Gene Terör, Gene Acı ve Gene Sorular…

1
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Ateş düştüğü yakıp, kavuruyor.

19 yaşındaki tıp öğrencisi, gencecik bir insan teröre kurban gidenler arasındaydı.

O da, terör kurbanı 44 kişinin arasında, fiziksel dünyadan başka bir boyuta yolculuğa çıktı.

Hain saldırıda vefat eden bütün insanlarımıza Allah’tan rahmet ve ciğeri yanan ailelere de sabır ve metanet dileyebiliyoruz sadece.

Ruhları şad olsun.

‘Bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir’ ayetini (Maide: 32) duymuşsunuzdur.

Bu olayda da bariz şekilde görünmesi, akıl yürütme şekli de, 19 yaşındaki gencimiz örneğinde mevcut.

Gencecik tıp öğrencimiz, ileride birçok hastayı iyileştirecek, hayat kurtaracaktı.

İleride onun eliyle sıhhat bulacak birçok hasta da, bu terör saldırısında aslında öldüler.

Bu saldırının kurbanları aslında 44 kişi değil, aslında binlerce kişi ne yazık ki.

Çocukken yaşananlar derin izler bırakır derler, evet kesinlikle de öyle.

Bu saldırıyı duyduğumda, kulaklarıma gelen ses; Siirt Eruh saldırısını okuyan spikerin sesiydi.

Çocuk olsam da, o ses zihnimden, kulaklarımdan çıkmadı hiçbir zaman.

Siirt Eruh, Hakkari Şemdinli saldırıları,

Sene 1984.

Öldürülen öğretmenler, doktorlar, polisler..

Üzerinden tam 32 yıl geçmesine rağmen, biz hala aynı sorunu, aynı acıyı, aynı ateşi yüreğimizde hissediyoruz.

Yazımı kaleme alırken, vefat edenlerin sayısının 45’e ulaştığını okuyunca; bir diğer eve de ulaşan acı haber, birlikte yaşanan günlerin zihninde canlanması, can kaybı, tekrar görememe, çaresizlik, gözlerden süzülen damlalar ve tarif edilemeyen o iç yanmasını hissettim…

Neden diye soruyor insan?

Evet neden?

Gene mi?

Ne zamana kadar?

Dini kodlarımızda bilgi olarak bulunan bir hadis vardır, kırk hadislerde de geçer, sizler de anımsamışsınızdır:

‘Mümin/Müsliman aynı delikten iki defa sokulmaz’

Bu hadisi benim haricimde, gazeteciler, siyasetçiler, hükümetteki yetkililer ve kısaca bu konuyla ilgilenen herkes biliyordur.

Biz bu sorunu tam 32 yıldır yaşıyoruz.

2016 yılının başından bugüne kadar tam ondokuzuncu büyük çaplı patlama ve terör olayı.

Bu yüzden acımız artıyor, bu yüzden soruların ardı arkası kesilmiyor ya zaten.

Ve zihnimizi zorlayan soruların ardı arkası kesilmiyor.

Devleti yönetenler, bürokratlar ne yapıyor acaba? 400 kiloluk patlayıcı İstanbul’a ve şehrin göbeği Beşiktaş’a ve hatta istihbarat binasının bir km. yakınına nasıl ulaşabiliyor?

İstihbarat çalışmalarını üstlenenler ne yapıyorlar acaba?

Hükümetteki görevliler ne yapıyorlar acaba?

Bu soruları sorunca, bir kesim hemen hükümetin suçlandığını düşünecek, biliyorum.

Aziz milletimizin kıymetli evlatları, sizlere sesleniyorum.

Dışarıdan görüldüğü şekliyle ülkemizde din ve dini değerler çok önemli duruma ulaşmış durumda.

Bu yüzden de size Peygamberin hayatından örnek vereceğim:

Peygamber, Medine’de şehir devletinin yöneticisi durumunda iken, tam bir devlet adamı örneği sergilemiş ve şehrin bütün gruplarıyla, onların niyetlerini bilse dahi barış ve saygı çerçevesinde hemhal olmuştur.

