Değişen Derin Devlet ve Adil Öksüz..

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

 Derin devlet diye isimlendirilen yapının hala daha ne olduğu kesin olarak tanımlanabilmiş değil. Derin diye isimlendirilmesinin bir sebebi de zaten tanımlanamaz olması.

Hukuk devleti dediğimiz yapıda, devlet bir tanedir ve derini ya da paraleli olmaz. Ancak bu durum belki de dünyanın hiç bir ülkesinde hayata geçirilememiştir. Hele ülkemizde bu daha da zor.

Neden mi?

Türkiye’de siyasetle ve devletle ilgili konularda bütün bireyler meraklı oldukları ve kendilerince fikir sahibi oldukları içindir ki; devlet hukukun işlediği en büyük örgütlenmeden ziyade, gizemli, girift ve kökü yüzyıllar öncesine dayanan bir yapı olarak algılanır.

‘Devlet böyle karar vermiş ve böyle yapıyorsa bir bildiği vardır’ kollektif inancından dolayı zaten şu an Sn. Erdoğan’ın başkanlık konusu ve yaptıkları da, tamamiyle teslimiyetçi ve kaderci açıdan desteklenmektedir.

Evet diyenler; ‘o ne yaparsa bir bildiği vardır’ inancıyla evet demektedirler.

Derin devlet konusu da bu açıdan bakıldığında, halkımızın bilmediği ama gizemli olmasından dolayı çekici geldiği bir konudur.

Nedir derin devlet?

Altı kör adamın bir fili tanımaya çalışması hikayesini hepiniz duymuşsunuzdur.

Altı kör adam bir filin çeşitli uzuvlarına dokunarak onu tanımlamaya çalışırlar.

Derin devlet konusu da aynı bu hikayede olduğu gibidir:

  1. Adam yada adamlar derin devletin karnına dokunurlar ve duvar gibi olduğuna karar verirler. Araştırmaya çalışan siyasiler ve gazetecilerin karşısına duvar gibi çıkar o yüzden.
  2. Adam yada adamlar derin devletin sivri dişine dokunurlar ve sivri mızrak gibi olduğunu görürler. Geçmiş yıllarda faili meçhullerle birçok insanı ortada kaldıran derin devlet, sivri dişini göstermiş ve bunu araştırmaya çalışan siyasi yada gazeteci de o sivri dişlerin kurbanı olmuştur. Uğur Mumcu, Turgut Özal gibi.
  3. Adam yada adamlar hortumunu tutup, onu yılan diye tasvir etmişlerdir. Dürüst liberaller ve solcular derin devleti araştırmaya çalışmışlar ve onun yılan gibi tehlikeli bir yapı olduğu kanaatine varmışlardır. Bülent Ecevit gibi, Uğur Mumcu’nun eşine cevap veremeyen siyasiler gibi.
  4. Adam yada adamlar filin dizini elleyip, onu ağaca benzetirler. Ülkemizdeki mhp kökenli siyasi yada siyasi olmayan birçok kişi ve askerler derin devletin ağaç gibi kökleri ta Osmanlı’ya ve Teşkilatı Mahsusa’ya dayandığını ifade ederler. Birçok dizide bu şekilde anlatılan konu da budur: devletin esas kurucuları ve aksakallılar… Bunlar için de, derin devlet çınar ağacı gibidir.
  5. Adam yada adamlar kulağını elleyerek, fili yelpazeye benzetirler. Derin devletle bir şekilde tanışan, derin devletin değdiği kişiler de; onun yapısını, insanları dinleyip, takip etmelerini çok iyi bildikleri için, kulağa benzetirler. Her durumda takip edip izlediğini sürekli vurgulayıp, onun gizemine gizem katarlar.
  6. Adam yada adamlar kuyruğunu tutup filin halat olduğunu ifade ederler. Ülkemizde bu konuyu araştıranlar da, Nato ve soğuk savaştan sonra kurulan kontrgerilla gibi gerçekliklerden dolayı, başka gizli servislerle aradaki halatları görmüşler ve halat gibi bağlı olduğunu ifade etmişlerdir.

