazıma okuyup yorum yaptığınız için çok teşekkür ederim Sn.Mty. İlk olarak beni kimsenin ezemeyeceğini bilmenizi isterim. Çok şükür ki hakkımı arayabilecek özgüvene, kapasiteye ve güce sahibim. Aklınıza takılıp sistemi sorgulamanıza sebep oluyor olmak, benim içim yetti de arttı. Çok değil ‘hiç’ bir şey bilmediğini düşünen biri olarak benimle ilgili düşüncenizde fazlasıyla yanıldığınızı belirtmek isterim. Amacım olaylara sadece ‘BEN’ değil ‘BİRLİK’ bilinciyle yaklaşarak bütünün hayrına çalışmak. Canım ‘Çobanımla’ şifacı ‘Doktorun’ adının yan yana okunması. Kucak dolusu sevgilerimle. Bir Dost…

  2. Kapıdan girisinizden , hastaneden çıkışıniza kadar ne gorduyseniz elestirmissiniz. Kapidaki güvenlik, ambulans şoförü, veznedeki kız, doktor , doktorun yaptığı muayene, odediginiz ucret, doktorun koydugu tanı, saglik memuru , minik şişe serum, sizi sevk ettiği göğüs hastalıkları uzmani, o uzmanin yaptigi tahliller vs vs … Eleştiri yapilir da herşey eleştirilir mi? Bu kadar eleştiri , bu kadar olumsuz bakış acisi mevcut bir yazı degerini kaybeder.
    Ayrıca “Çok değil ‘hiç’ bir şey bilmediğini düşünen biri olarak ” tabirini kullanmissiniz kendinize ama doktorun koyduğu tanıyı, yaptığı tahlili , yazdığı ilacı doğru veya yanlış değerlendirme yetisini elde etmek için doktorun aldığı tıbbi egitim ve tecrübeye sahip olmak gerekir. Bunun dışında yapılan yorumlar çok bilmişlik olarak değerlendirilir.
    Türkiye saglik sistemi birçok ülkenin (Amerika da buna dahildir) ulasamayacagi seviyede. Olaylara benmerkezci degil de toplum yarari açısından bakarsak , bu sağlık sisteminin olumlu taraflarını da goreceginize eminim. Sadece egolarımızdan ve ayrıntılardan kurtulup, genele bakmayı bilelim.

    • Tekrar, merhabalar Sn. Mty. Anlattığım şeylerin aklınıza böylesi takıldığı ve oturup iyice analiz etmenize neden olduğu için çok mutlu oldum. İnanın, yazdıklarımın eksiği var fazlası yok. Ancak bundan sonra gördüğüm ilk olumlu şeyi sizin için kaleme alacağımdan emin olabilirsiniz. Hürmetlerimle…

CEVAP VER