EYY KILIÇDAROĞLU ve Burnundan Kıl Aldırmayan İktidar

3

Referandum mitinglerinin bütününde, Erdoğan’ın, Yıldırım’ın ve Bahçeli’nin kullandığı “Eyy Kılıçdaroğlu” ile başlayan hitabeti adet olarak saymadım, ama binlerce kez böyle seslenildi desem yanılmış olmam.

Kılıçdaroğlu’nu şöyle sıfatlandırıyorum. Pasifist (savaşa ve şiddete karşı), Nihilist (hiç/mütevazi de denebilir) ve Fütürist (gelecekçi olumlu bilimci) biri.

Kılıçdaroğlu’nun mitingler süresince 18 maddeye odaklı anlatımları ve madde madde izahı takdire şayandı. Polemiğe girmedi. Şahsıyla ilgili bu kadar uğraşılmasıyla ilgili benim duyduğum tek cümlesi; “Kılıçdaroğlu size ne yaptı?” cümlesidir.

Çok çalıştı. Mütevazı idi. İmkanları ölçüsünde elinden tüm geleni yaptı. Kimi CHPli vekillerin yanlışlarını sahiplenmedi, dillendirdikleri ve negatif reaksiyona neden olan düşünceleri doğru bulmadığını söyledi. Polemikten uzak durdu. Beni boşverin, maddeleri konuşun diye uyardı durdu “Evet” cephesindeki liderleri. Anayasa değişiklik paketiyle gelecekte karşılaşılması muhtemel problemleri, fütürist biri olarak tek tek izah etti. Sakıncalarını sıraladı.

Ülkemizde güçlü bir demokratik sol partinin bulunması, vatandaşların eğilimlerindeki bu sola kayışı demokratik ve sağlıklı bir çerçeve içinde tutmaktadır. Ve bu tek başına en önemli etkendir.

Referandum süresince Kemal Kılıçdaroğlu’nun takındığı tavrı, söylemlerini ve beyefendi duruşunu takdir ettim. Ayakta alkışlıyorum. Yanlışa yanlış, doğruya doğru bir liderlik gösterdi. Devletin tüm imkanlarının “Evet” için seferber edildiği ve buna mukabil “Hayır” cephesinin imece usülü ile iş gördüğü referandum sürecinde alkışlananların başındadır Kılıçdaroğlu.

Haricen Meral Akşener, Ümit Özdağ, Sinan Oğan da “Hayır” için tüm imkanlarını seferber eden ve il il kampanya yürüten fertler olarak imece cephesinde yer aldılar. Alkışı hakettiler.

R. de Gourmont’un sevdiğim bir sözüdür. “Bir gerçek arandığı zaman, asıl korkunç olan şey, bulunmuş olandır.”

Söyleyeceklerim İktidarı rahatsız edecek beyanlardır. Ama net tespitlerdir.

İktidar tarafında şöyle bir argüman var. Ve bu durumu nazardan kaçırıyorlar. Halkın yüzde ellisi “Hayır” demiş. Nedenlerin en başında tumturaklı sözler, ahkam kesen, karşı tarafı önemsemeyen, ezmeye çalışan bir üslupla halka hitap edilmesi, oluşan puan kaybı için kırılma noktasını oluşturuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Zafer konuşmasında “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözleri yerine; “İtiraz yolları açıktır, YSK’ya başvursunlar. Varsa bir yanlış düzeltilir” demek suretiyle daha kucaklayıcı ve ülke genelini sahiplenici cümleler kurmasını bekledim. Kendi sözüdür “dikleşmeyeceğiz, ama dik duracağız” sözünün gereğini en azından ülkesindeki yurttaşları için uygulamalıdır.

Başbakan Yıldırım Balkon konuşmasında bu mukabilde bir hitabetin olmaması düşündürücüdür. Haricen Ankara’da Melih Gökçek’in vatandaşla “gezi zekalı” diye twitler ile polemiğe girmesi, iktidar cephesinin burunlarından kıl aldırmamaya devam ettiğini gösteriyor. Kazanılan zaferinizi bu duruşunuz gölgelemektedir, bilesiniz.

