Irak Savaşı’nın (2003) Dünya’ya Maliyeti

0

Dünyanın başına bela olan DAEŞ terör örgütünün ortaya çıkmasında ABD liderliğinde gerçekleşen Irak işgalinin payının çok büyük olduğu hemen hemen herkesin üzerinde hemfikir olduğu bir konu.

Kısa süre önce Sir John Chilcot tarafından yazılan rapor, Irak işgalinde yapılan yanlışlıkları ve aynı yanlışların yapılmaması için gerekenleri tarafsız ve oldukça derin bir araştırmanın sonucunda açıklıyor. 2009 yılında hazırlanmaya başlanan raporun tam 7 yıllık bir çalışmanın sonunda açıklanmış olması, raporun önemini ve geleceğe dönük alınması gereken dersleri daha da önemli hale getiriyor.

Öncelikle raporda Irak’ın silahsızlandırılması için askeri bir işgalin son çare olmadığı halde gereksiz yere bunun tercih edildiği açıklanıyor. Bunda istihbarat teşkilatlarının da sorumluluğu olduğunun belirtildiği raporda, istihbarat birimlerinin Saddam’ın silahlı bir müdahale olmadan gitmesinin imkansız olduğunu belirttiklerini belirtiliyor. Oysa o dönemde Saddam’dan gelen acil bir tehdit olmadığı, Saddam’ın yaptırımlarla dize getirilebileceği de belirtiliyor. Rapora göre doğru olan, silahlı bir işgale neden olmayacak ve Saddam’ı uluslararası camia ile işbirliğine götürecek bütün yolların tüketilmesi gerektiğiydi. Silahlı bir müdahalenin en son seçenek olarak masada tutulması gerekirken ilk seçenek olarak tercih edilmesinin bir hata olduğu belirtiliyor.

Kasım 2012 tarihinde, BM Güvenlik Konseyi’nin, Saddam’a ültimatom vererek, ülkeyi denetçilerin kontrolüne açması gerektiğini söyledikten sonra, Bush’un bu kararın sonuçlarını beklemeden Mart 2003 tarihinde Irak’a askeri hareket düzenlemesinin ayrıca büyük bir hata olduğu kayda geçiriliyor.

Bush’un ve Blair’in Saddam’ın denetçilerden silahları saklayabileceğini söylemelerinin kabul edilebilir bir gerekçe olmadığı, BM’nin pas geçilmesinin ne kadar hata olduğunun ortada olduğu açıkça belirtiliyor.

Raporda açıklanan diğer bir nokta ise, ABD ve İngiltere tarafından iddia edilen Saddam’ın kitle imha silahlarına sahip olduğunun kanıtlanamaması… İşgalden sonra ise dönemin İngiltere Başbakanı Blair’in bunu kabul ettiği, fakat Saddam’ın bu silahları almaya niyeti ve kapasitesi olduğunu, bunun da BM kararlarının açık bir ihlali olduğunu söylediği belirtiliyor. Diğer bir ifadeyle, rapor, Blair ve Bush’un niyet okuyuculuğu yaptıklarını, bunun hiç bir şekilde legal bir zemine oturtulamadığı söyleniyor.

İşgalden önce Saddam’ın sahip olduğu silahları BM’den gizleyebileceği, hatta bunları ileride batıya saldırması için El-Kaide gibi terör gruplarına verebileceği iddia edildiği, fakat Saddam’da böyle bir silah kapasitesinin olmadığının işgal sonrasında ortaya çıktığı raporda ayrıca belirtilmekte.

Bu iddiaların egemen bir devletin işgaline zemin hazırlayan, fakat sağlam bir zemine oturtulmayan istihbarat bilgilerinin geri dönülemez hatalara neden olduğu, bilgilerin güvenilirliği test edilmeden askeri bir harekata kalkışılmasının büyük hata olduğu ifade ediliyor. Bunun faturasını ise günümüzde Irak başta olmak üzere bütün dünya ödüyor.

Irak işgalinde bir çok probleme neden olan diğer bir nokta ise, Saddam sonrası geçiş dönemi planlanmasının iyi yapılamamış olması… Özellikle İngiltere’nin bütün ısrarlarına rağmen ABD yönetiminin BM liderliğinde bir geçiş hükümetini kabul etmemesinin Irak’ta bir çok yönetim ve güvenlik sorununa neden olduğu belirtiliyor. ABD ve diğer koalisyon güçlerinin ülkeyi geçiş döneminde idare edemediklerinin belirtildiği raporda, BM’nin liderlik yapmamasının uluslararası desteğin Irak’ta azalmasına neden olduğu eleştirisi de var. Bunun yanında ABD ve İngiltere’nin Afganistan’a müdahalelerinin bir çok soruna aynı anda odaklanma sıkıntısını doğurduğu belirtiliyor.

Diğer bir ifadeyle BM liderliğindeki bir geçiş yönetiminin o dönem için en ideal olduğunun altı çiziliyor.

Raporda ağır bir şekilde eleştirilen diğer bir nokta ise, 2003 işgalinden önce bir çok uyarıya rağmen Saddam sonrası dönemde ortaya çıkabilecek sorunların göz ardı edildiği ve gerekli hazırlıklar yapılmadan işgale girişildiği…

İç savaşların, etnik ve mezhepsel çözülmelerin, El–Kaide ve diğer bir çok terör grubunun yapabilecekleri etkilerin iyi hesaplanamaması ağır bir şekilde eleştiriliyor. Blair’in bazı şeylerin önceden tahmin edilmesinin çok kolay olmadığı savunmasının inandırıcı olmadığı, çünkü Irak’taki mevcut yapıların bir çoğunun Saddam döneminde de bilindiği ayrıca belirtiliyor.

Irak’ta istikrarın sağlanması, idare edilmesi ve yeniden yapılandırılması için alınması gereken sorumlulukların yeterince dikkate alınmadığı, bunun sonucunda da ülkede büyük bir otorite boşluğunun ortaya çıktığı belirtiliyor.

Diplomatik yollar tüketilmeden yapılan bir askeri müdahalenin yüz binlerce Iraklının canına mal olduğunun, milyonlarcasının da evlerini terk etmek zorunda bıraktığının belirtildiği raporda, Irak halkının bu işgalin bedelini en ağır şekilde ödediği belirtiliyor.

Bu işgalden çıkarabileceğimiz başlıca dersler olarak şunlar gösteriliyor:

  • Askeri müdahalelerin öncesinde doğru bilgilerle desteklenmesi;
  • Başarılabilir ve realist stratejilerin çok iyi değerlendirilerek planlanması;
  • Askeri müdahalede bulunacak devletlerin kendi sivil ve askeri personelleri arasında tam bir uyum ve koordinasyonun sağlanabilmesi.

Irak işgalinin üzerinden yaklaşık 13 yıl geçti. Blair ve Bush artık ülkelerinde aktif siyaset yapan liderler değiller. Fakat bu raporda da görüldüğü gibi, zamanında yapılan yanlışlar bir gün önünüze çıkıp sizi hem ulusal, hem de uluslararası arenada zor durumda bırakabiliyor.

21. yüzyıl, ne kadar güçlü olursanız olun, gerçeklerin üzerinin örtülmesinin imkânsız olduğu bir yüzyıl.

CEVAP VER