Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi’ne girilir mi?

0
Utku Karagülle
1987 yılında Balıkesir'de doğdu. Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü'nde lisans eğitimini tamamladı. Bir süre özel bankaların teftiş kurullarında çalıştı. Şu an bir kredi derecelendirme firmasında analist olarak çalışmaktadır.

Ay sonunda işçilerin Ocak 2017 maaşları yattığından beri etrafımda gözlemlediğim en güncel ekonomi konusu bireysel emeklilik kesintileri. 1000’in üzerinde personeli olan kurumlarda çalışan ve belirli bir yaşın altında olanlar otomatik bireysel emeklilik sistemine dahil edildi. Bu ay da maaşlarından ilk kesinti yapıldı. Kesilen tutarlar da az buz değil hani. Çevremde şimdiden sistemden çıkış başvurularını yapanlar var. Bazıları ise memnun, “Ben kendim para biriktiremiyorum, bu sayede kenara para atmış olurum” diyorlar. Peki otomatik bireysel emeklilik sistemi (Otomatik BES) iyi bir yatırım mı?

Otomatik BES’in selefi: ‘Nema’

Ne derece iyi olduğunu söyleyebilmek için önce bir karşılaştırma yapalım. Ancak bu karşılaştırmayı diğer ürünlerle, örneğin dolar, borsa, yatırım fonu vs. türleri ile değil, geçmişteki benzer uygulamalar ile kıyaslayalım. Yaşı yetenler hatırlayacaktır, eskinden ‘Tasarruf Teşvik Fonu’ diye bir sistem vardı. Halk arasındaki adı ile ‘Nema’. Sistem en basit haliyle şu şekilde işliyordu: Devlet maaşınızdan zorunlu olarak kesinti yapıyor, bu kesilen paraları bir hesapta biriktiriyor, daha sonra çalışanlara belirli bir faiz (nema) ödüyor. Zorunlu kesintinin adını BES katkı payı, ödenen nemaya da emekli maaşı dersek, bu iki sistemin benzediğini söyleyebiliriz. Devletin buna benzer başka uygulamaları da yakın tarihimizde yer almaktadır: Konut Edindirme Yardımı (KEY) vb.

Geçmişteki uygulamalara bakınca bu sistemlerin pek de hayal edildiği gibi işlemediği görülmekte. 80’lerde başlayan Nema ve KEY sisteminde biriken paraların zamanla eridiği, amacına uygun bir şekilde kullanılmadığı ortaya çıkmış ve herkesin bu paralardan umudunu kestiği bir zamanda Ak Parti zor da olsa hak sahiplerine ödemeleri yapmıştı. Ancak alınan paralarla sisteme yatırılan paralar kıyaslandığında oldukça kötü bir yatırım aracı olduğu ortaya çıkmıştı. Zira Türkiye gibi enflasyon, piyasa faiz oranı, döviz kurları vb. göstergelerin değişkenliği, uzun vadeli plan program yapmaya elverişli değil.

Bir de yine eskilerden başka bir örnek verelim: Bankerler. 80’lerde her köşe başında türeyen bu bankerlerin yaptığı şey çok basitti: Örneğin 1000 liranız var, banka buna 100 lira faiz veriyorken, banker 300 lira veriyor. Banker aradaki ekstra 200 lirayı nereden buluyor? Kendisine yeni 1000 lira getirenlerden. Bu şekilde bankalardan daha yüksek faiz vereceği iddiasıyla sürekli olarak yeni 1000 lira toplamaya devam ediyor. Para topladıkça sorun yok, ilave faizi ödeyebiliyor. Ama gün geldi, sisteme yeni para yatıran olmadı, işte o zaman bankerler kayıplara karıştı, yatırılan paralar buhar oldu.

Distopya

Banker ve Nema örneklerini birleştirdiğimizde şöyle bir kötü senaryo oluşuyor kafamda. Bireysel Emeklilik Sistemi henüz zorunlu değilken başlayan %25 devlet katkısını, bankerlerin ilave verdiği faize benzetiyorum. Sisteme katılanlar devam ettikçe, sistemdeki fon büyüklüğü arttığından, katkı ödenecek olanlara paraları ödenmesi sorun olmuyor. Fakat ya sisteme yeni girişler yetmemeye başladıysa? Bu durumda devletin zorunlu katılım koşulunu getirilmesi oldukça tutarlı olurdu. Üstelik toplanan bu fonların Türkiye Varlık Fonu’na dahil edilerek devlet eliyle yönetilecek olması da kuşkuları iyice artırıyor.

Varlık fonuna dahil edilip yönetilen bu tasarruflardan 30 yaşındaki bir insanın faydalanabilmesi için en az 10 yıl sistemde kalarak toplam 26 yıl beklemesi gerekiyor. ‘Nema’ların ‘KEY’lerin bundan daha kısa süreler içerisinde pul olduğu gerçeğini düşününce 26 yıl sonra Otomatik BES’ten devlet katkısını alarak özel emekli olmak bana çok güvenilir gelmiyor açıkçası. Bugün bir banka bana borç verirken eğer herhangi bir maddi teminat (ipotek, araç rehni vs.) vermezsem en fazla 4-5 yıl vadeli kredi veriyorken benim devlete ve bankalara 26 yıllığına borç verip ‘al bunu işlet’ demem çok mantıklı değil gibi.

Ancak sistem sorunsuzca çalışırsa, küçük yatırımcı için %25 devlet katkısı sayesinde dolarmış, faizmiş, borsaymış falan, BES’in getirisinin yanına bile yaklaşamaz. Zaten benim varsayımım da olası bir distopya sadece. Siz yine de bu sistemde kalıp kalmamakla ilgili olarak bir uzmana başvurun. Umarım benim düşüncelerim sadece bir kuruntudan ibaret olur ve ülkemizde düşük olan tasarruf oranlarının artırılması açısından önemli katkı sağlayacak bu proje tıkır tıkır işler.

CEVAP VER