Dr Eyüp İsa yeni yazısında soruyor: Batılılaşma mı, yoksa modernleşme mi? Hangisi?

2

Doğu ülkeleri ile Batı ülkeleri arasında fark olduğunu söylemek malumun ilâmından öteye geçmez.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa olarak bilinen Batı dünyası, dünyanın modern yüzü olarak yansırken aynaya, Doğu dünyası güneşin tutulmuş yüzü gibi.

O zaman Doğu dünyası da Batılı olmak için mi uğraşmalı? Yani Batılılaşmalı mı, Batı’nın eriştiği çağdaş modern düzeye ulaşabilmek için? Yoksa modernleşmeli mi?

Mesela Türkiye’nin istediği ne? Batılılaşma mı, yoksa modernleşme mi?

Batılılaşma demek Batılı gibi olmak demektir. Yani Batının kültürü başta olmak üzere hayat tarzını hayatına hakim kılmaktır. Doğulu toplumlar için Batılılaşma demek değişimdir. Fakat her değişim ilerleme anlamına gelmediği gibi, var olandan geriye dönüş de bir değişimdir. Yani değişim ilerleme anlamına gelmez, olumlu değişim -ki bu da gelişim olur- ilerleme anlamına gelir.

Modernleşme ise devletin sosyal, ekonomik ve siyasi anlamda üst düzey gelişme gösterebilme yetisidir. Yani kentleşmenin, sanayileşmenin ve okuma yazma oranının yüksek olması, demokrasinin ve insan haklarının yasalarla güvence altına alınabilmesi başarısıdır. Hesap verilebilirliğin ve şeffaf bir sistemin toplumda hakim olduğu, âdil ve eşit fırsatların yaratılabildiği bir toplum yapısıdır.

Burada amaçlanan tabii ki Platon’un ideal devleti değildir. Modernleşme imkânsız bir sistemi değil, asgari düzeyde en iyi sistemi sunar vatandaşlarına. Batılı olmayan toplumların değişimi anlamına gelen Batılılaşma yerine, modernleşme bu toplumların gelişimi –yani ilerlemesi– anlamına gelir.

Yukarıda saydığım modernleşmenin ontolojisinde de görüldüğü gibi, bunlar ne Batı’nın, ne de Doğu’nun tekelinde olan ve de olabilecek şeylerdir. Modernleşme anlamına gelen bu belli başlı şartlar çok daha genel ve evrensel gerçeklerdir.

Bunları elde edebilmek için Batılılaşmak mı gerekiyor? Batılı olunmadan, daha doğrusu Batı dünyasının parçası olunmadan modern değerler elde edilemiyor mu?

Cevabı vereyim hemen. Tabii olunabiliyor. En güzel örnekler Japonya ve Güney Kore’dir. 2015 yılı Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksi listesine göre Japonya dünyanın 20’inci, Güney Kore ise 17’inci sırasında yer alıyor.

BM’nin bu sıralamayı yaparken izlediği kriterler ise şöyle:

 Uzun ve sağlıklı bir yaşamı gösteren ortalama yaşam süresi;

 Eğitim düzeyi (okuyazar oranı ve üniversite/lise mezun sayıları); ve,

 Kişi başına düşen milli gelir ve alım gücü.

Japonya ve Güney Kore modernleşmeyi başarabilmiş, fakat bunu Batı kültürünü ve yaşayış şeklini toplumlarına adapte ederek değil, modern değerlerin peşinde koşarak başarmışlardır. Zaten ideal olan ve uzun vadede başarıya ulaşan devlet yapılarında, toplum devleti inşa eder, devlet toplumu değil.

Yukarıda değindiğim Asya ülkelerinde, toplumsal değerler ve ilkeler, uzun tarihlerinde çizgilerinden sapmadan modernliğin başarısına erişebilmiştir. Ne kullandıkları harf Latince, ne konuştukları dil İngilizcenin hegemonyasında, ne de aile değerleri noktasında tarihlerinden farklılığı seçmişlerdir. Gelişmeyi seçtiler, değişmeyi değil. Ve bu modernliği doğurdu, Batılılaşmayı değil.