 

Derin devletin birçok farklı yüzünü her alanda görmekteyiz zaten. Medyada, gazetelerde, üniversitelerde, büyük şirketlerde, velhasıl her alanda.

Günümüzde ne oldu bu derin devlete diye aklımıza gelmiyor değil.

Derin devlet değişip, şekil değiştirmişti ve bugün de bu değişim tekrar devam etmekte.

Ortaya çıktığı zamandan beri hücre usulü çalışan fetö yapısı aslında ilk zamandan beri derin olma özelliği olan bir yapılanmaydı. Çeşitli şekillerde ve çeşitli zamanlarda (1970’den bu yana) devletle pazarlıklar yapılıyor ve yavaş yavaş derin devlete sızmaları devam ettiriyorlardı.

Bütün dünyaya açılımla beraber gelen akp iktidarı fetö yapılanmasına derin devlet olma özelliğini de kazandırmış oldu.

Hem Okyanus ötesinden gelen destek, hem akp’den gelen destek buna yeterli olmuştu.

Solcu ve laik asker ve polis kökenli yapı, fetöcü ve hücre usulü ile çalışan yapıya dönüşmüş oldu. Fetö yapılanması buna çok uygun olduğu için, akp bundan çok da rahatsızlık duymadı.

Kavga da aslında derin olanın, su üzerinde olan ve görünen olana tahakküm kurmak istemesiyle başladı.

Şimdi soruyoruz doğal olarak: Ne oldu bu derin fetöcüler?

Yada farklı şekilde sorarsak: ne oldu fetöleşen derin devlete?

Akp iktidarının ‘hala tehlike geçmedi’ demelerinin sebebi de, işte bu fetöleşen derin devlet.

Neredeler, ne yapıyorlar?

Başkanlık sistemi için mhp ile kurulan ittifak da aslında, bir bakıma fetöleşen derin devleti ivedilikle daha önce de olduğu gibi milliyetçi-devletçi şekle sokmak.

 

Adil Öksüz’ü bulamıyoruz.

Nerede, nasıl oldu da gözaltında iken salıverildi?

Fetöleşen derin devletin görünen yüzü olduğu için.

Derin devletin iki taraflı çalışanı olduğu için….

 

Acaba kaç tane adil öksüzler vardır diye de aklıma gelmiyor değil.

Reina saldırganı yakalanınca, darısı Adil Öksüz’ün başına diyerek, onun da yakalanması için temmennilerini yazan birçok gazeteci de aslında bunun mümkün olmayacağını biliyor olmalılar.

Bu kirli ilişkilerin konuşulması gereken kurul, darbe inceleme komisyonundan ne sonuç çıktı, o da belli değil.

Nasıl Adil Öksüz’ün ne olduğu, nerede olduğu bilinmiyorsa, 15 temmuz darbe girişiminin de aslında ne olduğu bilinmiyor.

Adil Öksüz kayıp, bulunamıyor tamam.

Biliyoruz ki; derin devletin adamıydı ve devlet iki taraflı çalışmasına müsade etti ve saklıyor.

Peki 15 temmuz gecesi ne oldu kuzum?

Bu sorular aklımızda iken ‘EVET’ mi diyeceğiz ‘HAYIR’ mı?

 

Derin devletle ilgili soruları yöneltip, ne oldu diyoruz?

Gizli tanık ve itirafçı fetöcülerin varlığı, derin devletin cevabını bize veriyor aslında.

Kim olduğunu bilmediğimiz gizli tanıklar.

Hukuk devletinde herşey açık ve hukuki olmalıdır diye inansak da, gizli tanık programları hukuku sindiremediğimizin göstergesidir aslında ve tabii derin devletin de…

Kim bilir Adil Öksüz de gizli tanık olmuş mudur yoksa?

Biz bulunsun derken; dünyanın başka bir yerinde devlete çalışmanın ödülünü almış, gayet rahat, tadını çıkarıyordur hayatın belki de, ne dersiniz….

 

Sevgi ve bilgiyle kalın….

CEVAP VER