Biriniz çıkıp da şunu dese ya iktidar kanadında: Kazanmış olsak bile, çıkarmamız gereken dersler olduğuna kani olduk. Şurada şurada yanlışımız var. Bunları düzelteceğiz dese ve yüzde ellilik bölünmenin traşlanabileceğini ilan etse. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; Cumhurbaşkanı’nın, İktidarın ya da AKP’nin siyasetteki dilinin değişmesi, yumuşamasıdır.

Kibir ve enaniyet bir soğandır. Her defasında bir katını soymak gerek. Kimi siyasilerin kibri rezidans misali kat kat, soy soy kalıbına varamıyoruz.

Ne demiş Yavuz Sultan Selim Hazretleri: “Devletleri yıkan tüm hatanın altında, nice gururun gafleti yatar.”

Pirus zaferi, yıkıcı büyüklükte kayıplar pahasına kazanılan bir zaferdir. Kazanılan zaferin verilen kayıplardan sonra anlamsız hale gelmesini ifade eder. Bu uyarılarımız makes bulmayabilir. Ama “Bade Harab-ül Basra” denmemesi için acizane ikazlardır. Takdir ve tasarruf, iktidardadır.

Dün de ifade etmiştim yazımda. Kişisel kanaatimdir.

Konsensüsle yeni bir anayasa yapılmalıdır.

Ufukta bir erken seçim belirmiştir.

Merkez sağ, yeni bir partiye gebedir.

AKP kurulurken kullanılan maya artık bozulmuştur. Maya bir arada tutmaya yetmiyor artık.

3 YORUMLAR

  1. Asil onemlisi, kimse acikca dile getirmese de, Erdogan’in sihrinin artik etkisiz oldugunun bir kere daha (2015’de AKP’nin iktidar olamadigi secim ilki idi) gorulmesi. Kisacasi “gokten yere indi” halk nezdinde.

    Ben hala AKP’nin 1.0 haline geri donmesini isterim ama umudum yok. Bundan sonra “halk muhalefeti” ancak Turkiye’yi duzluge cikartir, partilerden ziyade. Bu yonde bir irade oldugu ortada ama zor olan uc ve militan noktalara, soylemlere firsat vermeden onu aktif hale getirmek.

  2. Kılıçdaroğlu da kendi çapında lider ve bulunduğu konum onu yeterince tatmin ediyor, fazlasına gücünün yetmeyeceğini biliyor , kabullenmiş bence. Benim gördüğüm bu. Söylemleri ve tavrı konusunda söylediklerinize katılıyorum lakin, Kılıçdaroğlunu hiçbir zaman dürüst bulmadım, tabii bunda bir akrabamın birebir yaşanmışlık olarak aktardığı bir vukuatın da etkisi büyük. Referandum sürecinde devletin imkanlarının evet yönünde kullanılmasına tepki gösterilecekse en başından tepki gösterilecekti, tmm dile getirdi ama bugunki haşmetiyle değil. Belki hayır çıkacağını düşündü ve bu durumu muhatabını iyice aşağılayıcı bir enstruman olarak kullanacaktı kimbilir, ama bugün çıkıp ta referandum sonucunun şaibeli olduğuna dayanak yaptığı konular arasında zikretmesini pek etik bulmuyorum doğrusu. Ama vakti zamanında su götürmiycek bir doğruydu, yalova chp milletvekilinin fetva çağrısına diyanet işleri başkanı cevap vermedi lakin evete fetva veren makamlar çıkıp bunun da fıkhi yönünü inceleyebilirlerdi, isabet olurdu.
    Hasılı bugünki yazınız da içeriğiyle zengin, isabetli tesbitler, uslubuyla ve ufkumuzu açan satıraralarıyla ocak medyadaki en super yazı olmuş. Takipteyiz…

CEVAP VER