‘Cadı avı’ terimi yanlış kullanılıyor..

9

Başkanlık sistemini getirmeyi amaçlayan anayasa değişikliği paketi kazayı uğramadan Meclis’ten geçti.

AK Partili milletvekilleri gecelerini gündüzlerine kattılar, bazen Greko Romene, bazen yağlı güreşe dönüşen oturumları başarıyla geride bırakarak gözlerini yollara diktiler…

Referandum sınavı yollarda geçecek çünkü.

En son referandumu hatırlıyor musunuz?

“Yetmez, ama Evet” sloganını meşhur eden referandum (2010).

Anayasanın hukuk düzeniyle ilgili 26 maddesi oylanmıştı ve yüzde 58 gibi rekor bir oyla halk tarafından kabul edilmişti.

O zaman da AK Parti milletvekilleri yollara düşmüşlerdi o sonucu almak için…

Bu defa beklenti yüzde 58 çıtasının da üstü.

Özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yakınlarına “Yüzde 60” oranını telâffuz etmesinden sonra…

Hukuk sistemiyle ilgili referandumda AK Parti’nin klasik seçmeni olmayan çevreler de “Yetmez, ama Evet” kampanyası eşliğinde oylarını kullanmışlardı.

Şimdilerde ‘Ulusalcı’ denilen çevrelerin bir bölümünden oy beklendiği anlaşılıyor.

Bir bölümü, çünkü eski taraftarlarının “Erdoğancı oldun” suçlamasına muhatap Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek, bir süredir, “Başkanlık sistemi olmasın” deyip duruyor.

Yakınlarına buna rağmen “Oyunuzu verin” der mi?

“Der” diyene rastladım AK Parti çevrelerinde…

Milletvekillerini esas düşündüren ise, kamu görevinden “FETÖ’cü” oldukları gerekçesiyle ilişkisi kesilenler… Sayıları 140 bini aşmış insan…

Onların bir bölümü cezaevinde oldukları için oy kullanamayacaklar, ama cezaevinde olmayan eski AK Parti seçmenleri ile cezaevindekilerin yakınları milletvekillerini tasalandırıyor…

Yakınlarla birlikte sayıları 1 milyona erişen bir gruptan söz ediyoruz.

Seçimlerde AK Parti’ye oy vermiş, referandumlarda sadece oy vermekle kalmamış, canla başla çalışmış bir grup…

Ak Partili bir dostum “Seçim bölgeme gitmeye çekiniyorum” demişti bir süre önce; kendisine iletilen yanlış gözaltına almalar ve tutuklamalar şikâyetleri sebebiyle…

Ciddi bir sorun bu.

Beklenti, şimdiye kadar çok sert yürütülen sürecin aradaki zaman diliminde yumuşatılacağı…

Pek çok insan bunu yakınları için bekliyor da, AK Partililer referandum başarısı için böyle bir beklenti içerisindeler…

“Cumhurbaşkanı yumuşamaz” diyen de var, “Sertleşmenin dozu bugünler yumuşatılsın diye artırıldı” diyen de…

Hangisi doğru bilmiyorum, ama bildiğim bir şey var, uygulamalar sebebiyle büyük sıkıntı çekiyor siyasiler…

Kısa süre önce bir öğretmen çevresine düşmüştüm; orada anlattılar: Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevden alınan bir öğretmen başına bu işin neden geldiğini de bilmiyormuş; ByLock’u bile yokmuş çünkü ve AK Parti’ye yakın sendikanın da faal üyesiymiş, anlatılana göre…

İki ay göreve iade edilmeyi bekledikten sonra, medar-ı maişet motorunu çalıştırabilmek, yani eve ekmek götürebilmek için, çareler aramaya başlamış.

Her kapıdan döndürülmüş…

Sonunda pazarda limon satmaya karar vermiş… Orada da kendisini okuldan tanıyan bir zabıta, “Vatan hainlerine burada yer yok” deyip kasasına tekmeyi vurmuş, adamı kovmuş…

Emin olun inanmak istemedim.

Tereddüdümü görünce şu uygulamayı hatırlattılar:

Meğer KHK ile görevden alınanların listeleri Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) gönderiliyormuş; herhangi bir işyeri, kapısına gelen kişiye ihtiyacı olduğu veya yardım etmek için sahip çıkarsa, sigorta işlemi sırasında bu durumdan haberdar olunuyor ve işyeri patronu aranıyormuş…

Adamı/kadını kovması için…

Bir ara ‘Cadı avı’ benzetmesi yapılmıştı da, Cumhurbaşkanı Erdoğan “Cadı avıysa cadı avı” demişti ya… Birileri ‘cadı avı’ terimini gerçekten yanlış anlıyor…

‘Cadı avı’ terim olarak en son ABD’de 1950’li yıllarda McCarthy denilen adamın açtığı kampanya sırasında kullanılmıştı. McCarthy listeler açıklıyor, o listelerde adları bulunanlara iş verilmemesini istiyordu.

Geçen yıl gösterime giren Trumbo filminde anlatılan dönem.

Ancak o dönemde işlerine son verilenler olsa bile arkalarına düşülmüyor, kovulanlar buldukları başka işlerde çalışabiliyordu.