Mekke fethedilip, Medine’ye döndüğünde yaşantısında hiçbir değişiklik olmadan, sade hayatını yaşamaya devam etmiştir.

Yönettiği şehir devletinde ayrıştırmacı değil, birleştirici bir tarzı uygulamıştır.

Ve en önemlisi; varlıklı bir şahsın hırsızlık olayı yaşandığında, insanların o kişi varlıklı ve mevki sahibidir, cezasının infazı noktasında acaba soruları oluştuğunda, o müthiş hukuk anlayışı ve mantığını sergileyen sözünü sarfetmiştir: ‘Kızım Fatıma dahi olsa, hırsızlık yaptığında cezasını bizzat kendim uygularım’.

Devlet, o ülkede yaşayan bütün bireylerin (parti farkı, din ve düşünce farklılığı olmadan) ortak noktaları üzerine kurulu olan yapıdır.

Ve o devleti yönetenler, hükümette olanlar, her bireye eşit mesafede olmak zorunda olup, bütün bireyleri kucaklamak zorundadırlar.

Kürt kökenli halkın temsilcileri göz altında iken, acaba kimler muhatap alınıp bu sorunun çözülmesini düşünüyorsunuz. Çok merak ediyorum.

Olması gerekenler bu değil.

Olması gereken ve normal olan aslında:

Ön plana çıkıp devleti yönetme görevini elinde bulunduranların; zıtlaşmakdan çok orta nokta bulmaya, ayrıştırmacı olmaktan çok, birleştirici olmaya, külhanbeyi gibi olmaktan çok, kibar bir devletadamı olmaya, enerjisini gerilimden değil, içindeki empati duygusundan almaya kendini adamış kişiler olması.

Bu normaliyse, biz neyi yaşıyoruz Allah aşkına…

Almanya’da dün konuşulan bir konu zihnimde sorular oluşmasına sebep oldu, sizinle de paylaşmak istedim.

Türkiye’nin istihbaratı Almanya’da çalışma içindeymiş ve bu tespit edilmiş.

Şaşırdım kendi kendime.

Ülkedeki bütün sorunlar bitti, bütün istihbari çalışmalar çok düzgün çalışıyor ki, sınırların dışına çıkmışlar diye düşündüm.

Eğer bu gerçekten böyleyse.

Demek ki bu saldırıyı düzenleyenler, bütün planlarını başka ülkede yaptılar.

400 kg. patlayıcı özel makinalarla İstanbul-Beşiktaş’ a ışınlandı.

Bu işi üstlenen örgütün içindeki istihbarat elemanları hiçbir bilgi ulaştırmadıklarına göre, demek ki internet sitesindeki bilgi de yalan.

Demek ki bizim, bu gibi terör saldırılarını önlememiz için, ışınlanmayı durduracak yeni bir alet geliştirmemiz gerekiyor.

Şimdiden mühendislerimize kolaylıklar diyorum.

Sevgiyle ve huzurla kalın.

 

 

 

 

1 YORUM

  1. Soyaddaş olduğumuz(Soyadım Eskicioğlu”dur) genç yazarıilgiyle okuyorun.Yazılarının İslami referanslı oluşu müsbet bir ayrıcalık..Son feci hadiseyle ilgili görüşleriyle mutabık olduğumu belirtmek isterim.
    O büyük acıyla mukayese edilemezse de,çağrıştırdığı bir başka kanayan yarayı da unutmayalım derim.
    Esrarengiz 15 Temmuz belasının ateşi,çok şükür topyekun memleketi yakmadıysa da, günahsız onbinlerce genç insanı ve ailelerini mağdur edişiyle ülkeye de zarar vermiştir:Toplum barışı ve huzuru,ekonomi,hukuk,adalet ve heder edilen onbinlerce genç beyin açısından…Dış itibarımız bağlamını en iyi siz değerlendirebilirsiniz.Selam ve dua ile..(Bencileyin İhtiyarlardan dua beklenir.)

CEVAP VER