Peki bu karışıklığın nedeni ne? Neden modernleşme yolunda ilerlediğini iddia eden ülkeler kendilerini Batı kültürünün eşiğinde, fakat modernleşmenin bir hayli uzağında buluyorlar kendilerini.

İlk nedeni, hemen her Batılı ülkenin modernleşmeyi başarmış olabilmesi… Bu Doğu ülkelerinde modernlik ile Batılılaşmanın karıştırılmasına neden oluyor.

İkinci ana nedeni ise modernleşmenin, Batı dünyasında doğup neşvünema bulmasıdır. Yani Batılılığı modernlik, modernliği ise Batılılık olduğu kanaatine varılıyor. Dolayısıyla modernliğe giden yol Batı’dan geçiyor sonucuna ulaşılıyor.

Gerçek olan şudur: Modernliğe giden yol Batı’dan geçebilir, fakat bu var olan bir çok yoldan sadece birisidir.

Bir çok Doğu ülkesinde yapılan hata modernleşmek isterken Batılılaşmak… Fakat bu modernliğin nimetlerinden çok Batılaşma çabalarının nikmetlerini doğuruyor.

Yani ne Batılı ne de Modern olunabiliniyor.

Bu arada şunu da belirteyim: Batılı olmak, Batılaşmak kötü bir şey mi?

Sizi toprağa bağlayan köklerinizden sizi ayırmadığı sürece neden kötü olsun?

Fakat hata, modernleşme adı altında Batılılaşma reçetesini halkların önüne bırakıp daha da kötüsüne sebep olmaktır. Yani sizi siz yapan değerlere sırtınızı döndükten sonra ortada modelliğe soyunmuş bir ülke kalmaması.

Bilge Kral Aliye İzzetbegoviç Japonya’nın geçmişine sahip çıkarak modern çağın gereklerine ayak uydurmasını alkışlarken, Türkiye’nin bir çok alanda Batı ile uyum adı altında yaptığı geçmişini tersleyen reformlarını eleştirmiştir.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği de bu zaviyeden ele alınmalıdır. Diğer bir ifadeyle Türkiye’yi modernleşmeye taşıyacak her üyelik –AB üyeliği de dahil– ve her politika büyük bir sabır ve süreklilikle hem devletin hem de halkın gündeminde olmalıdır.

Ancak Türkiye’yi modernleşme dışında başka bir yere özellikle de daha fazla ‘öteki’ olmaya taşıyacak her adıma ben şüpheyle yaklaşıyorum. Çünkü Türkiye zaten Batılılaşmanın olgunluğunu yaşıyor, fakat ihtiyacımız olan modernleşmedir.

Yani ‘Modern Türkiye’ için AB üyeliğine evet derken, Batılı bir Türkiye için çok iyi stratejiler geliştirilmelidir ki, Batılı Türkiye’nin bir sonraki durağı ‘Modern Türkiye’ olabilsin. Yoksa Dimyat’a pirince giderken, evde ki bulgurdan olmayalım.

Sözün özü, her Batılı ülke modern olabilir; fakat her modern ülke Batılı olmak zorunda değildir.

Türkiye de buna dahildir.

2 YORUMLAR

  1. Kore ve Japonyanın batının etkisine maruz kalmadığını düşünmek biraz romantik kalıyor. Bizden çok daha fazla kültür karmaşası içerisinde oldukları halde ilerlemelerine devam etmiş olduklarını da ret edemeyeceğimizi düşünebileceğimiz için, ilerlemenin ya da gerilemenin asimile olmakla direkt olarak bağlantılı olduğunu kabul etmeyebiliriz. Dolaylı etkisi açısından baktığımızda hepimiz aynı kanaat altındayızdır ama asıl problem olan [ irade / teslimiyet / inanç (iman) ] üçlüsünün bireysel ve toplumsal manada idrak edilmesi, bireysel ve toplumsal ilerlememizi görmemize izin verecektir.

  2. Eyüp İsa’nın yazılarının neden OCAK yazarlar kısmında olmadığını anlamadım. Siteyi karıştırmasak ulaşma şansımız olmayacak. Rica ediyorum biz okurlara kendisine ulaşma şansı verilsin.

CEVAP VER