Trumbo Hollywood’ta ünlü filmlere imza atmış bir senaristti, o yıllarda film şirketleri başka isimlerle yazdığı senaryoları filme bile çekebildiler…

O dönemde yazdığı senaryolar 2 Oscar kazanmıştı Trumbo’nun…

Referandum olacağı için hava yumuşar mı?

Ben her zamanki gibi iyimserim ve yumuşayacağı kanaatindeyim.

Bu defaki referandum kampanyaları biraz çetin şartlarda geçecek gibi çünkü…

Sizler de iyimser olunuz.

 

9 YORUMLAR

  1. Şimdi işinden olanları geri alirlar hapisde olanlaride tahliye ederler ve bu oyunuda oyniyanlari tekrar kahraman ilan ederler.
    Bunun yani sıra Süriyeli multecileride oy makinesi olarak kabul edersek ve oy sayımı sirasında terfolara bir kaç kedi gönderildiğinde istedikleri oyu rahatlıkla ulaşmalari pek zor olmaz, zaten bizim millet kahraman liderleri ne derse ona inanır sorgusuz sualsız biyat ederler bunun için yapılan kötülükleri çabuk unutürlar.
    Biz millet olarak vatanım için canımı seve seve veririm suloganın yalnış olduğunu ve vatanın refaha kavuşması ölü değilde dirilerle mümkün olduğunu bilp anlamak gerek.Vatanım için ölmem! Fakat vatanım için yaşarımkı o vatana faydam olsun.

  2. Menhus 15 Temmuzdan çook filmler,romanlar çıkar,hepsi de dram..
    Bir TV kanalında dün akşam(21 Ocak) konuşan CHP.Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen”in bu konuda anlattığı olaylardan ikisini paylaşalım. Pekşen diyordu ki:”Eşi tutuklu olan,kendisi de ihraç edilen,mal varlıkları bloke edilen bir kadın Savcı; ailenin geçimini sağlamak için,evlere TEMİZLİĞE gidiyormuş. sayısız mağduriyetlerden bir örnek daha,zamanın Bursa Valisi ve bazı bürokratları,Bursalı bir müteahhidi çağırarak,yapılmakta olan öğrenci yurduna yardımda bulunması istenmiş.İşadamı,çok sıkışık olduğunu söylemişse de,ısrar üzerine yardım yapmağı kabul etmiş.Vee bu mecburiyet kendisine pahalıya mal olmuş;15 Temmuzdan sonra,”Fetö terör örgütüne maddi yardım” suçlamasıyle TUTUKLANMIŞ!..
    Bazen,emekli memur maaşımı babaları hukuka aykırı biçimde tutuklu olan torumlarımla paylaşıyorum.Huzurevi ücretinden kalanı bankamatiğimi verdiğim anneleri çekiyor.Bense,maddiyat birşey değil,manevi eza çekiyorum.
    Yüzbini aşkın ve büyük çoğunluğu günahsız olanlar için “içeride” olmak kadar değilse de,dışarda olmaları halinde de durumları parlak olmayacak.Aslanın midesine itilen ekmeklerini çıkarmak için çook sıkıntı çekecekleri kesin.
    Onlarca,”zanlı” keyf için canına kıymadı.Bu gidişle,canından olmayanların bir bölümü de muhtemelen beden ve ruh sağlığından olacaktır.
    Aklım almıyor,vicdanım şunu reddediyor: Generalliğe kadar o sayıda rütbeli askerin,belirgin özelliği İslami referans olan “İmamın ordusu”nda er olması nasıl izah edilebilir?..
    Sorular,sorunlar yumağı olarak herzaman esef ve acıyla hatırlanacak olan 15 Temmuz tek ayak üzerinde mi yürüdü?..”Topal ördek”nitelemesi bile yetersiz kalıyor.
    Böylesi muğlak vetartışmalı bir konuda,hukuksuzluğun egemen olduğu “yargısız infaz”sürecinin açtığı sosyal yaralar derinleşip,kangren olmadan çaresine bakılmalıdır.

  3. hava yumuşasada sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer. dayaktan elleri kızaran bu halkın siyasetçiye tek dayak atma fırsatı sandık. bu böyle biline. bahçelinin kumpası da bu bağlamda okunmalı.

  4. Tamam suclular cezalandirilsin, ama banka, kermes gibi konulardan dolayi insanimizi magdur etmeyelim. Bunlar genc ve kucuk cocuklari olan insanlar. Devletimizin bu konuda anlayisli olmasi lazim, neticede dini duygulari somurulmus insanlar.

  5. Yazıyı okuyunca Mehmet Akif in “Acem Şahı” adlı şiirini aklıma geldi.
    “Nasibin yok mudur bir parça olsun ademiyyetten?
    Nasıl aldırmıyorsun yükselen feryada milletten?
    Emin ol bunca mazlumun yüreklerden kopan ahı,
    Tepeden indirir, elbette bir gün la’netu’llahı.” Mehmet Akif
    Umarim bu girdikleri yoldan bir an önce vazgeçerler.

  6. Cezaevindeki tutukluların da oy kullanma hakkı var hükümlünün yok. Ohal’ de bu hak engellendiyse başka.
    Suçu sabit olmayanın maişetini aramak için başka işlerde çalışmasına engel olmak ne İslami ne de insani davranış. Zaten bir şey insani değilse İslamide değildir.

CEVAP VER