Aşıyı Bulamazsak Ömrümüz Veremi Lanetlemekle Geçecek!

0

Bu ve buna benzer yüzlerce yazı yazıldı ama pek bir şey değişmedi. Ben yine de birkaç kelam edeceğim.

Bizim yürekleri yakan bir Filistin davamız var değil mi? Şimdi buna Halep, Şam, Yemen, Arakan gibi yerler de eklendi…

Hemen hemen her gün bu coğrafyanın farklı bir noktasında ölüm haberleri alıyoruz ve bunu on yıllardır alıyoruz. Artık bunun değişmesi gerekmiyor mu?

10-15 yıl geçtikten sonra da haberleri açtığımızda “şurada bomba patladı, şurada şehitler var” benzeri haberler mi duyacağız. Ve bu coğrafyanın kaderinin de bu olduğuna mı inanacağız. Bunu değiştiremeyecek miyiz?

Sihirli değnekle bir anda değişmeyeceğini biliyor ama sorunu iyi analiz edip yıllarca uğraşırsak bu sorunu kökünden çözebileceğimize inanıyorum.

Einstein demiş ki: “Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek deliliktir.”

Yaklaşık 50-60 yıldır bu coğrafyadaki birçok ülke: “Kahrolsun İsrail, İsrail’i lanetliyoruz…” benzeri cümlelerle İsrail’i lanetlemiştir, lanetlemeye devam ediyor.

Fakat İsrail, mazlumların üzerine bomba yağdırmaktan geri durmuyor. Tabii ki İsrail’i lanetleyelim, ama 50-60 yıldır lanetliyoruz hiçbir şey değişmiyor.

Aynı şeyleri yaparak devam edersek, yıl olur 2030-2040-2050 biz halen İsrail’i lanetliyor oluruz.

Bizim ömrümüz, gelecek neslin ömrü, her bomba yağdığında sokağa çıkıp, İsrail konsolosluğunun önüne gidip “Kahrolsun İsrail” demekle mi geçecek?

Terörü, teröre destek verenleri, mazlumları bomba yağmuruna tutanları tabii ki lanetliyorum. Allah kahretsin. Ancak sadece bunu yapmakla bu işi çö-ze-me-yiz.

Ülkemizde son 40 yıldır “Terörü lanetliyoruz, PKK’yı lanetliyoruz…” benzeri cümleler kuruyoruz. Yine tekrar ediyorum lanetleyelim. Ancak 40 yıl aynı şeyi tekrar edip de bir şeyi değiştiremiyorsak yanlışlara devam ediyoruz demektir.

Maalesef asıl sorunumuz; gerçekle yüzleşme yerine sloganlara sarılmayı tercih edişimiz.

Dün sosyal medyada bir cümleye rastladım ve dedim ki, “işte konunun özeti bu.”

O sihirli cümle: “İnsanlar veremi 5 bin yıl lanetledi, bir şey değişmedi. Çözüm aşıydı çünkü.”

Şimdi sorunlarımıza şöyle bir bakalım ve lanetlemekle çözemeyeceğimizi görelim. Bu işin aşısı nedir onu bulmaya çalışalım. Hükümetiyle, muhalefetiyle, sivil toplum kuruluşuyla, vatandaşıyla lanetlemek dışında ne yapabiliriz onu düşünelim.

Sokaklarda gece gündüz terörü lanetleyelim. Dünya çapında mitingler düzenleyip teröre karşı “tek ses” olarak boy gösterelim. Ama bunun yanında bu “verem aşısını” bulmak için de toplanalım. Aşıyı bulmak için de “tek ses” olup her görüşten insanın katılacağı çözüm mitingleri/toplantıları yapalım. Çalıştaylar düzenleyip, bu bizi tüketen hastalığı kökünden temizleyecek aşıyı bulalım.

Bazen yaptığımız hareketlerle terörü azaltacağımıza artırıyoruz.

Lütfen herkes sağduyulu olarak bu işi nasıl bitirebilirizi düşünsün. Yaptığımız yanlış hareketlerle terörü çoğaltmayalım.

Bir patlama olduğunda hemen birbirimize saldırmaya başlıyoruz. Kenetlenip bu işi nasıl çözeriz derdine düşeceğimize, parçalanmaya devam ediyoruz.

Teröristler canımızı alırlarsa değil, birbirimize olan sevgimizi, saygımızı, güvenimizi alırlarsa kazanırlar. Birbirimize düşerek onların ekmeğine yağ sürmeyelim.

Ülke olarak da coğrafya olarak da bu sıkıntılı günleri atlatacağımıza inancım sonsuz.

Deniz Yıldızı ve Terör

Terörle mücadelede uzun yıllar görev yapan Metin Gürcan, şöyle bir hikaye anlatıyor:

“1830’larda ABD’nin batı kıyısında, Kaliforniya’nın Pasifik sahillerindeki balıkçılar av dönüşü ağlarına takılan deniz yıldızlarını bıçakla ikiye böler, öldürüp balıklar yesin diye denize atarmış.

Balık üreme yataklarını kurutan bu deniz yıldızları, onlar öldürdükçe daha da artmış. Balık yataklarını daha çok kurutmaya başlamış.

Balıkçılar da deniz yıldızları balık yataklarını kapladıkça onları daha bir hınçla öldürmeye başlamış. Artık ikiye değil dörde bölerek denize atmaya başlamışlar.

1870’lere gelindiğinde San Fransisko- Los Angeles arasındaki kıyı şeridinde deniz yıldızı istilası yüzünden tüm balık yatakları kurumuş ve balıkçılık bitme noktasına gelmiş.

Ve tam da o yıllarda bir deniz biyoloğu çok ilginç bir şey keşfetmiş. Ne mi?

Deniz yıldızlarının merkezi sinir sistemi olmadığını…

Yani balıkçılar ağlarına takılan deniz yıldızlarını ikiye bölüp öldürdük zannıyla denize attıkça aslında bir deniz yıldızından iki deniz yıldızı yapıyorlarmış.

Daha da kızdıklarında onları dörde bölünce de bir deniz yıldızından dört deniz yıldızı…”

Birbirimize düşüp sorunu çözüme kavuşturamazsak veya çözüm üretiyorum derken sorunu büyütürsek “bir” olan deniz yıldızını “dörde” çıkarmış oluruz.

Çözümü hep birlikte bulmak zorundayız. “Karşı taraf hatalı, çözümü ancak ben bulurum” dersek yine büyük bir hataya saplanmışız demektir.

Aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek yerine gelin hep birlikte farklı çözüm yollarını birlikte bulmaya çalışalım.

Beşiktaş Arena Stadı yakınındaki patlama sonucu hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Ne yazarsak yazalım yakınlarının yüreğini soğutamayız. Allah gönüllerine inşirah lutfetsin demekten başka bir şey yapamıyorum. Yaralı kardeşlerimize de Rabbimden şifalar diliyorum…

CEVAP VER